evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ali  KUTLU

Ali KUTLU

YÜZÜKLERİN KÖLESİ

Rahmetli garip adamdı vesselam. Şekspir’in aslında Müslüman ve gerçek  adının şeyh pir olduğunu söylediği  videosunu  seyrettiğimde aklıma Karl Marks'a Das Kapitali cinniler yazdırdı sözleri geldi. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Aynı hastalıklı kafa çocuk felci aşısının  aslında gizli bir kısırlaştırma silahı olduğunu ve kesinlikle aşı yaptırılmaması gerektiğini söylediğinden beri  nüfusumuz maaşallah  %60 arttı ve çocuk felci ülkemizden silindi gitti.

Yüzüklerin efendisi kitabının yazarı İngiliz edebiyatçı J.J.R. Tolkien’e fantezi kurgu eseri şeytanın ilham yoluyla bizzat yazdırdığı ve kast edilen yüzüğün aslında Hz Süleyman'ın yüzüğü olup böylece kutsal değerlere saldırıldığını okuduğumda rahmetli öldü ama fikirleri yaşıyor diye düşündüm.

Eserin sinema versiyonunda alçak gönüllü , dünya hırslarından sıyrılmış evliya gibi tatlı mı tatlı bir Hobbit (cüce ) olan Frodo'nun omuzlarına çok ağır bir görev yüklenir.

Kendisine sahip olan kişilere  insanlara hükmedebilmek için olağan üstü güçler kazandıran, fakat zaman içinde sahibini de etkisi altına alıp kölesi yapan, kötü kişilerin ellerinde son derece tehlikeli olan sihirli yüzüğü ilk üretildiği  yere götürme ve yok etme görevidir bu.

Yüzüğü daha önce bulup cazibesine kapılarak uzun süre saklayan, bu uğurda cinayet işleyen Smeagol'de lanetlenip, Gollum isimli çirkin bir yaratığa dönüşmüştü 

Frodo kudret yüzüğünü  eline aldığı anda yüzükten gelen gizemli fısıltılar  o ana  kadar hiç hissetmediği  duyguları içinde uyandırır  ve masum yüzünde bir anda şeytani ve vahşi bir ifade oluşur.

Yüzüğü hırsla kavrar ve ne pahasına olursa olsun elinde tutmaya karar verir. Fakat bir anda kudretli büyücü Gandalf'ın sarsması ve yüksek sesli uyarısıyla kendine gelerek asıl görevini hatırlar.

Yazar öleli çok oldu. Kitabı ne maksatla yazdığını bilemeyiz lakin yüzükle sembolize edilen iktidar gücünün kaçınılmaz şekilde insan karakter ve ahlakını bozucu, çürütücü etkileri olduğu kesin.

Rus filozof Mihail Bakunin '' En ateşli devrimciyi alın, ona mutlak iktidar verin, bir yıl içinde Çar'dan daha beter olacaktır'' der.

Koltuğuna yapışıp kalan liderlere en ağır eleştirilerde bulunan Obamaya bir televizyon şovunda dünya liderlerinin ne kadarı kaçık diye sorulur.

Oldukça önemli bir miktarı, ne kadar uzun süre o koltukta kalırlarsa, çılgınlıkları da aynı oranda artıyor'' diye cevap verir.

Fatisa'lı isimsiz bir filozof boşuna söylememiş; Şeytanın en sevdiği koltuk iktidar koltuğudur. Ona oturanı asla rahat bırakmaz diye.

İnsanlık taaa antik Yunan medeniyetlerinden beri iktidarın bu yozlaştırıcı etkisinin farkındadır. İşte o zamanlarda bile bazı şehir devletleri yönetici tiranlar için  ancak belli bir süre iktidarda kalabilme sınırı getirmişlerdir.

Amerika'nın kurucu babası George Washington tüm itibar ve gücüne rağmen tarihteki bu tecrübenin farkında olarak kendisi için iki dönemi yeterli kabul ederek görev süresi bittiğinde köyünün yolunu tutmuştur.

İlk başkanlardan Thomas Jefferson da Washington gibi üçüncü dönem için aday olmayacağını açıklayarak sözünde de durmuş. Başkanlığı devrederken ‘zincirlerinden kurtulmuş bir köle gibiyim bugün’ demiştir

İki dönem kuralı ABD'de adeta gelenek haline gelmiş, 2.nci. Dünya savaşının olağan üstü şartları hariç ABD'de gelen tüm liderler bu geleneğe uymak zorunda kalarak Güçlü liderlikten yana değil anayasal düzenden yana tercihlerini yapmışlardır.

Theodore Roosevelt gibi ilgi ve güç budalası başkanlar bile halkın tepkisinden çekinerek bu kuralı yıkmaya cesaret edememişlerdir.

Bu gün sözde değil özde demokratik anayasal yönetimlerin tartışmasız temel unsuru olan kuvvetler ayrılığı prensibi kuruluşundan itibaren ABD'nin temel özelliği olmuş ve

bu özellik sayesinde kafayı nükleer silahlara takmış, siyasal rakiplerine komplolar kuran paranoyak başkan Richard Nixon kongre tarafından yüksek mahkeme görevi yapacak senatonun önüne atılacağını anlayınca hiç kıvırtmadan pılını pırtını toplayıp istifa etmiştir.

Sistem başkanlara büyük yetkiler vermiş ama 2 yılda bir yapılan kongre,6 yılda bir yapılan senato seçimleriyle başkanları da koltuklarında rahat bırakmamıştır.

ABD'yi meşgul eden son zamanlardaki başkanın azli tartışmalarına birde bu gözle bakmak gerekir.

Güç yüzüğü en makul insanların bile aklını başından alıyor ve

yüzük bir insanda ne kadar çok kalırsa o kadar gerçek hayattan kopuyor.

Bence kimse böyle bir kötülüğü hak etmiyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.