TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Arif  KALAFAT

Arif KALAFAT

CUMHURİYETİ SİNDİRMEK

Her bayramın ardından bir yazı kaleme almak beni ziyadesiyle üzüyor ama yapacak bir şey yok. Onlar yanlış yapıyor, ben kaleme alıyorum.  Değişen bir şey oluyor mu? Kocaman bir hayır. İnsanlarımızın yüreğindeki Atatürk ve Cumhuriyet ruhu her geçen gün erozyona uğruyor.

Gelelim ilçemiz kapalı salonundaki bayram kutlamalarına… Hava yağışlı olunca bayram kutlamaları apar topar salona alındı. Salonun zemin temizliği bu şartlar altında güzeldi ancak insanların tribünde oturacakları sanki unutulmuştu. Bayramı izlemeye gelen her kes cebinden mendil çıkarıp oturacak oldukları yeri silmeye başlayınca işler terse döndü. Neden temizlik yapılırken bu oturakların temizliği de düşünülmedi. Hala anlayamadım. Sevgili müdürüm tribün sadece protokolden ibaret değil. Bunu sen benden daha iyi biliyorsun.

*

Ve bayram başlıyor… Sunucu saygı duruşu ve İstiklal Marşı komutu verecek ve tören başlayacak. Sunucu aynen şöyle başlıyor programa; “Şimdi sizleri bir dakikalık saygı duruşuna ve akabinde İstiklal Marşını okumaya davet ediyorum.”

Bak güzel kardeşim; ne yazdın, nasıl yazsın bilmiyorum belki de heyecan yaptın ama bence şöyle demeliydin: “Sayın Kaymakamım, değerli misafirler. Cumhuriyetimizin kurucusu başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm aziz şehirlerimizin manevi huzurunda sizleri bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.” Demek ki öğretmenimiz de bu anlamlı günde dersini çalışmamış. Belki elindeki kâğıtta böyle yazıyordu ama heyecandan dili sürçtü galiba.

*

Bir başka durum ise; ben salonun ortasındayım protokol ve izleyiciler normal olarak tribündeler. Bir sınıf kadar öğrenci ve başlarında da öğretmenleri, ellerindeki bayrakları sallayarak Cumhuriyet coşkusunu tüm salona hissettirmeye çalışıyorlar. Çok güzel bir ambiyanstı ama çok yetersizdi.

*

Ya şiir okuyan çocuklara ne demeli; düz yazı okur gibi şiir okudular. Bayram şiiri hele, Cumhuriyet Bayramı şiirleri böyle mi okunur? Allah aşkınıza şu çocuklara biraz dikkat edin. Çocuklara şiir okuması için görev veren öğretmen arkadaş, siz bu okunan şiirlerin okunuş şeklini beğendiniz mi? Öğrencinizi şiirden sonra iyi veya kötü bir eleştiri bir tebrik ettiniz mi? Aynısını 30 Ağustos Zafer Bayramından sonrada yazmıştım. Çok üzgünüm ama yok işte bunlar sonradan olmuyor. Yürek ve beyin istemeyince olmuyor.

Hep söylemiştim büyük bayramlarımızı coşkuyla kutlamak için her yeri bayraklarla donatmamız gerekiyor diye ama nafile… İlçemizdeki sivil toplum kuruluşları duyarsız. Hepsi ayrı telden çalıyor. Bir ayara gelip de ortak bir paydada buluşamıyorlar. Görevli diğer kurumlar ağzı açık bakıyor. Bu küçük bayrakları edinmek veya edindirmek çok mu külfetli? Yoksa çok mu paranız gider? Halbuki ne dandik işlere ne paralar harcanıyor. Hepimiz biliyoruz. O kapalı salonun tribünleri rengarenk bayraklarımızla süslense orayı dolduran bütün herkese girişte ve otururken program başlamadan dağıtılsa çok mu kötü olur?

İlçemizin tüm kurumları parasal yönden batar mı? Helal olsun evlere, annelere, velilere… Evlerin balkonları, camları hep bayraklarla doluydu. Başımı kaldırınca ve onları görünce bayram coşkusunu onlarla yaşadım. Sağolsunlar…

*

Bir başka sıkıntı ise herkes demeç verme derdinde. Ben yaptım oldu diyecekler. Peki nerede siyasi partilerimiz? Onlarında mı kasaları bu bayrakları almaya yetmiyor mu?

Hikayesiniz, hikaye..!

Kimse ahkam kesmesin! Lafa gelince herkes Atatürkçü, herkes Cumhuriyetçi. Biri bana desin ki; “Ben bu bayrakları almaya çalıştım ama çok pahalı geldi. Sponsor da bulamadım.” Desin. Ben o zaman size ne derim biliyor musunuz; “Yıl sonu balolarınız nasıl oluyor, turistik geziler, piknikler, yemekler, içmekler, davetler nasıl oluyor? Onlara para var değil mi?

Peki belediyemizin yol boyunca direklere astıkları bayrak ve flamalara, döviz ve pankartlar ne oldu? Neden şimdi asılmıyorlar. Bu memlekette işler ehlinin elinde olmayınca, bir de beyinler tıkanıp basmayınca üstüne ruhta kalmayınca ben de boş konuşuyorum bak onu anlıyorum.

Ben yazdım siz okudunuz. Olabilir miydi veya olamaz mıydı bir düşünelim. Hangisi güzel oluyor bir hayal edin, tabi hayal gücünüzde kaybolmasıysa…

Nice coşkulu bayramlarda buluşmak üzere. Arif olan anlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.