Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Ata ALKAN

Ata ALKAN

EMANETE HIYANET ETMEDEN

12 Eylül yeni olmuş, şaşkınlık, hüzün ve teslimiyet hakim tüm Türkiye gibi, Ordu’ ya da Vona’ ya da. Ordu Lisesine giden birkaç arkadaşla, servis dolduracak çoğunluğumuz olmadığı için, sayıları çok az olan minibüslerle gidip geliyorduk okula. Şimdiki gibi dakika başı dolmuş kalkmıyordu Ordu’ ya. Perşembe hareketliydi o zamanlar, Pazar günleri balığın tazesini ve kalitelisini almaya gelirdi insanlar Ordu’ dan. Pazartesi günleri iğne atsan yere düşmez, tüm köyler çarşıya akın ederdi. Cuma günleri o kadar olmasa da, yine pazar kurulur, hatırı sayılır bir kalabalık olurdu. Her yerde tarımın izlerini görebilirdiniz, her evin avlusu mısır tarlasıydı. Kuş gribi, deli dana peydahlanmamıştı henüz, şehir içinde inek, tavuk bakıyordu insanlar. Öyle çok arabada yoktu, köylere Willys Jeep’ lerle gidilir, yükler birkaç Dodge Pickup’ la ya da Ford Kamyonla taşınırdı. Taksi sayısı 20’ yi geçmezdi.  Köylü pazar’ a eşekleriyle gelirdi.

O günlerin Perşembe’ sinde sosyal yaşam pek renkli değildi, ülke gibi. Her zamanki gibi meyhane ve kahvehane vazgeçilmezimizdi. Kış aylarının en özel sosyalliği, Pazar günleri yaptırılan yağlılar olurdu. Adı; ” pazar yağlısı “ydı. İçleri evlerde hazırlanır, ekmek fırınlarında yaptırılırdı. Yağlıda sıra çok olduğu için pişene kadar gazete alınmaya gidilirdi. Gazeteler kötü hava koşullarında hemen gelmeyebilirdi. Gazeteler ve illaki Gırgır dergisi, yağlılarla birlikte alındıktan sonra eve koşturulur, TRT deki Pazar konseri sonrası yayınlanan Kovboy filmine yetiştirilirdi.

Yaz aylarında sosyalleşebileceğimiz alan da, konuda çok fazlaydı. Herkesin kadın erkek, çoluk çocuk ailece gidebildiği bir alan vardı o da; “park” dediğimiz, iskelenin yanındaki çay bahçesi. Yaz akşamlarında bütün herkes sahil boyunca yürür, parkta çekirdek eşliğinde keyifli vakit geçirirdi. Çekirdeği yabana atmayın, iskelenin üzerinde ince bir çekirdek kabuğu tabakası oluşurdu her akşam.  Renkli televizyonların hayatımıza yeni yeni girdiği bu süreçte, sinemaya ilgi geride kalmıştı. Zaten, filmlerin niteliği de değişmeye başlamıştı.

Halk Eğitimde yapılan düğünler en büyük sosyalleşme alanlarıydı. Düğünün kime ait olduğu, çağırılıp çağırılmaman önemli değildi. Gençler bir araya gelir, Halk Eğitim e düğüne gidilir, oyun havasında ortada bir dönülür, oynanırdı. Daha sonra düğün dağılana kadar, kapının önünde sohbet edilirdi.

Ramazan akşamları iftara yakın Karabalçık çeşmesinden soğuk su alınması ve fırından sıcak pideye yetişilmesi bir başka sosyalleşmeydi. Özellikle kızların su almak üzere Karabalçık deresine gitmeleri, pazar yerinde top koşturan delikanlılar için Karabalçık turu zamanının geldiğini işaret ederdi.

Bir diğer vazgeçilmezimiz futboldu o zamanlar. Kaymakam’ lık, futbol turnuvaları düzenliyordu. Rekabet, çekişme zaman zaman tartışmalara dönüşse de Perşembe’ nin köyleriyle birlikte kaynaştığı, tek yürek olduğu sosyallik alanlarıydı bu turnuvalar, Aktaş’ ta. İşletmecisi parka renkli televizyon almış, dünya kupası maçlarında tüm Perşembe parka toplanmış, hatta park tribüne dönmüştü.

Her zaman renkli ve coşkuyla kutlanan, asırlar boyu süre gelen Mayıs Yedileriyse bir başka olurdu. Motor seslerine, davulun zurnanın karıştığı günün ilk ışıklarıyla İskele, mahşer yeri gibi olur, hınca hınç insanlarla dolardı. Herkes en güzel kıyafetleriyle, iskele turu atardı. Aktaş’ ın etrafını motorlarla dönmenin, yedi dalgadan atlamanın bereket getireceğine, ayaklarını dizlerine kadar suya sokmanın sağlık getireceğine, suya yedi taş atmanın kötülükleri savuracağına inanan yöre halkımızın, bir başka yüklediği anlamıyla “yazı karşılama” seremonisine şahit olurdunuz.

1 Temmuz Denizcilik Bayramında kutlanan Yağlı Direk etkinlikleri hepimizi bir araya getiren keyifli zamanlardı. Henüz iskelede deniz yüzülmeyecek kadar kirlenmemişken; yine aynı coşkuyla, köylü kentli bir araya gelir, delikanlılar yağlı direkteki bayrağı almaya çalışıp tehlikeler yaşasalar da çoğu kez eğlenceli zaman geçirilirdi. Ardından yüzme yarışları yapılır, iyi yüzenler belirlenirdi.

Bu sosyal alanların birçoğu teknoloji ve zamana yenik düştüler. Birçoğu hafızalarımızdan dahi silinip giden, tıpkı bu günlerde hatırlamakta dahi zorlandığımız birçok anı gibi zamana yenik düşecekler. İçlerinde asırlar boyu yaşamış ve yaşatılmış Mayıs Yedisi geleneğimiz, bizlere atalarımızdan dedelerimizden miras kalan en özelidir ve yaşatılması gerekendir. Buradan Yetkililere Sesleniyoruz; Dedelerimizin Ninelerimizin bizlere, çocuklarımıza devretmek üzere emanet ettikleri Mayıs Yedisi Geleneğimizi yaşatalım ve layığıyla çocuklarımıza devredelim. Mirasyedi gibi değil, yediemin gibi Emanete Hıyanet etmeden,…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?