• dolar dolar 3.8149
  • euro euro 4.0656
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın  ALTINEL

Av. Cansın ALTINEL

IRKÇILIĞIN “AMA”SI YOKTUR!

Bildiğiniz üzere, terör olaylarının sık sık yaşandığı bir ülke haline geldik. Beşiktaş ve Kayseri’deki terör saldırılarının acısı daha tazeyken;  son olarak da Türkiye’de görev yapan Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’un, bir suikast sonucu öldürüldüğü haberini aldık.

Canlı bombalarla, hain tuzaklarla, saldırılarla yaşam hakkı ellerinden alınan askerin, polisin, sivillerin haberlerini aldıkça teröre ve destekçilerine haklı olarak lanetler yağdırıyoruz. Kızıyoruz, bağırıyoruz, cenaze görüntülerini seyretmeye bile yanaşamıyorken şehit ailelerin ne yaşadıkları ile ilgili bir an empati kurduğumuzda delirecek gibi oluyoruz. Bunun üzerine hiçbir şey yapamıyor olmanın getirdiği çaresizlikle daha da kahroluyoruz. Yapılacak şey, izlenecek yöntem benim uzmanlık alanım değil. Bu istihbaratın, emniyetin, siyasetin görevi.  Ancak kaçınılması gereken tavrın ortalama zekaya sahip, sağduyulu ve vicdan sahibi herkesçe kabul edildiğini düşünüyorum. Uzak durulması gereken bu tavrın da; ırkçı, kıyım ve katliamları meşru kılan şiddet içerikli söylemleri zikretmemek olduğunu düşünüyorum.

Ne var ki, hem sosyal medyada hem de gündelik hayatta bütün bu acılara tepkisel olarak ortaya çıkan  vicdani muhasebeden ve sağduyudan yoksun bir çok ırkçı ve kıyımı meşrulaştıran söz, yazı ve mesaja rastlamak mümkün.

Oysa ki terör, tam da bu nefretten beslenmiyor mu? Bütün bu yaşananları sadece parasal motivasyonla veya dış güçlerin oyunu olarak açıklamak kanaatimce çok yüzeysel bir yaklaşım. Keza, esasında birlikte aynı topraklarda yaşadığımız insanların, gençlerin terör örgütlerince beyinlerinin yıkanması tam da yukarıda bahsettiğim nefret söylemleriyle gerçekleştiriliyor.

Daha geçtiğimiz gün, HDP binasına yapılan saldırıda saldırıyı bertaraf etmekle görevli polis çatıdan düşerek hayatını kaybediyor. Yine Rus Büyükelçisine yapılan saldırının hemen akabinde ABD Büyükelçiliği önüne gelen bir vatandaş, elinde silahla havaya ateş açıyor.

Peki şimdi sormak gerekiyor? Bütün bu olan bitene karşı durmak için örneğin kürtlerin hepsini potansiyel terörist olarak adlandıran veya bu ırkçı söylemine dayanarak da bu halka karşı şiddet içerikli söylemlerde bulunan insanlarımızın, askeri, polisi, sivili katleden teröristin beslendiği motivasyonu ve kullandığı şiddet dilini taşımadığı iddia edilebilir mi? Rus Büyükelçiyi öldüren katil de esasında (Rusya’ya karşı geliştirdiği)  aynı motivasyon ve nefreti kişisel olarak hiç tanımadığı Büyükelçiyi öldürerek göstermemiş midir? Bence her iki grup da aynı nefretten, aynı motivasyondan besleniyor. Bu sebepledir ki; teröre ve destekçilerine lanet okurken; bunu bir halka mal edenlere ve bu halka karşı “kana kan”, “kıyım” şeklinde şiddet dilini benimseyenlere de aynı tepkiyi göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Keza, bu bir düşünce özgürlüğü değil; nefret suçudur.

 Irkçılığın, bir halkın ya da insanın katlini meşru kılan, akıl ve sağduyudan yoksun şiddet söylemlerinin düşünce özgürlüğüyle açıklanması ise kanaatimce ayrıca ironiktir. Zira, insanların yaşam haklarına saygı duymazken; nefret söylemlerinin düşünce özgürlüğü adı altında makul karşılanmasını beklemek abesle iştigaldir.

Aksi halde, iç savaş ve kaos kaçınılmaz olur. Kanın kanla beslendiği aşikar iken; ülkede beğenelim, beğenmeyelim hukuk düzenine güvenmekten başka çaremiz yok.

Bu yüzden özellikle PKK nezdinde tüm kürtlere karşı nefret kusanları, kıyımı ve şiddeti meşrulaştıranları lütfen çekinmeden eleştirin, söylemlerinin bir insanlık ve nefret suçu olduğunu, bu söylemlerle lanet okudukları teröristlerden çok farklı bir noktada durmadıklarını onlara hatırlatın. Zira, yukarıda bahsettiğim üzere beslendikleri motivasyon bir teröristin beslendiği motivasyondan çok farklı değil. Farklı ırklara karşı aynı nefretle yetişiyorlar. İşte, terör de tam da bu kaostan, nefretten medet umuyor.

İşte bu yüzdendir; teröre karşı inadına kardeşlik türkülerinin söylenmesinin gerekliliği, inadına her kesimden, her ırktan, her ideolojiden ve etnik kökenden aynı kardeşlik ve birlik vurgusunun yapılmasının bu zamanda çok değerli olması. Zira, insanın vicdan ve sağduyusu ancak böyle zamanlarda ölçülebilir. Diğer türlü, hiçbir problem yaşanmıyor iken, herkesin kardeşlik mesajları veriyor olması zaten beklenmedik değildir. Önemli olan, tam da böyle sıkıntılı ve acı süreçlerde inadına birlik ve kardeşlik vurgusunu yapabilecek akıl, sağduyu ve vicdana sahip olmaktır.

Tıpkı Nebil Özgentürk’ün de zikrettiği gibi:

““Teröre karşı "kardeşlik türküsü" haykırarak yürüme zamanı. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlerin gönlünü kıralım. Teröre karşı "Biz" olalım.””


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.