• dolar dolar 3.6186
  • euro euro 3.8430
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın  ALTINEL

Av. Cansın ALTINEL

İŞVERENLERE TAVSİYE…

Geçenlerde katılmış olduğum İş Hukukuyla ilgili bir eğitim programında eğitimcilerden birinin söylemiş olduğu bir cümle oldukça dikkatimi çekmişti: “Günümüzde kötü niyetli işverenler kadar kötü niyetli işçiler de var.”

Öncelikle şunun altını çizmem gerekir.  Bu ve bunun gibi içinde genelleme ve önyargı içeren beyanlara şahsi olarak katılmam mümkün değil.  Ne var ki, günümüzde özellikle işverenlerin uyması gereken kuralların çok sıkı şekil şartlarına bağlı kılınması ve İş Hukukumuzun genel prensiplerinden olan: “İşçi Lehine Yorum İlkesi”  ne yazık ki, bazı işçilerce suiistimal edilebilmekte; işten ayrılırken adeta bir tehdit unsuru olarak işverene karşı kullanılmaktadır.

Maalesef üç yıllık meslek hayatımda haklarını alamayıp mağdur olan işçi gördüğüm kadar; evraklarını düzenli tutmadığı için kötü niyetli işçisi tarafından haklarının verilmediği iddiasıyla hakkında dava açılan ve mahkemece savunmalarına itibar edilmeyen çok sayıda işveren de gördüm. İşte bu noktada” kötü niyetli” sıfatını sadece bir gruba atfetmenin doğru olmadığını; somut olayın özelliklerine göre işveren ya da işçi olsun hakkaniyetli olmayan tutumlara prim verilmemesi gerektiği kanaatindeyim. Ancak eğitimcinin zikretmiş olduğu bu söz çerçevesinde şunu söyleyebilmek mümkün.

Elbette kanun koyucunun işverene sıkı sorumluluklar yüklemesi işçi haklarının korunması bağlamında oldukça önemli ve gereklidir. Ne var ki, kanun koyucunun işverenden beklediği yükümlülükleri çok sıkı şekil kurallarına tabi kılmak; bazen iş hayatının pratiğine aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.

Şöyle ki; işyerinden kendi iş ve ihtiyaçları için izin isteyerek yarım saatliğine ayrılan bir işçinin yolda kaza yapması durumunda; eğer işverenin işçinin kendi rızasıyla ve işle ilgili olmaksızın kendi bir takım işlerini ve ihtiyaçlarını görmek için ayrıldığının ispatlanamaması halinde (işçinin de kendi işi için işyerinden ayrıldığının inkârı durumunda) işçinin yaptığı kazanın bir “iş kazası” olarak mahkemece kabul edilmesi kuvvetle muhtemeldir.

Bu noktada her işçi ya da personelinin kısa mesafelerle de olsa işyerinden ayrılmalarını işverenin bir tutanak ya da izin kâğıdıyla belgelemesi oldukça önem arz etmekte; ancak ne yazık ki bir taraftan da iş hayatının pratiğiyle bu “evrak” meselesinin (özellikle yoğun olarak çalışan ve sürekli işçi sirkülasyonunun olduğu işyerlerinde) tam olarak örtüşmediğini görmekteyiz. Bu sebeple maalesef çoğu işveren aslında kendi lehine olduğunu bilmesine rağmen çoğu zaman bu ve bunun gibi evrakları düzenli olarak tutmayı, arşivlemeyi ihmal etmektedir.

İşte bu noktada haklarını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanma yolunu seçen kötü niyetli çalışanları bu amaçlarına ulaşmaktan bertaraf edebilecek bir öneri olarak şunu söylemek mümkün: Çalışanlarınızın (kısa süreli ve kısa mesafeli dahi olsa) işle ilgili olmayan, kendi iş ve ihtiyaçları için talep ettiği izinleri talep içerikleri ve kendi imzalarıyla belgelemeyi ihmal etmeyin. Aksi halde yukarıda bahsettiğim örnekte olduğu gibi; kötü niyetli bir işçinizin işle ilgili olarak veya işverenin rızasıyla işyerinden ayrıldığını iddia etmesi durumunda, hem cezai olarak sorumlu olur; hem de ciddi rakamlarla (maddi/manevi) tazminat ödemek riskiyle karşı karşıya kalırsınız.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.