Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Üzülerek belirtmeliyim ki, hikayesini ölüm yıldönümü olması hasebiyle sosyal medyadan öğrendim.  Metin Göktepe bir gazeteciydi. Cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazesini izlemek için görevi başındayken polislerce toplu halde gözaltına alınan bin kişinin arasındaydı. 1000 kişiye yakın insanla gözaltına alınıp; "gazeteciye özel muamele" diyen polislerce dövülerek öldürülmüştü.

Dosyadaki tanık beyanlarında nasıl katledildiği şu şekilde anlatıldı: “O sırada Metin getirildi. Amirlerden biri "özel muamele" dedi. On kişi Metin’in üzerine çullandı. Cop, kazma sapı gibi şeylerle vuruyorlardı. Metin bayıldı. Su döküp ayılttılar. Tekrar dövmeye başladılar. Çok kan kaybediyordu. Tuvalete götürüp yıkadılar. İçlerinden biri "ölecek galiba, hastaneye götürelim" diyordu. Diğerleri "ölürse ölsün" diyerek dövmeye devam ettiler, Metin artık hareket etmiyordu.”

Bir sanık ise ifadesinde: “Ben salona döndüğümde yerde yatan şahsı (Metin Göktepe) sordum, polis memuru Metin Kuşat, gazeteci olduğunu İstiklal Marşını bilmediğini söyledi. Ben de "boş ver" dedim, bir tekme de ben attım. O sırada polis memuru Saffet Hızarcı’nın yerde bulunan şahsa "Bu Ali için, bu Rüştü için, bu da Süleyman için" diyerek vurduğunu gördüm. Sonradan adamı dövmekten copunun kırıldığını öğrendim.” demek suretiyle gazeteci Metin Göktepe’nin bir kısım polislerce hunharca katledildiğini itiraf etmekteydi.

Dönemin içişleri bakanı Teoman Ünüsan 11 Ocak 1996 günü 32. Gün programında, "Konuyla ilgili tam bilgim yok. Ancak son gelen bilgiler Metin Göktepe'nin duvardan düşerek öldüğü şeklindedir!" diye bir açıklama yaptı. Duvardan düştüğü iddia edilen gazetecinin -kamuoyu baskısıyla- gözaltında dövülerek öldürüldüğü sonraki tarihlerde kabul edilmek zorunda kalındı. Dönemin içişleri bakanı, savunduğu bu tez çürütülünce Fadime Göktepe'den özür dilemiş, ancak Göktepe'nin annesi bu özrü kabul etmeyerek sorumluların yargılanmasını talep etmiştir.

Peki sonra ne oldu?

Göktepe'ye şiddet uygulayan beş polis ‘kastı aşan şekilde insan öldürmek’ (öldürme niyeti bulunmadan, taksirle) ve ‘faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek’ suçlarından yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir polis memuru ise Yargıtay'ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetinden uzaklaştırma cezası aldı.

Sanıkların bir kısmı bir buçuk yıldan az süre cezaevinde tutuldu, ancak 2000'de yürürlüğe giren Şartlı Af Yasası cezaların tamamlanmasına engel oldu.

Öldürülmesinden sorumlu polisler kamuoyunda "Rahşan affı" diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanarak toplam 1 yıl 8 ay yatmışlardır. 

Metin Göktepe ise Türkiye tarihinde gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri için mahkumiyet kararı verilmiş ilk gazeteci olarak kayıtlara geçti.

 Ne kadar acı değil mi? “Gözaltında öldürülen gazeteciler” başlığında bir sınıflandırmamız var.

Üstelik katilleri için gerçek manada bir mahkumiyet olmadığı da aşikar. Zira, mağdur ailelerinin hiçbir surette affetmeyeceği katillerin siyaseten affedilmiş olması neticesinde aramızda ellerini kollarını sallayarak gezmeleri asla ve asla kabul edilemez.

Metin Göktepe’nin 8 Ocak’ta ölüm yıldönümüydü. Hunharca katledilmiş olmasından ne yazık ki ibret almak ve suç ve suçlularla (temsil ettikleri meslek ve makam ne olursa olsun) hukuk yoluyla hesaplaşmak zorundayız. Hatta söz konusu suçu işleyenler üstüne bir de toplumu ve vatandaşları korumak için görevlendirilmiş şahıslarsa bunun çok daha ciddi ve ağır yaptırımları olması zaruri.

 Metin Göktepe’yi ölüm yıldönümünde bu vesileyle anıyor ve Can Yücel tarafından anısına ithafen yazılan şiirle sözlerimi bitiriyorum:

Metin’e Metin Bir Metin

 

Metin’in kafasında bir darp var
Polis karakolundan morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde beynimizde
Soruyor bir işaret fişeği
Biz ölerek mi yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.