Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

AVUKATLARA AĞIR İTHAM

Yeni Akit yazarlarından(!) Ali Karahasanoğlu’nun 11.11.2017 tarihli, (kendisi de avukat olmasına karşın) avukatlara ağır itham ve suçlamalarda bulunduğu, kamuoyunu yanlış yönlendirdiği yazısına karşın Ankara Barosu bir basın açıklaması yayınladı. Türkiye Barolar Birliği de aynı şekilde bir basın açıklaması yayınlayarak, konunun takipçisi olacaktır muhakkak.

Gelelim yazının içeriğine. Yazıda, avukatların boşanma davalarında avukatlık yaparak yuva yıktıkları, bu yıkımdan maddi olarak nemalandıkları ifade edilmekle kalınmamış; özellikle de kadını koruyucu tedbirlerin yer aldığı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun ve içerisinde yer alan koruyucu ve önleyici tedbirler haksız ve mesnetsiz şekilde eleştirilmiştir.

Neymiş, bu yazıyı kaleme alan hukukçu(!) bey; bu zamana kadar hiçbir boşanma davasına bakmamışmış. Neymiş, bu yazıyı kaleme alan hukukçu(!) bey; yuvaların yıkılmasından ve çiftlerin kendi egolarını tatmin etmelerinden hiçbir surette nemalanmak istememişmiş…

Öncelikle şunu belirtmem gerek. Birazdan aşağıda sıralayacağım hususları sözde hukukçu olan bir meslektaşa izah etmenin utancını ve üzüntüsünü yaşıyorum.

  1. Ali Karahasanoğlu bey; taraflar boşanma davalarını durduk yere, salt egolarını tatmin etmek amacıyla değil; gerçekten çaresiz hissettiklerinde ve artık o evliliğin devamında menfaat görmediklerinde açarlar. Bir kimsenin salt zevkten veya keyiften yuvasını yıkması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi; mantıklı da değildir.
  2. Ali Karahasanoğlu bey; taraflardan birinin ciddi derecede mağdur edildiği, şiddet gördüğü, aldatıldığı bir evliliğin devamında ısrar etmek ve tarafları ille de “evli” kılmak doğru olmadığı gibi; bu hususta görev alan biz avukatları “şaklaban” olarak nitelendirmek oldukça sığ ve yakışıksız bir tutumdur. Zira, çocukların sevginin ve sağlıklı bir iletişimin bulunmadığı bir ailede yetişmelerinin çok daha sakıncalı sonuçlar doğuracağı salt biz hukukçuların değil; tüm psikolog, psikiyatr, eğitimci ve danışmanların ortak kanaatidir.
  3. Ali Karahasanoğlu bey; biz hukukçular ev ev gezip; insanları boşanmaları için ikna eden bir mesleğin mensubu değiliz. Taraflar boşanmak istedikleri takdirde biz avukatlara müracaat ederler. Böylelikle, tarafların gerçekten istemedikleri bir süreci biz avukatların kendi başlarına başlatması mümkün olmadığı gibi; yine hayatın olağan akışına aykırıdır.
  4. Ali Karahasanoğlu bey; biz hukukçuların görevinin zaten objektif manada kişilerin hukuki çatışmalarını çözmek amacıyla gerekli prosedürleri yürütmek olduğu hesaba alındığında; sizin mantığınızla salt “boşanma davaları”nın değil; hiçbir davanın avukatlarca üstlenilmesi “ahlaklı” olmayacaktır. Zira, her davada bir karşı taraf olduğu gibi; her davanın bir kazananı ve bir kaybedeni bulunacaktır. Bu mantıktan hareketle, hiçbir avukatın toplum nezdinde mesleğini icra etmemesi gerekir ki; bu akla da, mantığa da, adalete de sığmaz.
  5. Ali Karahasanoğlu bey; her meslekte meslek onurunu hiçe sayan kimseler bulunabilir. Ama genel manada bir meslek grubuna hakaret etmek, mesnetsiz ve ağır ithamlarla saldırmak kimsenin haddine değildir.
  6. Ali Karahasanoğlu bey; her gün onlarca kadının çoğunlukla eşi, sevgilisi ya da eski eşi tarafından katledildiği; çocukların istismar edildiği; ensest ilişkilerin yaşandığı ülkemizde, enerjinizi avukatlara saldırmak yolunda harcayacağınıza, boşanmalara sebep olan “ataerkil” bakış açısıyla, şiddet suçu failleriyle, çocuk istismarcıları ile mücadele yolunda harcarsanız, vatana, millete daha fazla hayrınız dokunacağı muhakkak.
  7. Ali Karahasanoğlu bey; iyi ki yazınızda belirttiğiniz üzere hiçbir boşanma davasında “vekil” olarak yer almamışsınız. Zira, mantığınızı kınamakla birlikte; bu zihniyetle bir davayı yürütmenizden doğabilecek sorun ve sıkıntıları düşündüğümde; taraflara ve davaya faydadan çok zarar getireceğiniz muhakkak.
  8. Ve son olarak Ali Karahasanoğlu bey; yazınızda “boşanma davalarını” üstlenen avukatları; “aile kurmamış”lıkla itham etmişsiniz. Ve hatta, (sanki yanlış bir düşünceymiş gibi); kadınların çocuk doğurup, doğurmama hususundaki tercih haklarına ve aynı şekilde eşcinsellerin cinsel kimliklerine sahip çıkan avukatları eleştirmişsiniz. Ne var ki; insan haklarına ve demokrasiye inanan bir hukukçudan farklı bir sesin çıkması zaten mevzu bahis değildir. İnsanların hakları vardır. Kimlikleri vardır. Önce buna biz hukukçular inanmalıyız. Salt sizinle aynı düşünceyi paylaşmıyor diye; insanları “marjinal” ya da “yuva kurmamış” olarak nitelendirmek oldukça sığ bir yaklaşım. Kaldı ki; her insan aile içerisinde büyüyor, şekilleniyor. Evlenmemiş yada yuva kurmamış diye bir insanı “ailenin önemini idrak etmeyen kişi” olarak itham etmeniz gerçekten çok trajik.

 

Nitekim amacımız “sağlıklı aileler” inşa etmek olmalıdır. Eğer tarafların evlilikleri sevgi, saygı ve sadakate dayanmıyorsa, ille de evliliğin devamında ısrarcı olmak ve kişilerin boşanma haklarını hiçe sayıp, mesleki faaliyeti çerçevesinde görevini icra eden avukatlara saldırmak bırakın “aile” kavramına sahip çıkmayı; bu kavrama en çok zarar veren bakış açısının ta kendisidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?