Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

CEZA MUAFİYETİ

Malumunuz bu ara gündemde en son yayımlanan 696 sayılı KHK çokça tartışılıyor. Tartışmanın sebebi; düzenlemenin sadece 15 Temmuzla sınırlı olup olmaması üzerinden dönüyor.

Ak Parti İstanbul Milletvekili Anayasa Prof. Burhan Kuzu dahi:

“696 Sayılı KHK ile “Terör olaylarını önleyen sivillere yargı muafiyeti” getirdik.
İşin özeti şu:
15 Temmuz benzeri bir 
darbe veya terör saldırısı yeniden gerçekleşirse, bu ihanete müdahale edecek vatandaşlarımız kanuni olarak koruma altına alınacak.” demek suretiyle Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı  Mahir Ünal’ın beyanlarının aksine bu ceza muafiyetinin yalnızca 15 ve 16 Temmuz 2015 tarihini değil; sonrasını da kapsayacağını açıkça vurguluyor.

Özetle hükümet temsilcileri kendi içlerinde dahi yasayı yorumlamada çelişkiye düşüyorken; ilgili KHK’nın muğlak ifadeler taşımadığını beyan etmek pek gerçekçi görünmüyor.

Ben ise bu ceza muafiyetinin (salt 15-16 Temmuz 2015 tarihi ile sınırlı olsun veya olmasın) hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatindeyim.

Öncelikle yukarıda da izah ettiğim gibi ifadeler oldukça muğlak olup, ne şekilde yorumlanacağına ilişkin hükümet temsilcileri dahi emin olamamışken; bu muğlak ifadelere başvuran kişilerin yorumuna göre yasanın uygulanması hukuk güvenliği açısından oldukça sakıncalı.

Buna ilaveten bildiğiniz üzere, 15 Temmuz gecesi sokağa dökülenlerin büyük bir çoğunluğu iyi niyetle darbeyi önlemeye çalışmışlarsa da; bir grup kendini bilmez kişinin (zannımca demokrasinin anlamını dahi bilmez ve anlamazken) salt saldırma içgüdüsü ile hareket ettikleri ve bu hareketleri neticesinde darbe girişiminden bihaber erlerimize şiddet uygulamaları ve hatta çok sayıda askerimizin bu linç neticesinde öldürülmesini nasıl bertaraf edebiliyoruz? Bu erler emir kuluydu. Kendilerine emredilen talimatlara uymak zorundayken; bir kısım kendini bilmez kimselerin ellerinde bu çocuklar linçe maruz bırakılarak katledildi. Kusura bakmayın ama orda ölen çocuklar herhangi birimizin çocuğu olabilirdi. Şimdi bu erlere; hiçbir şeyden haberi olmayan bu çocuklara el uzatanlara ceza muafiyeti getirilmesinin sonuçlarını ve o çocukların ailelerinde bu durumun yarattığı travmayı varın siz düşünün.

Netice itibariyle, darbe gecesi kahramanları ile önüne çıkan her askere (öldürme pahasına) saldıranları aynı kefeye koymamak gerektiği kanaatindeyim. Bu sebeple bu ceza muafiyetinin her sivili kapsamasına da kesin surette karşıyım.

Kaldı ki; bu ülkeye ihanet eden kimseleri yargılayacak makam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleridir; siviller değil.

Çünkü bu gibi kalkışmalarda şiddete meyleden her sivili koruma içgüdüsü ile hareket ederseniz; devlet olarak bu “linç psikolojisi”ni durdurmanız mümkün olmayacağı gibi; yargılanmadan, dinlenmeden, sorgulanmadan katledilen nice insanların da vebalini taşımanız kaçınılmaz olur.

Bu noktada Ak Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’nun açıklaması doğru ise; yarın öbür gün sadece kendi yorumlamaları ile “vatana ihanet eylemi” olarak addettikleri eylemlere karışan herkese saldıran, öldüren, linç eden sivillerle karşılaşmamız mümkün görünüyor.

İşte bu yüzden; 15 Temmuz gecesi kahramanları ile bu şiddet faillerinin hukuk nezdinde ayrılmasının zorunlu olduğu kanaatindeyim. O gece olup bitenden haberi yokken şiddete maruz kalan ve hatta öldürülen erlere de; onların ailelerine de bu adaleti borçluyuz.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?