Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

CEZAEVLERİNİN DENETİMİ

 

Geçen hafta gazetemizde engelli bir hükümlünün cezaevinde koğuşta kalan diğer hükümlülerce öldürüldüğü ve ilgili davanın görülmeye başlandığı haberi yayımlandı bildiğiniz üzere. Bu davayı Baro olarak başından bu yana takip ediyoruz. Yargılama aşaması devam ettiği için herhangi bir yorum ya da değerlendirme yapmam mümkün değil. Ama genel itibariyle cezaevleri ile ilgili görüş ve değerlendirme yapmak ve ilgili makamları harekete geçirmek, hem bir vatandaş olarak, hem de bir avukat olarak bizim borcumuz.

Şunu ifade etmek isterim ki; mesleğe başlamadan önce TV’lerde gördüğümüz dizilerdeki “koğuş ağalarının” bir kurgu karakteri olduğu; artık günümüzde böyle bir sistemin var olmadığı inancında idim.

Ancak kısa süreli meslek hayatımda; hem görüştüğüm hükümlü ve tutuklulardan öğrendiğim, hem de haberlerden takip ettiğim kadarıyla “ISLAHEVİ” olması gereken yerlerin, maalesef her anlamda “CEZAEVİ” olarak nitelendirilmeyi hak ettiği sonucuna ulaştım.

Öncelikle cezaevlerinde hala “koğuş ağaları” var. Adları artık “koğuş sorumlusu” olarak geçse de; koğuşta kalan diğer kişilere hükmeden, onların eşya ve mallarını yöneten, onlara isteği doğrultusundan iş yaptıran kişilerin varlığını; cezaevi yönetimlerinin de bu kişileri adeta teşvik edercesine duruma sessiz kalmalarını izah etmek gerçekten çok zor.

Aynı şekilde (mesleğini onuruyla ve layıkıyla yerine getirenleri tenzih ederek) bazı infaz ve koruma memurlarının tutuklu ve hükümlülere şiddet uyguladığı da hepimizin artık malumu.

Peki bu duruma neden göz yumuluyor? Cezaevinde kalan hükümlü ya da tutukluların suç işlemesi ya da bu şüpheyi taşıması insan onuruna yakışmayan bir davranışa maruz bırakılmasına haklı bir sebep midir? Hayır, kesinlikle değil. Duygusal olarak kızdığınız suçlular olabilir, kendi mağduriyetinizden dolayı en ağır işkencelere maruz kalmasını dilediğiniz ve hatta elinize verseler çekinmeden zarar vereceğiniz kimseler de olabilir. Ama ne surette olursa olsun, bu size devletin yerine geçip; o kişiyi bizzat cezalandırma hakkını asla ve asla vermez. Neden bilmiyorum, bazı cezaevi yönetimleri ve personelleri bu bakış açısına sahip değil. İşte sorun tam da bu noktada başlıyor.

Devletin savcısı, hakimi varken makamlarını ve görevlerini kötüye kullanan kamu görevlileri oldukça sistemin değişmesi mümkün görünmüyor. Bu noktada da, cezaevlerinin ve personelinin ciddi şekilde denetlenmesi, denetim sonucunda da görevini kötüye kullananların tespiti durumunda bu kişilerin cezalandırılması hususu büyük önem arz ediyor.

Diyebilirsiniz ki, efendim orası cezaevi, otel değil. Zaten, kimse cezaevlerinin (en azından şimdilik) lüks ve konforlu bir ortama dönüşmesini beklemiyor. Sadece beklentimiz, şu anki sistemde en azından insan onuruna yakışır asgari bir hayat standardının devlet tarafından sağlanmış olması. Nitekim bu bir ayrıcalık ya da imtiyaz değil; ZATEN OLMASI GEREKENDİR.

Çünkü, önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, her ne kadar hüküm giymiş ya da tutuklanmışlarsa da orada yaşayan bireyler devlete emanet edilen sizin, benim gibi insanlardır. Ve herkes gibi insan onuruna yakışır bir ortamda yaşamayı hak etmektedirler.

Kusura bakmayın ama, hükümlü ya da tutukluları yola getirmek(!) ne infaz ve koruma memurunun ne de sözde koğuş sorumlusu olan başka suçtan mahkum kimselerin görevi de, haddi de değildir.

Bu bakış açısını kazanmak için; yakınlarınızın cezaevine düşmesini de beklemeye gerek yok. Bu insan olmanın gereğidir. Devletin de görevi, bu bakış açısına sahip cezaevi yönetimi ve personelini görevde tutmak;  göreve layık olmayanları ayıklamak ve suç işleyenler hakkında yaptırım uygulamaktır.

Bu elim ve acı olay neticesinde, hem cezaevi savcılarının hem de cezaevi yönetiminin duyarlılığını artırmasını ve devletin cezaevleri üzerindeki denetiminin artırılarak, ciddi şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.