Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

DİZİLER VE ŞİDDET

Her geçen gün TV kanallarında yayınlanan dizilerin konularının “çeteleşme, mafyalaşma ve mahallelerden başlayıp şehre kadar yayılan illegal örgütleşme” bağlamında ele alındığına şahit olmaktayız.

Bu aşamada hepimizin aklına, mahalledeki ağır abileri, sokak çatışmalarını, aile hesaplaşmalarını konu edinen çok sayıda dizinin geliyor olması elbette ki, tesadüf değil. Ne var ki, bu dizilerde sadece “şiddet” içerikli sahne, diyalog ve görüntülere yer vermekle yetinilmeyip; ayrıca “devlet gücünün” şiddete müdahalede etkisine hiçbir surette dizilerde yer verilmiyor olması da oldukça düşündürücüdür. Zira, dizileri göz ucuyla bile takip ettiğimde, insanların şehrin ortasında amansızca çatıştığı, kadınlara karşı şiddet uyguladığı, birbirlerini kolaylıkla hedef alıp, kaçırıp, işkence edip, öldürebildikleri bir düzende, adeta o ülkede savcı, kolluk ve mahkeme yokmuşçasına dizilerin senaryolaştırıldığına tanık oluyorum.

Her ne kadar “kurgu” da olsa; Türk dizilerinin izlenme oranları ve özellikle de gençlerce takip edildiği hususları dikkate alındığında, kolluk, savcılık ve mahkemelerin (şiddet karşısında takındığı tavır, yetkinlik ve sorumluluk bağlamında) “yok sayılıyor olmaları” izleyiciler nezdinde yanlış bir takım düşüncelere sebebiyet verebilir.

Düşünün ki, bir dizide kadına aile içerisinde şiddet uygulanıyor. Sonuç itibariyle, bu o dizi için “kurgusal” bir olay bile olsa; gerçek hayattaki çok sayıda örnekleri dikkate alınarak, kadının bu şiddete karşı başvurabileceği mekanizmaları ve hakları belirgin bir şekilde ele alan,  bu bağlamda kadın konuk evlerini, savcılık ve kolluk birimlerini, uzaklaştırma kararlarını açıklayıp, izah eden sahne ve diyaloglara yer verilmek suretiyle, kitlelerce takip edilen dizilerin ticari ve eğlendirme amaçları dışında “kamuyu bilgilendirme ve eğitme” işlevini de üstlenmesinin gerekli olduğu düşüncesindeyim.

Süper Baba, Baba Evi, Perihan Abla, 7 Numara gibi aile ve dostluk konularının ele alındığı dizilerin yerini, günümüzde “ağır abilerin, silahlı gençlerin, aşiret ağalarının” ya da “entikacı kadın karakterlerin” doldurduğunu görmek oldukça üzücü.

Bazı dizilerde, kadın karakterlerin, özellikle de zengin bir karakteri canlandırıyorsa, tüm mesaisini “yuva yıkmak, entrika ve iş çevirmek” için harcıyor gibi gösterilmesi, zannımca hiç de masum değil.

Bu yüzden RTÜK’ün, sigara ve alkol görsellerini sansürleyene kadar, şiddeti ve enrtikayı merkeze alan, dolayısıyla da, kamu ahlakını ve sağlığını olumsuz yönde etkileyen dizilere el atması gerekmektedir. Bu risk sadece, dizilere ve kanallara kesilen para cezaları ile bertaraf edilmemeli; dizilerin (kanallara ve yapımcılarına kazandırdığı para dikkate alındığında “küçük bir bedel” mahiyeti taşıyan para cezaları yerine), gerektiğinde “tamamen” yayından men edilmek suretiyle yeni yaptırımları tartışması icap etmektedir.

Unutmayalım, en son 2 yıl önce yapılan araştırmada, ülkemizde ortalama bir vatandaşın günde yaklaşık 330 dakika TV izlediği tespit edildiğine göre; hiç kimse, özellikle de dizilerin ve içeriklerinin esasında çok da mühim olmadığından, bahsedemeyecektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.