Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

DOLANDIRICILIK

 

Bu aralar malumunuz “Çiftlik Bank” şirketi ile ilgili haberler sık sık yer alıyor kamuoyunda. Şimdi de “Anadolu Farm” isimli şirket yetkilileri ile ilgili gözaltına alındıklarına yönelik haberler yapılmaya başlandı.  Yetkililer tüm bu söylenti ve şikayetlerin ardından “Saadet  Zinciri” niteliğindeki firmaların hepsinde inceleme ve denetimlerine başladı. Ne var ki, atı alan Üsküdar’ı geçti…

İşin bir de yasal mevzuatına bakalım. Türk Ceza Kanunu 157. Ve 158. maddede  düzenlenen “Dolandırıcılık” suçu ile ilgili olarak kanunda:

“Dolandırıcılık

Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

Nitelikli dolandırıcılık

Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. “

denmektedir.

 Yani dolandırıcılık esasında kişilerin algılarının ve duygularının ustalıkla ve tüm iletişim teknikleri kullanılarak yanlış yönlendirilmesi neticesinde ortaya çıkan bir suç ne yazık ki. Diğer bir deyişle, bu suçu işleyen insanların kullandıkları teknikler bilinçli olarak seçiliyor ve uygulamaya konuyor. İnsanı, fıtratını ve insanın algılarının ne zaman, ne ölçüde yönlendirileceğini iyi bilenlerin işleyebileceği bir suç,  anlayacağınız.

Ne var ki, mağdurlar her zaman sütten çıkmış ak kaşık değil. Zira, toplumda kolay para kazanmaya olan düşkünlük, bu noktada onların en önemli zaafları olarak karşımıza çıkıyor. 1 vererek 10 alacağını planlarken, dolandırıldığını öğrenen kimselere bu sebeple ben kendi adıma şaşırmıyorum. Evet, söz konusu olan bir kul hakkıdır. Dolandırılmak eğitim ve algı düzeyi ne olursa olsun herkesin başına gelebilecek, üzücü bir durumdur. Ancak, günlerdir kamuoyunda yer alan haberlerdeki şirketlerin insanlara sunduğu vaatlere bakıldığında, memleketin her köşesinden vatandaşın kısa yoldan, emek vermeden para kazanabileceğini düşünerek bu yola girmesi aynı zamanda (para kazanma adabı ve etiği açısından) son derece düşündürücüdür.

1923 - 1984 arası İstanbul’da yaşamış olan meşhur dolandırıcı Sülün Osman bakın ne diyor: 

"Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. Mesela on tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşamdan sonra. Kuyumcunun kapısındayız ve dükkân kapalı. 

Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan. Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. 

Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın. Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, ben de kayboluyorum ortalıktan. Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. Ben aranıyorum. Demiyorlar ki ona, be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı, diye. Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı. Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım."

İyi niyetlerinin kurbanı olan mağdurları istisna tutmakla birlikte, emek vermeden para kazanmaya meraklı tüm şark kurnazı mağdurlara geçmiş olsun. Ama en önemlisi ibret olsun.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.