Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

GÖRDÜM AMA YANILDIM

Yargılamalarda görgü tanıklarının ve beyanlarının önemi aşikar. Malumunuz, hukuken “delil” sayılıyorlar. Peki görgü tanıklarının hafızası sizce güvenilir bir kaynak mı?

Yapılan araştırmaların sonuçları hiç de öyle olmadığı yönünde. Nitekim, kolluk ve savcıların sorma biçimleri, soru sorarken kullandıkları kelimeler ve insanların hafızalarındaki boşlukları psikolojik olarak doldurmaya elverişli olmaları hasebiyle görgü tanıkları gördükleri kişilerin teşhisinde ve gördükleri olayları gerçeğe uygun aktarmada hataya tahminimizden çok düşüyorlar.

Şöyle ki; Innocenceproject.org (Masumiyet Projesi) isimli site A.B.D’de 1989 yılından bu yana suçsuz oldukları halde ceza aldığı ispatlanan 302 masum insanın adaletsizliğe uğramasında en büyük katkının görgü tanıklarının suçluyu yanlış teşhis etmesi olduğunu aktarıyor. Diğer bir deyişle, 302 vakanın %72’si görgü tanıklarının yanılması hasebiyle ortaya çıkıyor.

1970’li yılların ortalarında başlayan araştırmalarında Elizabeth Loftus, hafızanın olayları nasıl hatırladığı konusunda çeşitli yayınlar yapıyor. 1974 yılında yayınlanan çalışmasında Loftus deneklere bir araba kazasının videosunu izlettiriyor; daha sonra denekleri aracın hızı konusunda sorguya çekiyor. Deneklerden araçların hızını tahmin etmelerini isterken sorduğu sorunun biçimini değiştirerek dışarıdan verilen bir bilginin bir olay hakkındaki anılarımızı nasıl etkilediğini belirlemeye çalışıyor. “Araçlar birbirine dokunduğunda yaklaşık hangi hızda gidiyorlardı?” sorusunu sorduğunda aldığı tahminler “araçlar birbirine girdiğinde yaklaşık hangi hızda gidiyorlardı?” sorusuna verilen tahminlere göre çok daha düşük oluyor; ilk soruya verilen ortalama hız 31.8 mil/saat iken ikinci soruya verilen yanıtların ortalaması 40.5 mil/saat. Bu çalışması ile sorunun soruluş biçiminin olayları hatırlayış şeklimizi değiştirdiğini, yönlendirici soruların hafızamızda önemli etkileri olduğunu gösteriyor.

Yine bir başka araştırmacı Buckhout, New York şehir televizyonunu tarafından yayınlanan bir kapkaç olayı sahnelendikten sonra 6 kişilik bir şüpheli grubu içinden izleyicilerden doğru kişiyi teşhis etmelerini istiyor. Geri dönüş yapan 2145 izleyicinin yaklaşık 2000’i yanlış kişiyi saldırgan olarak teşhis ediyor.

Gary Wells isimli bir başka bilim insanının yaptığı deneyde ise, bir suça tanık olan 100 kişiden içlerinde gerçek suçlunun da bulunduğu 6 kişi arasından suçluyu teşhis etmeleri istenmiş. 54 kişi gerçek suçluyu seçerken, 25 kişi masum birini suçlu olarak teşhis etmiş. Kalan 21 kişi ise suçlunun grup içinde bulunmadığını belirtmiş. Bu rakamlar oldukça iç karartıcı ama aynı suça tanıklık eden başka 100 kişinin verdiği yanıtlar çok daha şaşırtıcı, emin olun. Şöyle ki; İkinci denek grubuna gösterilen 6 kişi içerisinde gerçek suçlu bulunmamasına rağmen sadece 32 kişi gerçek suçlunun altı kişi arasında olmadığını söylerken; kalanların neredeyse tamamı suçluya en çok benzeyen masum birini teşhis ediyor.

Bu yüzdendir, çoğu gelişmiş ülkelerde polislere ve soruşturma bürolarına doğru sorgu teknikleri hususunda ciddi eğitimler verilmektedir. Örneğin; tanıkların birbirlerinden etkilendikleri ve beyanlarının birbirlerinin hafızalarını kirlettiği dikkate alınarak, tanıkların ayrı ayrı sorgulanması bu sorunun önüne geçmek yolunda doğru bir uygulamadır. Aynı şekilde, polis ve soruşturma bürolarında soru sorulurken, sorunun içinde yönlendirmelerin bulunmamasına ve hatta sorgulanan kişiye: “Aradığımız şüpheli bu listede olmayabilir, bunu da göz önünde bulundurun.” şeklinde hatırlatmalar yapılması da uzmanlara göre faydalı olabilir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.