Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

HUKUK VE ADALET ALGI VE BEKLENTİLER ARAŞTIRMASI-1

KONDA’nın yapmış olduğu çok güzel bir anket araştırmasına denk geldim. Anket ülkemizde yaşayan farklı kesim, kültür ve yaş grubundan vatandaşların hukuk ve adalet kavramlarına ilişkin algı ve beklentilerini ortaya çıkarmayı hedeflemiş. Sonuçlar ise oldukça ilginç.

*Erkekler kadınlara kıyasla, gençlerse yaşlılara kıyasla hukuk devletine daha az inanıyorlar.

*Eğitim seviyesi yükseldikçe hukuk devletine inanç azalıyor.

*Hukuk devletine inanç en yüksek ev kadınlarında; en düşük özel sektör çalışanları ve serbest meslek erbabında.

*Hukuk devletine inanç en yüksek AKP’lilerde; en düşük BDP’lilerde.

*Gelir ve yaşanılan evin niteliği yükseldikçe, kırlardan metropollere geçtikçe hukuk devletine olan inanç azalıyor.

Yine sonuçlara bakıldığında;

*”Ülkemizde vatandaş ve devletin kurumları hukuk karşısında eşittir” tanımına Ak Partililerin %66’sı “doğru” ve “kesinlikle doğru” cevabı verirken; BDP’lilerin ancak %30’u aynı yönde cevap veriyor.

*Aynı şekilde Kürtler de diğerlerine kıyasla hukuk karşısındaki eşitsizliğe en yüksek oranda olumsuz cevap veriyorlar.

*BDP’lilerde ve Kürtlerde “Suç işlemedikçe kanunların ve mahkemelerin kendilerini koruyacağına inanç” yüzde 50’ye düşüyor.

*“Suç işlemedikçe kanunların ve mahkemelerin kendilerini koruyacağına inanç” dindarlık seviyesi arttıkça artarken, inançsızlarda yarıya düşüyor.

* “Devletin hiç bir kurumu veya memuru işlem ve eylemlerinde hukuk kuralları çerçevesi dışına çıkmıyor” kanaati erkekler ve gençlerde çok düşük. Yani aksine bu kümeler devletin kurum ve memurlarının hukuk kuralları dışına çıktıkları kanaatini daha güçlü hissediyorlar.

* CHP’liler ve BDP’lilerde de devlette hukuk dışına çıkıldığı kanaati daha yüksek.

Bütün bunlara ek olarak sonuçlarda ayrıca;

*“Hata yapan resmi kurum veya devlet memuru olsa bile hukuk ve yargı bizi korur” inancı eğitim seviyesi, gelir ve oturulan evin niteliği yükseldikçe çok azalıyor.

*“Hata yapan resmi kurum veya devlet memuru olsa bile hukuk ve yargı bizi korur” inancı en yüksek Ak Partililerde iken BDP’lilerde en düşük seviyede görülüyor.

*“Mahkemelerde çıkar karşılığı iş yapıldığına inanç” eğitim seviyesiyle beraber artıyor. Üniversite mezunlarının yarıdan fazlası mahkemelerde çıkar karşılığı iş yapıldığını düşünüyor.

*Serbest meslek erbabının ve özel sektör çalışanlarının dörtte üçe yakını da çıkar karşılığı hukuk inancında görülüyor.

*Evin niteliği yükseldikçe, kırdan metropollere doğru geçildikçe mahkemelerde çıkar karşılığı iş görmeye olan inanç üçte ikiye yükseliyor.

* “Mahkemeye düşsem adil karar çıkmayacağından korkarım” kanaati BDP’lilerin üçte ikisinde, CHP’lilerin yarısında hakim.

Bütün bu araştırma sonucundan anlıyoruz ki; toplumda hukuk devletine olan inanç güçlü bir şekilde hissedilmiyor. Bunda şaşıracak bir şey yok. Mahkemelerden çıkan çelişkili kararlar, yerel mahkeme kararlarının bir üst mahkemede neredeyse %50’lik oranlarda hatalı görülmesi, hakim ve savcıların mesleğe alınırken mesleki yeterlilik ve muhakeme yeteneklerine göre değil; referanslarına (halk arasındaki tabirle torpillerine) göre değerlendirilmesi, eğitimsizlik bu sonuca zaten bizi ulaştırıyor.

Araştırmaya göre ilginç gelen husus ise; vatandaşların çoğunda devletin hem hukuk dışı iş yaptığı; hem de hukuk ve mahkemelerinin bizleri koruduğu kanaatinin yaygın olması.  Oysa ki; burada çok ciddi bir çelişki mevcut. Şöyle ki; mahkemelerde karar verenler de her ne kadar bağımsız olmaları gerektiği düşünülse de; toplumun içinde yaşayan, toplumun kültüründen beslenen hakimlerdir. Dolayısıyla devlet memurlarının hukuk dışı iş yaptığını düşünürken; hakimlerin dolayısıyla mahkemelerin bizi koruduğuna inanıyor olmak üzülerek belirtmeliyim ki Polyannacılıktan başka bir şey değil.  Ne var ki; bütün bu aksaklıklarına rağmen hukuk sistemine güvenmek ve bu sistemin daha adil işlemesi için çabalamak dışında başka bir alternatifimiz yok.

Araştırmadan çıkan bir diğer sonuç ise; BDP’lilerin hukuk devletine, hukuka güvenlerinin toplum içindeki diğer tüm kümelenmelere kıyasla çok daha net biçimde olumsuza dönmüş olması. Bunu “azınlık psikolojisiyle” açıklamak da mümkün. Toplumda Kürtleri teröristlerle bağdaştıran ırkçı zihniyetin oldukça yaygın olduğu düşünüldüğünde; Türkiye’de yaşayan ve terörle hiçbir şekilde bağlantısı olmayan Kürt kardeşlerimizin bu zihniyet karşısında kendilerini güvensiz hissetmeleri çok da beklenmedik bir sonuç olmasa gerek. Bunun yanında; teröre destek veren, terörü meşru kılma çabasına giren hangi etnik grubun mensubu olduğu zerre önemli olmaksızın; bu kanaatimin dışındadır. Bu hususu da açıkça ifade etmek gerekir. Ancak bu noktada, araştırma BDP’liler arasında yapıldığından ve BDP mensuplarının bir genellemeyle terörle bağdaştırılması mümkün ve etik olamayacağından araştırmayı bu gözle okumanın daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

Oysa ki; kanaatime göre bir ülkede hukuk devletine olan inancı en doğru şekilde ölçmenin yolu bu araştırmayı azınlık grupları arasında yapmaktan geçiyor. Buna etnik azınlıklar da dahil edilebileceği gibi; cinsel kimlik azınlıkları (eşcinseller, trans bireyler gibi), inanç azınlıkları, siyasi (ideoloji) azınlıkları da dahildir. Çünkü, toplumlarda demokrasi azınlıkların kendilerini güvende hissettiği ve kendilerini temsil edebildikleri ölçüde inşa edilir. Bunun sebebi de, çoğunluktan özellikleri hasebiyle ayrıldıklarından hoşgörüsüzlüğün ve adaletsizliğin ilk mağdurlarının en önce azınlık gruplar olmasından kaynaklanmaktadır. Tarih, bunu en acı biçimde insanoğluna göstermiştir.

Son olarak araştırmadaki bir diğer çarpıcı sonuç ise; dindarlık seviyesi yükseldikçe hukuka olan güvenin artmasıdır. Bunun en önemli sebebi, dindarlarda ortaya çıkan ilahi adalet ve maneviyat algısından kaynaklanıyor muhtemelen.  Pozitif hukuk kurallarından da öte; ilahi bir adalet ve hukuk anlayışına sahip oluyorlar ve mahkemelerden çıkan kararlara karşı kaderci bir duruş sergiliyorlar. Ne var ki, eğitim seviyesi arttıkça bu algının tam tersi bir algı ortaya çıkmaya başlıyor. Bu noktada da şahsi fikrim; adaletin önce yaşadığımız dünyada tesis edilmesinin gerekli ve zorunlu olduğu yönünde. İlahi adaletin elbet bir gün tecelli edeceği inancıyla mevcut düzendeki adaletsizliklere teslim olmak (kişileri motive etmekle birlikte) akılcı ve gerçekçi değil.

Araştırmanın diğer sonuçlarını önümüzdeki haftalar paylaşmaya devam edeceğim.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.