Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

HUKUK VE ADALET ALGI VE BEKLENTİLER ARAŞTIRMASI-4

Geçtiğimiz haftalarda başladığım KONDA’nın yapmış olduğu anket araştırmasının sonuçlarını paylaşmaya bu hafta da devam edeceğim.

KANUNSUZLUĞU UYGUN GÖRME

Adaleti tanımlamaya çalışırken “güçlü olanın kendini haklı çıkarmasının yolu” önermesine “doğru” cevabı verenler yüzde 19,3 ve “kesinlikle doğru” cevabı verenler yüzde 3,2 oranındadır. Bu önermeye yüzde 18,8 oranında “kesinlikle yanlış” ve yüzde 44,7 oranında “yanlış” cevabı verilmektedir.

Yargının ne ifade ettiği tanımlanmaya çalışılırken “güçlü olanın sözünün geçtiği yer” önermesine “doğru” cevabı verenler yüzde 37,4, “kesinlikle doğru” cevabı verenler yüzde 7,3 oranındadır. Bu önermeye yüzde 6,2 oranında “kesinlikle yanlış” ve yüzde 27,9 oranında “yanlış” cevabı verilmektedir.

* Eğitim ve gelir seviyesi yükseldikçe bu önermelere doğru cevabı oranı artmaktadır.

 

*Kırdan metropollere doğru geçerken bu önermelere doğru cevabı oranı artmaktadır.

 

*Önceki birçok bölümdeki incelemelerde de gözlendiği gibi eğitim, gelir, oturulan evin niteliği yükseldikçe ve kırlardan metropollere doğru geçildikçe hukuka, adalete ve yargıya olan güven azalmaktadır.

 

* Gelir yükseldikçe “doğru” oranı düşüyor, en düşük gelir seviyesinde yüzde 50, en yüksek gelir grubunda yüzde 39.

 

*En yüksek “doğru” cevabı MHP seçmenlerinde (yüzde 60) iken, en düşük “doğru” cevabı (yüzde 37) CHP seçmenlerinde görülüyor.

 

*Oturulan evin niteliği yükseldikçe ve kırlardan metropollere doğru geçildikçe “doğru” cevabı oranı düşüyor.

 

Buradan şu sonucu çıkarmak pek ala mümkün. Araştırmada cevap veren kişilerin “adalet” ve “yargı”dan anladıkları birbirinden tamamen farklı. Şöyle ki; cevap verenlerin birçoğu “adaleti” ulaşılması gereken bir ideal olarak görmekteyken; “yargı” dendiğinde akıllarına pratik anlamda hukuk uygulamaları geliyor. Yani bir diğer deyişle, adalet bir “doğal hukuk” kavramı, yargı ise “pozitif hukuk”un bir yansıması olarak adlediliyor.

 

Bu bağlamda cevap veren kişilerin, adaleti tanımlarken güçle ilişkilendirilmesine katılmadıklarını, ancak yargıyı tanımlarken gücün önemini yadsımadıklarını görüyoruz.

 

Bu cevaplardan çıkartılabilecek bir diğer sonuç da; ülkemizde yaşayan vatandaşların bir çoğu ADALET’in ülkemiz YARGISINDA tecelli etmediklerine inanıyor olmaları. Ve bu oran eğitim oranı arttıkça yükseliyor. Bu, ne yazık ki çok üzücü bir netice.

 

HUKUK DIŞI ÇÖZÜM ARAYIŞI

“Mahkemeye başvururum” denilen durumlara bakıldığında, en yüksek oranda “işten haksız yere atılma” durumu (yüzde 72,1), sonra “ticari anlaşmazlıklar” (yüzde 67,6) üçüncü sırada da “borç/alacak meseleleri” (yüzde 59,2) söylenmiştir.

 

“Bilek gücüyle sorunu kendim çözerim” deme hali en yüksek oranda komşu tacizi durumu için (yüzde 19,8) söylenmektedir.

 

“Bir şey yapmam, hayat böyle” şeklinde ifade bulan kabullenişin en yüksek oranda belirtildiği durumlar ise işten haksız yere çıkarılmak (yüzde 10,1) ve ev sahibi/kiracı anlaşmazlıklarıdır (yüzde 9,6).

*Kadınlar erkeklere göre daha düşük oranda mahkemeyi ve bilek gücünü, daha yüksek oranda polis/jandarma ile aile büyüklerini tercih etmekte ve yine erkeklere göre daha yüksek oranda “hayat böyle” demektedir.

 

*Gençler, diğer yaş gruplarına göre daha yüksek oranda polis/jandarma ve bilek gücü derken, 44 yaş üstünde kabullenme daha yüksektir. Mahkemeyi en yüksek oranda tercih edenler 28-44 yaş grubudur.

 

*Eğitim seviyesi yükseldikçe mahkemeye gitmeyi tercih edenlerin oranı artarken, eğitim seviyesi düştükçe mahkemelerin yerini aile büyükleri ve kabullenme almaktadır.

 

*Kürtler arasında mahkemeye gitme tercihi Türklere göre bariz şekilde düşüktür. Bu durum “mahkemelerde etnik dini ayrım yapılıp yapılmadığı” sorusuna verilen cevapları pekiştirir niteliktedir.

 

*Alevilerde mahkeme tercihi oldukça bariz biçimde yüksek, polis/jandarma tercihi ise düşüktür.

 

*Dindarlık seviyesi yükseldikçe aile büyükleri ve “hayat böyle” tercihi oldukça yüksekken, “bilek gücüyle çözerim” tercihi inançsızlarda diğerlerine kıyasla çok daha yüksektir.

Bütün bu sonuçlardan anladığımız ise toplamda, eğitim seviyesi yükseldikçe insanların hukuka ve mahkemeye olan güvenlerinin azalıyor olması gerçeğidir. Ne var ki, eğitim seviyesi yükseldikçe “hukuka ve mahkemelere güvenmeyen” aynı insanlar yine uyuşmazlıkların çözümünde en çok mahkemeleri seçiyorlar. Bu bir paradoks gibi görünebilir ancak tam olarak öyle değil. Benim de kanaatime göre, her ne kadar hukuk uygulamalarında yaşanan haksızların ve hak kayıplarının olması hasebiyle mahkemelere güven duygumuzu çoğu zaman kaybediyorsak da; adalete olan güvenimizin her zaman korunmasının ve her ne hal ve şartta olursa olsun uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelerin tercih edilmesinin gerekli olduğu yönünde. Ama bunu yaparken, körü körüne bir biatten bahsetmiyorum. Genel görüşün aksine, mahkeme kararlarının gerektiğinde eleştirilmesini doğru ve yerinde buluyorum. Nitekim, hukuk her zaman kendini yeniler. Mahkemeler yanlış kararlar verebilir. Önemli olan mahkemelerin bağımsız, her etnik kimliğe, her dine, her mezhebe, her siyasi görüşe ve her toplumsal sınıfa aynı mesafede durmasının gerekliliğidir. Şimdilik, sınıfta kaldığımız ise aşikar. Dileğim önceki yazılarımda da belirtmiş olduğum gibi, toplumun her kesiminin (öncelikli olarak da azınlık grupların) görüşlerinin olumlu yönde değişmesi yönünde.

Hukuk ve Adalet Algı ve Beklentiler araştırmasının sonuçları bu şekilde. KONDA’nın yapmış olduğu diğer araştırmaları da takip etmenizi öneririm.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.