Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

KADIN=AİLE MİDİR?

Bilindiği üzere önceki adıyla “Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı”nın adı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değişmiş; bu değişiklik döneminde de epeyce eleştirilmişti.

Eleştirilerin sebebi,  kadını aileye eşit gören bakış açısının kadını tek başına “birey olarak” kabul etmemesinden kaynaklanıyor esasında.

Oysa ki; kadın sadece aileyi temsil eden bir taraf değildir. Kadın tek başına bir kimlik; bir bireydir. Kadını, aileden bağımsız görmezsek, evlilik içi tecavüzleri, evlilik içi şiddeti de suç olarak kabul etmemiz beklenemez. Nasıl çocuklar ailelerin tasarrufunda değilse; kadınlar da koca veya babalarının tasarrufunda değildir. Nasıl aile içinde şiddet gören bir çocuk, gerektiğinde ailesinden dahi devletçe korunuyorsa; kocasından ya da babasından şiddet gören bir kadın da kocasından ya da babasından korunacak ve devlet korumasına alınacaktır.

Bu noktada, evet kadın ailenin bir parçası olmakla birlikte; kadın=aile mantığının dışında olarak tek başına bir birey olarak varlığını idame ettirir.

Aynı mantık üzerinden evli olmayan, dul olan, ailesi olmayan kadınların hakları “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” tarafından ciddiye alınmayacak endişesi açığa çıkar ki; bu yüzden kadın kelimesinin yanına sürekli olarak “aile” kelimesini sıkıştırmak doğru da olmadığı gibi; gerçekçi de değildir.

Sonra ülkemizdeki bakanlıkların sürekli olarak “kadından önce”  aileyi koruma içgüdüleri sorunları çözmeyi bırakın; çok daha artırıyor kanaatindeyim. Zira, kadına evliliğini devam ettirmesi için gördüğü şiddete katlanmasını salık veren de aynı zihniyet değil midir? “Yeter ki, aile birliği bozulmasın, yeter ki, aile dağılmasın” diye diye kadınları ölüme, şiddete ve mutsuz bir evliliğe maruz bırakmadık mı?

O yüzden önce aile değil, önce kadınlar, önce mutlu evliliği hak eden kadın ve erkekler ve önce mutlu bir evlilikte büyümeyi hak eden çocuklar önceliğimiz olmalı diye düşünüyorum.

Bu sebeple “kadın=aile” bakış açısını doğru bulmadığım gibi; sorunların ana kaynağı olarak görüyorum.

Ne güzel demiş Sabahattin Ali:

“Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak-vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona en hakir mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir. Bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimağı ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri de tabiidir. 

Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim.” 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.