Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

MİRANDA HAKLARI

Türk Hukuk sistemimizde Ceza Muhakamesi Kanununda karşılığı “susma hakkı” olarak ifade edilen bu haklar; Amerika’daki Ernesto Miranda kararı neticesinde ortaya çıkmış olup; bu haklar bu sebeple “Miranda hakları” olarak adlandırılmakta ve kullanılmaktadır.

Miranda kararına konu olayda; 1963’te ABD’nin ARİZONA eyaletinde,18 yaşındaki genç bir kadın kaçırılır ve tecavüze uğrar. 23 yaşındaki Ernesto Miranda olayın şüphelisi olarak 2 saat boyunca sorgulanır. Sorgu neticesinde olayı itiraf eden Miranda, yazılı olarak da ifadesini kabul ettiğine dair imzasını atar. Ne var ki; Ernesto Miranda’ya polisler, sorgu öncesi o Amerikan filmlerinde de sıklıkla duyduğumuz cümlelerdeki haklarını hatırlatmayı ihmal etmişlerdir. Sizler de okuyunca bu hakları hemen anımsayacaksınız:

“*Konuşmama hakkına sahipsin.
* Söyleyeceğin her şey aleyhine delil olarak kullanılabilir.
*Bir avukat tutma hakkına sahipsin.
*Avukat tutacak paran yoksa mahkeme sana bir avukat sağlar.”

İşte Miranda hakları yukarda zikredilen cümlelerdeki şüpheli/sanık haklarından ibarettir. Ne var ki, Ernesto Miranda’ya bu haklar sorgu öncesi hatırlatılmamış ve yüksek mahkeme de bu sebeple, yazılı ve imzalı da olsa, sorgu tutanaklarının mahkemede kullanılamayacağına hükmetmiştir. Bu noktada bu hakların hatırlatılmış olduğunun ispat yükü de polislere aittir. Eğer polis, bu hakların hatırlatıldığını ispatlayamaz ise, sorgu tutanaklarının geçerliliği ortadan kalkmış olacaktır.

İşte bu devrim niteliğindeki karardan sonra, ABD ve birçok ülkede “susma hakkı” ve “avukat eşliğinde ifade verme hakkı” şüpheli ve sanıklara öncesinde hatırlatılmaktadır.

Susma hakkının kullanılmasının, şüphelinin suçu ikrar (kabul) anlamına gelmeyeceği de aşikârdır. Genel olarak bir şüpheli, susma hakkını kullandığında, dışardan suçlu olduğu için konuşmuyormuş izlenimi uyanır. Oysaki bunu %100 bilebilmek mümkün değildir. Zira şüpheli belki tehdit ve baskı altında; belki de bir başkasını koruma-kollama güdüsü ile de konuşmak istemiyor olabilir. Bu bağlamda, şüphelinin susma hakkını kullanması şüpheli aleyhine bir delil olarak da yorumlanamaz. Ancak, hâkim diğer deliller suçun işlendiğini kesin olarak gösteriyorsa, şüphelinin susma hakkını kullanmasını takdiri olarak aleyhine yorumlayabilir. Aksi halde, susma hakkı tek başına şüphelinin suçlu olduğuna kanıt değildir.

Meslek hayatımda, susma hakkını kullanan bir ya da iki şüpheli ile karşılaştım. Onlar da sadece, polis aşamasında susma haklarını kullanıp; savcılık aşamasında ifade verdiler. Bu davranışlarını da, polislerin (kendilerini yakalayan kişi oldukları düşünüldüğünde) önyargılı davranabilecekleri kanaatini taşımaları ile açıklamak mümkün.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?