OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

MÜFTÜLERE EVLENDİRME YETKİSİ

Bildiğiniz üzere, İçişleri Bakanlığınca hazırlanıp; Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısına eklenen 6-madde ile "İl ve İlçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu” yetkisi verilmektedir.

Bilinmesi gerekir ki; müftülerin de evlendirme memurları gibi kamu görevlisi olduğundan hareketle, bu yetkiye sahip olmalarını normalleştirmek doğru olmadığı gibi; kamuoyuna yanlış yönlendirmeye yönelik bir açıklamadır. Zira, “din” olgusunun istismara oldukça açık olduğu; çocuk gelinlerin olduğu, cinsel istismarın yaygınlaştığı ve kadın haklarının hiçe sayıldığı günümüz Türkiye’sinde; insanları dini konularda bilinçlendirmesi gereken müftülüklere bu yetkinin verilmesini normalleştirenler, önceki yazılarımda da belirttiğim gibi ya toplumu tanımaktan acizler; ya da bunu (umuyorum öyle değildir ama) bilinçli olarak yapıyorlar. Zira, kilisede evlenen Avrupalıları örnek gösteren bu kişiler, Avrupa’daki çocuk evlilikleri, kadın hakları ihlalleri, dini suiistimal eden insan ve topluluklarının oranlarının Türkiye’ye oranla çok çok az olduğunu neden zikretmekten çekiniyorlar? Örnek veriyorlar ama toplum yapılarını karşılaştırmayı nedense atlıyorlar.

Müftülüklere bu yetki verilirse ne olur peki? Şu anki yasal düzenlememize bile riayet etmeyen ve resmi nikahtan önce dini nikah (ki hukuken hiçbir geçerliliği yoktur) kıyan çok sayıda din adamının varlığını bile göz önünde bulundurursak; bir de tek başına evlendirme yetkisine sahip olmaları durumunda anayasamızda yer alan “laiklik” ve “eşitlik” ilkesinin nasıl korunacağı oldukça tartışmalıdır.

Nitekim, bazılarının düşündüğünün aksine, laiklik dinsizlik değildir. Laiklik, devletin her dine eşit mesafede olmasıdır. Ve İslam dininin temsilcileri olan müftülüklere bu yetkinin verilmesi kesin surette eşitlik ve laiklik ilkelerine aykırıdır. Eşitlik ilkesine aykırıdır, çünkü diğer dinlerin mensubu kişilere de aynı şekilde kendi din adamları tarafından evlendirilme yetkisi verilmiş değildir. Kanaatimce eşitlik ilkesine aykırı diğer önemli husus ise, kendi rızalarıyla evlenmek için müftülükleri değil de, evlendirme memurlarını seçen vatandaşların sözde daha az Müslüman ; müftülükler aracılığıyla evlenenlerin ise sözde daha çok Müslüman olarak nitelendirilmesine yol açan bir algının toplumda oluşması tehlikesidir. Bu sebeple, siyasi erkin müftülüklere vermesi gereken yetki ve sorumlulukların başında “evlendirme”den önce; çok daha başka konular gelmektedir. Şahsi kanaatim, müftülüklerin önce dini istismar edenlerle savaşması, kuran kurslarına giden öğrencilerin maruz kaldığı ve hemen hemen her gün haberlere konu olan taciz ve cinsel istismar suçu ve suçluları ile etkin mücadele etmesi, toplumsal barışı sağlamaya yönelik çalışmalar yapması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin bir bakış açısı olarak kazandırılması, , organ bağışı konusunda bilinçlendirme kampanyaları düzenlemesi vb gibi konularla meşgul olması ülkemiz açısından daha hayırlı ve faydalı olacaktır. Herkes işini kendi sınırları içinde yapar ve devlet, insanların manevi dünyasını düzenleyen ve istismara oldukça açık olan ” din” ile arasına sınır koyarsa; DAHA AHLAKSIZ VE DİNSİZ BİR TOPLUMA DEĞİL; DEVLETİN HER MEZHEBE, HER İDEOLOJİYE, HER DİNİ TOPLULUĞA EŞİT MESAFEDE YAKLAŞTIĞI DAHA DEMOKRATİK BİR TOPLUMA DÖNÜŞECEĞİMİZE İNANCIM TAM.

Bu düzenlemeye, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) bir basın açıklaması ile şiddetle karşı çıktı. Ben de bu haftaki köşemde bu basın açıklamasını aynen burada sizinle paylaşmak istiyorum. Zira, aynı düşünceleri ve endişeleri ben de taşıyorum. İşte, bahsettiğim TÜBAKKOM basın açıklaması:

“Basın ve kamuoyuna;

İçişleri Bakanlığınca hazırlanıp; Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısına eklenen 6-madde ile "İl ve İlçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu" yetkisi verilmektedir.

Anayasamızın 2. maddesinde belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti "demokratik, laik ve sosyal" bir hukuk devletidir. Laiklik ilkesi ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada bizi kargaşadan ve iç savaştan koruyan en önemli ilkelerden biri olup, Anayasamızın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen hükümlerinden biridir.

Hal böyleyken; vatandaşımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak ve daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak gerekçesiyle yapılmaya çalışılan bu değişiklikle; Anayasamızın 174/4- maddesiyle koruma altına alınan İnkılap Kanunları içinde olan "evlilik akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağı" hükmünün ihlaline ve laiklik ilkesinin dolaylı olarak çiğnenmesine yol açılacaktır.

Bu değişiklikle, Anayasamızın laiklik ve eşitlik ilkeleri ihlal edilecek, hukuk birliği ortadan kaldırılacak, Medeni Kanun'un kabulüyle elde edilen kadın kazanımlarının kaybedilmesine yol açılacak, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, taciz ve istismarlar artacak; toplum aile düzeyinde de ayrışacak, kadının ve çocukların hak ihlalleri artacaktır.

Bu nedenle Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu olarak; millet ve ülke olarak birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir süreçte; Anayasamızın değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilkelerinden olan laiklik ilkesinin çiğnenmesine, kazanılmış kadın haklarının kaybedilmesine neden olacak, kadın ve çocukların hak ihlallerini arttıracak bu kanun değişikliği teklifini kabul edilemez bulduğumuzu ve şiddetle reddettiğimizi belirtiyor; söz konusu değişikliğin Meclisten geri çekilmesi için hükümete ve tüm siyasi partilere çağrı yapıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla sunulur.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
KADIN HUKUKU KOMİSYONU

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.