Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

SOSYAL MEDYA TEŞHİRCİLİĞİ

Uzmanlara göre, günümüzün hastalığı ya da hastalığın tezahürü: sosyal medya teşhirciliği. Elbette bahsedilen sosyal medya aracılığı ile arkadaşlarınız ve sevdiklerinizle iletişim kurmanız, ya da resim paylaşmanız değil.  Bahsedilen paylaştıklarımızın içeriği esasında.

Yoksa tarafım da dahil çoğu insan sevdikleriyle sosyal medya aracılığı ile iletişim kuruyor ve fotoğraflar paylaşıyor. Bu bir noktaya kadar sorun teşkil etmiyor, elbette.

Ancak bunun sınırları olması gerektiği hususunda da tüm uzmanlar hemfikir. Mesela, sizin için küçük bebeğinizin yarı çıplak bedeni masumane bir fotoğraf iken; piyasadaki çok sayıda “pedofili” hastası için açık bir hedef olabilir.

Hatırlarsanız, Facebook’ta anne ve babasının sürekli resimlerini paylaştığı iddiasıyla 18 yaşındaki bir genç kızın anne ve babasına karşı dava açtığı haberleri yer almıştı, basında.

Tahminimce çağımızda yeni suç tipleri de sosyal medya araçları ile ortaya çıkacak. Kendileri hakkında “en mahrem” anıları ve anları dahi paylaşan; bunu yaparken de içinde bulundukları anı yaşamayan kişiler açısından hem psikolojik, hem de bilişim suçları noktasında ciddi sakıncalar olduğu kanaatindeyim.

Gerçek bir hikayenin aktarıldığı bir belgesel-film izlemiştim. ABD’de bir genç kız, internet aracılığıyla bir erkek arkadaş ediniyor ve hiç birbirlerini görmemelerine rağmen; aralarındaki ilişki oldukça ciddileşiyor. Genç kız, kendi resimlerini, parfümünü , kişisel eşyalarını vs. erkek arkadaşına gönderiyor. Sürekli yazışıyorlar. Ve erkek arkadaşının daha fazla ilgisini çekmek amacıyla genç kız, sınıfındaki bir erkeğin kendisine yakın davrandığından bahsediyor. Aslında öncelikli niyeti; erkek arkadaşını kıskandırmak. Ama bu durum öyle saplantılı bir hal alıyor ki; genç kız adeta erkek arkadaşını sınıf arkadaşını öldürmeye azmettiriyor! Diğer bir deyişle, bir erkek, aslında gerçekte hiç görmediği bir kadın için bir cinayet işliyor. Yalnız şunu söylemeliyim ki, belgeselle ilgili esas sürpriz bu değil. Sonrasında polisin açtığı soruşturma neticesinde, yakalanan katilin kız arkadaşı da “adam öldürmeye azmettirmek”ten soruşturuluyor ve anlaşılıyor ki; erkeğin konuştuğu bir genç kız değil; esasında 40-50’li yaşlarda bir kadınmış.  Anne, genç erkeği etkilemek için kendi öz kızının resimlerini kullanmış ve kişisel eşyalarını erkek arkadaşına kendininmiş gibi göndermiş ve tüm yazışmalarında “genç bir kız” gibi davranmış; bunu yaparken de hastalıklı bir biçimde kendi öz kızını suiistimal etmişti. Bu gerçek olay bile, sosyal medyanın hasta ve kişilik bozukluğu yaşayan insanların elinde ne kadar tehlikeli olabileceğinin açık bir göstergesi.

Bu kadar açıktan kendimizi sunmak; kendimizi açık hedef haline getirmekten başka bir şey değil, zira.

Ben bir psikolog ya da psikiyatr değilim ama uzmanların bahsettiği sınırı aşan ve sosyal medyada kendilerini teşhir eden insanların aslında olmadıkları kişiler gibi davranmalarını sağlıklı bulmuyorum. Bakıyorsunuz herkes çok mutlu, herkesin arkadaşları, eşi, dostu ve ailesi ile iletişimi çok kuvvetli. Ama biliyorsunuz ki bu çizilen sanal bir “mutluluk tablosu” . Elbette, dertlerinizi, sıkıntılarımızı sosyal medyada dile getirecek durumumuz yok. Ancak, sanal bir mutluluğu kamuyla paylaşmak da aynı derecede tehlikeli ve aldatıcı değil mi?

Bu sebeple, sosyal medyanın (ebeveyn-çocuk farketmeksizin) dikkatli kullanılması her daim elzem. Hatta bence çocuklara daha okul çağında bu konuyla ilgili ders ya da seminerler verilmesinin de oldukça önemli ve gerektiği olduğu kanaatindeyim.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?