Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR

Bu, bildiğiniz üzere teknik bir isim. 18 yaşından küçük olup da; suç işleyen çocukların soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki isimleri “sanık” değil; “suça sürüklenen çocuk”tur. Zira, bu adlandırmanın ardındaki esas amaç; henüz yetişkin olmamış, kimlik ve karakteri oturmamış ve gelişimini tamamlayamamış çocukların bir suça çevresi veya yaşadıkları hasebiyle sürüklendiği düşüncesinin benimsenmesiyle izah edilebilir.

Bu sebeple de zaten; TCK’ya göre suçu işleyenin bir çocuk olması durumunda; yaşına ve cezanın ağırlığına göre değişen oranlarda indirimler uygulanır. Şöyle ki;

Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesinde:

Yaş küçüklüğü

  1. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
  2.  (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.
  3.  (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on sekiz yıldan yirmi dört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yıldan fazla olamaz. “denmektedir.

Ayrıca suça sürüklenen çocukların duruşmaları kapalı yapılmaktadır. Yine suça sürüklenen çocuk hakkında verilen karar da mahkemece, kapalı duruşmada açıklanır. Burada ise amaçlanan, çocuğun bu süreçte daha fazla örselenmemesi; üzerindeki çekinme ve utanma duygusundan arınması ve mahkemede daha rahat kendini ifade edebilmesidir.

Kaldı ki; suça sürüklenen çocuklara diğer sanıklara göre farklı muamele yapılması çok tabii bir durumdur. Çünkü kanun koyucu tarafından esas olarak amaçlanan çocuğun ceza alması değil; topluma ıslah olmuş bir birey olarak kazandırılmasıdır. Esasında aynı şeyi yetişkinler için de söylemek mümkün ama takdir edersiniz ki; çocukların henüz gelişimlerini tamamlamadıkları göz önünde bulundurulduğunda; ıslah olmaları bir yetişkine göre daha büyük bir olasılıktır.

Bu sebepledir ki; çocukların “cezaevleri”ne değil; “ıslahevleri”ne gönderilmeleri gerekir. Ne var ki; uygulamaya baktığımızda çoğu çocuğun, özellikle de küçük şehirlerde, cezaevleri koğuşlarından birinde kaldığını görüyoruz. Ne var ki; sadece aynı yaştaki çocukları bir ortama kapatmak, o ortamı ve yeri “ıslahevi” niteliğine kavuşturmamaktadır.

Çocuğun okul hayatına devam edebildiği, konusunda uzman pedagoglar eşliğinde sürekli ve devamlı danışmanın sağlandığı, çocuğun gerektiğinde psikiyatrik tedaviden faydalanabildiği, çeşitli kurslarla, eğitimlerle, sinema ve tiyatro gibi sanatsal etkinliklerle ve çocuklara uygun oyunlarla onların eğitici ve öğretici faaliyetlerle meşgul olabildiği ve tüm bu sürecin devlet tarafından takip edildiği ortamlar olmalı ıslahevleri.

Ama bahsettiğimiz gibi Türkiye’deki uygulamayı gördükçe bu, ütopya gibi geliyor. Hatta ve hatta tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi; çok hassas bir dönemde suç işleyip cezaevine gönderilen çocuklar; ıslah olmayı bir kenara bırakalım; bahsettiğim bakış açısıyla bir eğitim ve iyileştirme programından layıkıyla geçirilmediği için; çoğu zaman daha kötü psikolojilerle ve daha olumsuz karakterlerle topluma karışıyorlar.

Bu yüzden; ıslahevlerinin sadece isimde yaşamaması ve bu ortamların cezaevlerinden tamamen bağımsız yerlerde, yukarıda bahsettiğim şartlarda kurulması öncelikli olarak ilgili bakanlıkların, sonrasında ise tüm hukukçuların, çocuk haklarını merkez alan tüm sivil toplum örgütlerinin ve bağımsız olarak biz bütün vatandaşların duyarlılığıyla mümkün olacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.