Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

“TÜRKİYE” İBARESİ VE TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

Malumunuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Meslek birliği isimlerinden ‘Türk’ ve ‘Türkiye’ ifadelerini kaldıracağız” demeci üzerine Türkiye Tabipler Birliği ve Türkiye Barolar Birliği isimli iki meslek örgütünün unvanında yer alan “TÜRKİYE” ibaresinin kaldırılmasına yönelik çalışmalara başlandığı haberleri kamuoyunda yer aldı.

Gerekçe ise kanaatimce hiç gerçekçi ve tatmin edici değil. Şöyle ki; Türkiye Tabipler Birliği’nin: “Savaş; bir halk sağlığı sorunudur.” şeklindeki demeci zamanlama yönünden yanlış anlaşılmaya ve yanlış yorumlanmaya oldukça müsait. Bunu kabul ediyorum. Ne var ki; sadece toplumdaki çoğu vatandaş ya da hükümet temsilcileri gibi düşünmüyorlar diye bu demeç üzerinden insanların ve meslek örgütlerinin düşünce özgürlüklerini sansürlemek ve hatta daha da ileri giderek bu meslek örgütlerini ve meslek örgütü mensuplarını “vatan haini” ilan etmek ne kadar adil, ne kadar demokratik ve ne kadar hakkaniyetli?

Üstelik bu meslek örgütlerinin başındaki “TÜRKİYE” ibaresinin kaldırılması gerekliliğine dayanak gösterdikleri husus: “yeteri kadar yerel ve milli olmadıkları” yönünde ise; buna karşı çıkmamak mümkün mü?

Türkiye Tabipler Birliği ve Türkiye Barolar Birliği bu topraklarda kurulan meslek örgütleridir. Ve bu meslek örgütüne mensup doktor ve avukatlar uzayda değil; Türkiye Cumhuriyeti devletinde ikamet eden, TC vatandaşlarıdır.

Çoğunluk ya da daha dürüst ifade etmek gerekirse siyasi iktidar gibi düşünmemeleri; bu örgütlerin “bölücü”, “vatan karşıtı” ya da “yerli ve milli olmayan” gibi sıfatlarla anılmasını sizce gerektirir mi? Burada bir mantık ve zihniyet hatası yok mu?

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, hükümet temsilcileri eleştirilerin demokrasinin bir gereği olduğunu kabul ederler. Ve hatta ülkelerindeki demokrasi anlayışının gelişmesi için çatlak seslere ve eleştirilere kulak verirler. Çünkü eleştiri ve özgür düşünce beyanları karşısında tahammül göstermek, bir keyif bağışlama mahiyetinde olmayıp; adeta demokrasi için zorunlu bir unsurdur.

Birilerinin bu meslek örgütlerince dile getirilen eleştiri ve farklı görüşlerin, hepimizin daha güzel bir ülkede yaşamasını amaçladığını idrak etmesi gerekiyor. Çünkü, hepimiz aynı gemideyiz. Hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız.

Kaldı ki; bu meslek örgütlerini önce “vatan haini” olarak yaftalayıp; unvanlarından “Türkiye” ibaresini çıkarmak ve  bu meslek örgütlerinin “birlik olma” niteliklerini ortadan kaldıracak politikalar izlemek esasında bizi yerli ve milli olmayan bir amaca götürebilir kanaatindeyim.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yapmış olduğu açıklamayı bu yazımda paylaşarak sözlerimi tamamlıyorum. Umarım, yetkililer bu yanlış politikadan bir an önce döner ve bu ülkenin daha aydınlık yarınlara kavuşması için, çatlak seslere daha tahammüllü olmaları gerektiğinin farkına varırlar.

“…Sayın Cumhurbaşkanı’nı anladığımız kadarıyla yine yanlış bilgilendirmişler. Türkiye Barolar Birliği, büyük Türk milletinin kalbinde en özel yerini çoktan almıştır. Türkiye Barolar Birliği’nin her söylemi, her uyarısı, her duruşu, her zaman milli olmuştur; ancak Sayın Cumhurbaşkanı, sadece kendisinin kullandığı kelimelerin kullanılmasını, sadece kendisinin kurduğu cümlelerin kurulmasını, sadece kendisi gibi düşünülmesini istemektedir.

FETÖ, devletimizi ele geçirirken, yaptığımız uyarılar mı milli değildi de dinlemediniz?

Kumpas davalar’ ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin omurgası balyozlanırken verdiğimiz mücadele milli değil miydi ki karşı çıktınız? ‘Habur çadır mahkemesi’nde, ‘Pişman değiliz’ diyen teröristler tahliye edilirken, içimiz cayır cayır yanarak, yaptığımız karşı çıkış mı milli değildi? Açılım sürecinde ‘Hiçbir devlet terör örgütü karşısında yenilmiş hissiyle masada oturamaz, hiçbir devlet milli ordusu yargısı tarafından esir alınmışken terörle mücadele edemez’ çıkışımız mı milli değildi? 17- 25 Aralık döneminde yolsuzlukla mücadele bir yana, yargı kullanılarak, ‘FETÖ savcılarının yaptığı bir yana’ diyerek, FETÖ’nün en güçlü döneminde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında dimdik durmamız mı milli değildi? Hatırlar mısınız, o tarihte yanınızdaki pek çok kimse kaçacak yer aramıştı. Biz, Sayın Cumhurbaşkanı, hiçbir zaman o partiden veya bu partiden olmadık. Hiçbir zaman siz dahil kimsenin adamı olmadık. Biz her zaman Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yana taraf olduk.”

Hendekler kazılırken, barikatlar dikilirken, Türkiye’yi uyarmadık mı Sayın Cumhurbaşkanı? En sonunda olan bitenin farkına vardığınızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni insanlığa karşı suç işlemekle suçlamaya kalkışanlara karşı ülkemizi biz savunmadık mı Sayın Cumhurbaşkanı? 15 Temmuz gecesi Ankara semalarında daha uçaklar çarpışırken ve bugün etrafınızdaki pek çok kimse kim bilir nerede saklanmışken, darbe girişimine Türkiye’nin 79 barosuyla birlikte biz karşı çıkmadık mı? Bazı Batılı devletler 15 Temmuz’un bir kurgu olduğunu ileri sürmeye kalkıştığında tüm dünyada FETÖ gerçeğini ve 15 Temmuz’u Türkiye Barolar Birliği anlattı Sayın Cumhurbaşkanı. Sizin ve partinizin emrindeki hiç kimsenin ve hiçbir kuruluşun bu konuda dünyada inandırıcılığınız yokken bu gerçekleri dünyaya biz kabul ettirdik Sayın Cumhurbaşkanı. Fırat Kalkanı ve Afrin harekatlarının daha ilk saatlerinde Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru savunma hakkını kullandığını dile getiren ve bunu gerekçeleriyle ortaya koyan Türkiye Barolar Birliği’dir Sayın Cumhurbaşkanı. ‘Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk gününde 103 bin avukatımızı temsilen biz Kilis’te sınırdaydık. Askerlerimizin yanındaydık, halkımızın yanındaydık.”

Türkiye Barolar Birliği’nin milli duruşu, Türk milletince bilinmektedir. Türkiye Barolar Birliği’nin ismindeki ‘Türkiye’ kelimesini de tabelalardan ‘T.C.’ harflerini sildikleri gibi silebileceklerini düşünenler, bizi Türk milletinin kalbinden asla silemezler” 

(TBB BAŞKANI METİN FEYZİOĞLU’NUN KONUŞMASINDAN)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?