Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

“UCUZ KAHRAMANLIK” DEĞİL, “ADALET” İSTİYORUZ!

Bildiğiniz üzere 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren “Yurtta Sulh Konseyi”nin yargılandığı ana dava 22 Mayıs itibariyle başladı.

Bu davada sanıklardan savunması alınan ilk isim Akın Öztürk oldu. Kendisini en son basına yansıyan darp edilmiş halli fotoğraflarından hatırlıyoruz. Darp eden isim ise; esasında aynı mesleği yapmaktan utanç ve üzüntü duyduğum kamuoyunda da “Alaattin Çakıcı’nın avukatı “ olarak bilinen Mehmet Sinan İnce.

Avukat(!) Mehmet Sinan İnce yapmış olduğu açıklamada:

"Bu sefer saklanabilecek veya ört bas edilebilecek şekilde değil alenen ve yüzünden kanlar akarken teslim ettim bu haini infaz koruma memurlarına Avukat Görüş Odasında. Bunların hepsi güvenlik kameralarında, mahkum yakınlarının, Sincan 2-No'lu F-Tipi 2. ve 1. Müdürlerinin gözleri önünde cereyan etmiştir ilaveten infaz koruma memurlarının gözleri önünde bu onursuz piç yalvara yalvara ağlayarak yalvarmıştır."

 "Bize yakışanı yaptığımıza inanıyoruz değerli dostlarım ve alacağımız her türlü cezanın da arkasındayım gerekiyorsa avukatlık ruhsatımı da iğrenç kumpasları ile iptal edebilirler, hiç fark etmez çünkü bu kadarla kalmayacak !!" demek suretiyle işlediği suçu açıkça itiraf etmekten; itiraf ederken de bunu meziyetmiş gibi göstermekten geri durmuyor.

Akabinde ise, Adalet Bakanlığı yetkilileri, İnce’nin talebi üzerine Öztürk’ün avukat görüşme odasına getirildiğini doğruluyor; ancak herhangi bir saldırı ya da darp olmadığını belirterek, esasında bir suçu örtbas edecek mahiyette açıklamalarla adeta avukatı(!) koruyor.

Çok şükür ki; aynı zamanda meslek onurunu korumakla yükümlü olan Ankara Barosu ilgili avukat hakkında disiplin soruşturması başlatmış; aynı şekilde de savcılıkça da bir soruşturma başlatıldığı yönünde haberler basında yer almıştı.

Bilinmesi gerekir ki; Akın Öztürk de dahil, bu girişimde parmağı olan tüm sanıklar ceza almayı hak etmektedir; buna kuşku yok. Ne var ki, suçluluğu ispat oluncaya dek herkes masumdur. Bu karine, Anayasamız ile güvence altına alınmakla birlikte, ceza hukukumuzun da en önemli karinesi olarak kabul edilmektedir.

Kaldı ki; bir an için gerçekten suçlu olduklarına mahkemece hükmedildiğini varsayalım. Bu suçluların cezalarını talep edecek makam kamu adına savcılıklar; ceza verecek makam da bağımsız Türk mahkemeleridir; Mehmet Sinan İnce değil.

Nitekim, devletin savcısını, mahkemesini hiçe sayıp; suçluların cezalarını kendi yöntemleriyle kesen şahıslardır, hukuka en büyük darbeyi vuranlar. Geçmişi oldukça karanlık bir suç örgütü liderinin avukatı ise bir de bunu yapan; bunun kabul edilebilir ve izah edilebilir bir tarafı yoktur. Bunun adı adalet değildir; bu olsa olsa “ucuz kahramanlık”tır. Toplum olarak ihtiyacımız olan ise “ucuz kahramanlar” değil; gerçek adalet savaşçılarıdır.

Kaldı ki; öncelikle hukukçuların insan onurunu koruması elzemdir. Bunu yaparken de hiçbir istisna kabul edilmemesi gerekir. Aksi halde, insan onurunu ayaklar altına alan suçlulardan bu noktada bir farkımız kalmayacaktır.

Tabi aramızda: “Bırakalım bu hümanist ayakları, onların hak ettikleri muamele budur” diyenler olacaktır. Bu bakış açısını, yaşanılan acıların ve bu acıların doğurduğu intikam duygusunun tezahürü olarak görebiliriz. Ama bu durum; bu bakış açısının doğru olduğunu asla ve asla göstermez. Zira,  önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi; adil bir yargılanma neticesinde ceza alan suçluların durumu kadar ibret verici başka bir durum yoktur.

Şimdi de ben bir an için düşünmenizi rica ediyorum. İkiyüzlülük yapmayı bırakalım. Özgecan Arslan’ın katilini öldüren; çete lideri olması hasebiyle birçok suçtan hüküm giymiş ve müebbet cezası almış başka bir katili kahramanlaştıran toplumumuzda; suçlu olduğu henüz kesinleşmemiş bir sanığı darp eden; kamuoyunda da en karanlık adamlardan birinin avukatlığını yapmasıyla tanınan bir avukatın(!) kahramanlaştırılması ne yazık ki aynı bakış açısının bir sonucu olup; etik, ahlaklı ve adil değildir.

Çok şükür, bağlı bulunduğu baro da, toplumdaki infiallere kapılmadan, doğrudan ayrılmadan, meslek onurunu hiçe sayan bu meslektaşımıza gerekli disiplin soruşturmasını da başlatmış bulunmaktadır. Zira, bakanlığın yapmaktan imtina ettiğini bu noktada Barolar yapmıştır.

Sonuç olarak, bu hafta itibariyle başlayıp, günlerce sürmesini beklediğim “Yurtta Sulh Konseyi” davasının bu doğrultuda türlü provokasyonlardan ve ucuz kahramanlıklardan uzak geçmesini; suçlu dahi olsalar tüm sanıkların adil yargılanma haklarının muhafaza edilmesini temenni ediyorum.

Zira, “Ucuz kahramanlıklar” değil; gerçek manada adalet talep ediyor ve bekliyoruz!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.