Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

Av. Cansın ÖZEL ALTINEL

YARGITAY’DAN EMSAL KARAR

Bildiğiniz üzere; gizli elde edilen kayıtlar, “hukuka aykırı delil” olmaları hasebiyle mahkemelerce dikkate alınmıyor.

Diğer bir deyişle, gizli kamera ile, gizli ses kaydı ile elde edilen görüntüler ya da kayıtlar yahut kişinin bilgisi ve rızası olmadan çekilen fotoğrafları; “hukuka aykırı” delil olduklarından; mahkemede taraflarca “kanıt” olarak sunulamazlar. Sunulsalar dahi, mahkemeler bu kayıtlara dayanarak sanık hakkında cezaya hükmedemez.

Ne var ki, geçtiğimiz ay Yargıtay önüne gelen bir dosyada; bir kadının kocasının kendisine hakaret ettiğini ve kendisini tehdit ettiğini ispatlayan mahiyetteki ses kaydının “delil” olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek; kadının kocası hakkında beraat kararı veren yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Gerekçesinde ise: “Söz konusu kayıtlar bir başkasının özel hayatına müdahale niteliğinde olmayıp kendisine karşı işlenen, işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kayıt elde etme olanağının bulunmaması ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun elde edilmiş delil olduğu gözetilmeden, katılan tarafından sanığın tehdit ve hakaret içerikli sözlerinin kayda alındığı CD’nin hukuka aykırı delil olarak değerlendirilerek, sanık hakkında beraat kararı verilmesi kanuna aykırıdır.” demek suretiyle bu kararının dayanağını açıkça ifade etmiştir.

Diğer bir deyişle, şayet mahkeme Yargıtay’ın bozma kararına direnmez ve dosya genel kurulun önüne gelip farklı bir içtihatla sonuçlanmaz ise; ARTIK GİZLİ KAYITLAR DA (BELİRLİ ŞARTLARI TAŞIMALARI HALİNDE) MAHKEMELERCE DELİL OLARAK KABUL EDİLEBİLECEKTİR.

Kanaatimce, doğru yaklaşım da budur. Zira, önceki bir yazımda da mahkemelerin somut olayın gereklerine göre hareket etmeleri gerektiği kanaatini taşıdığımı açıkça ifade etmiştim. Şöyle ki; bir suçun ortaya çıkması için eğer başka bir olanak mevzu bahis değilse ve suç sanığın ya da şüphelinin özel hayatının gizliliğine oranla daha önemli bir menfaati ihlal ediyorsa; “menfaatlerin karşılaştırılması” ilkesi gereğince; sınırlı da olsa bazı hallerde gizli delillerin dikkate alınması gerektiği kanaatindeyim. Zira, bazı hallerde suçlu bir kimsenin dışarıda serbestçe dolaşmasını; suçlu kimsenin özel hayatının ihlal edilmesine oranla daha adaletsiz buluyorum.

Bir bakıcının bebeğe uyguladığı şiddetin gizlice kayda alındığı bir dosyada, kaydedilen kamera görüntülerinin mahkemece değerlendirilmemesi ve bakıcının bu suçtan beraat etmesi durumunda ortaya çıkacak adaletsizliği bir düşünün. Kanaatimce burada kendini koruyamayacak durumdaki bir canlının vücut dokunulmazlığı; bakıcının özel hayatının gizliliğine göre daha üstün tutulması gereken bir menfaattir.

Elbette, her dosyada gizli kayıtların delil olarak kabul edilmesi taraftarı da değilim. Zira, hukuk fakültelerinde öğretildiği üzere: “Zehirli bir ağacın, meyveleri de zehirlidir.” Yani, hukuka aykırı yollarla delil elde etmek de ayrıca suç olarak kabul edildiği için; ileri sürülmeleri adaletli bir yaklaşım olmayacaktır. Ne var ki; Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, başka bir delilin elde edilmesi mümkün ve olanaklı değilse ve menfaatler karşılaştırıldığında mağdurun menfaati, sanık ya da şüphelinin özel hayatının gizliliği menfaatine oranla daha üstün tutulabiliyorsa, işte o zaman bu kurala sıkı sıkıya bağlanmak doğru da, adaletli de olmayacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.