istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Özgür, yaratıcı ve atılımcı birey olmak her insanın en doğal hakkıdır. Ancak yaşadığımız ortamda bizi kuşatan tutucu gelenekler, aldığımız eğitim; gizli güçlerimizin ya da yaratıcı yeteneklerimizin otaya çıkmasına olanak tanımıyor,  fırsat vermiyor.

Geleneksel eğitimin mayası ve felsefesi korkuya dayanıyor. Bu felsefenin ortaya çıkardığı silik kişi, hiçbir zaman birey ve ya da yurttaş olamıyor; güç karşısında boyun eğen kul ya da köle oluyor. Kul tipi insansa ezilmişliğine isyan etmiyor; haktan haklıdan yana tavır koyamıyor, demokratik haklarını kullanma yeteneğinden yoksun güçlüye boyun eğiyor.

Üretici, yaratıcı ve de atılımcı insan yetiştiremeyişimizin nedenlerinden biri, hiç kuşkusuz, geleneklerimizi ve eğitimimizi besleyen korkudur. Beşikten mezara kadar sürüp giden türlü korku ağlarının içinde şekillenir beynimiz ve ruhumuz: Ana-baba korkusu, şey-tan korkusu, mezarlık korkusu, polis, jandarma korkusu, iftiraya uğrama tutuklanma korkusu vb korku zincirlerinin halkası yaşamımızın her döneminde sarmalar bizi. Bu korku zincirleridir ki, yaratıcı, yeteneklerimize, üretici yanlarımıza ket vurur: Dahası bizler,  bize öğretilen çaresizliklerin,  hiç ayrımına varmadan kurbanı oluveriyoruz.

Oysaki uygar ve çağdaş dünyada korkunun yaşamda yeri yok. İnsan yaşamına akıl ve bilim yön veriyor. Bu yüzden olacak ki, insanlığa yararlı keşif ve icatları, bilimi kendine kılavuz yapan o dünyanın insanları üretiyor. Kâşifler, âlimler hep o korkusuz dünyadan; Bilimin, aklı,  kılavuz edinen; korkuyu, hurafeyi fosil gelenekleri dışlayan anlayışından, özgür ortamından yetişiyor.

Bilimden korkulan bir yerde bilgi barınabilir mi? yeni fikirler yeşerebilir mi?

Yasaklar ve engellerle dolu bir yerde insan KENDİSİ OLABİLİRMİ?

-Suskunların niteliği ve fazileti görünmezliğinde(Suskunluğunda) saklıdır.

Güçsüzler kendileri için bile görünmez olmak zorundadır.

Üretmenin,  yaratmanın temeline korku yerine sevgiyi yerleştirmeyi başarırsak, uygarlık yolunda yeni gelişmelere yelken açabiliriz. Korkularımız bizi manen gürsüz kılmış, aşağılık duygusu içine itmiştir. Korktuğumuz an küçülüp basitleştiğimizi görmemişizdir. Korkunun verdiği aşağılık duygusu ile alışık bulunduğumuz itaat havası içerisinde, kendimizden üstün saydığımız, kendimizden güçlü bulduğumuz her şeyi kutsallaştırmışızdır.

KİŞİ KORKUDAN UZAK KALDIĞIAN DÜRÜST VE HOŞGÖRÜ İÇİNDE OLUR.

KAYNAĞIMIZ KORKU YERİNE SEVGİ OLMALI.

Korkuyu yendiğimiz gün insanlık(UYGARLIK) en yüksek gelişme noktasına ulaşmış olacaktır

Toplumun nerdeyse tümünü kuşatan korku zincirini kırmak yine bizlere düşüyor. Halkımızı korku kültüründen beslenen egemen güçlerin anlayışından kurtarmak için, toplumun ileriye bakan zinde güçlerinin, bıkmadan, yılmadan daha çok uğraş vermesi gerekiyor. Ufukta. Özlemini: çektiğimiz gelişmiş dünya ekonomi sıralamasında ilk üçe girmemiz,1937 yılından sonra mümkün olmadı.

(İftiraya uğrayıp tutuklu kalan insanların yıllar sonra SUÇSUZ OLMALARI

TESCİLLENSEDE

Çekilen açıları, yetirilen hayatları,

Geri Getiremiyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.