TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

BİR TURGUT ABİ VARDI

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim

Kumral ve yumuşak saçları dupduru suyun bir yandan öte yana akması gibi ya da köpürerek gelen bir dalganın kıyıya gelince usulca kuma gömülmesi gibi sol yandan sağ yana doğru devrilmiş, yumuşak bıyıkları ve huyu kadar temiz yüzüyle mahallemizin muhtarıydı Turgut Abi. Kalemle çizilmiş gibi biçimli kaşları altındaki ışıl ışıl gözleriyle güven vererek bakardı dünyaya Turgut Abi.

 

Akyazı Mahallesi’nin Okul Sapağı girişinde, mahallenin içine içine yürürsen sağ yanına düşen evinin alt katında işlettiği bakkal dükkânında totem gibiydi Turgut Abi. O küçük bakkal dükkânı yetmişli ve seksenli yıllara damgasını vuran “Hacı’nın Halk Bakkaliyesi”  ile “Recep’in Bakkalı “ nın doksanlarda pabucunu dama attırmıştı. Rahmetli Hacı Amca ve Recep Amca “Türkiye çağ atlarken” tökezlemişlerdi bir parça ve Turgut Abi ortaya çıkan boşluğu net görüp, doldurmuştu. Keza yaşı itibariyle daha güncel analizler yapabilme ve değişimi iyi okuyabilme avantajına sahipti. Bu avantajına bir de zekâsı ve girişimciliği eklenince galip çıkmıştı bu yarışta Turgut Abi.

 

Turgut Abi, o küçük dükkânın vitrini ve camlı giriş kapısını sağına alacak şekilde küçük bir masa başında hem patron hem de kasiyerdi ve arkasındaki duvara asılı kara çerçeve içindeki safi asalet o fotoğrafıyla muhtarlık mühründen daha resmî kazınıyordu hatıralarımıza.

 

Temiz ahlaklı, güzel yüzlü bu adamların gözü önünde ve himayesinde anlam kazanıyordu çocukluğumuz, delikanlılığımız. “ İyi olmak iyidir” kadar basitti verdikleri mesaj ve onlar mahallenin tozlu yollarında ola olgunlaşa bu hale gelmişti. Hayatı yorumlarken tek sermayeleri vicdanlarıydı. Çocuk olmadan yetişkin, genç olmadan bilge olan adamlardı bunlar.

Ekim 1960 doğumluymuş Turgut Abi ve doğduğu o tarihlerde ülke yine kan ağlıyormuş. Askeri darbe ardından “Yassıada Duruşmaları” bu ayda başlamış, ülkede korku ve kaos yine hükümdardır. O ki Yassıada Duruşmaları ardından bu ülke başbakanını asacak bir kudurmuşluğu yaşayacaktı! Memleketin birçok yerinde Sıkıyönetim uygulanmakta, İstanbul ve Ankara ‘da bir kere daha uzatılmaktadır yönetimin sıkısı; keza vesayetin bekası için her yol mubahtı. O yılın ekim ayında nüfus sayımı da yapılır ve belki Turgut Abi de vatandaştan sayılır ilk; vatandaş Turgut’tur artık bebek Turgut BİBER.

Bizim buralarda ekseriyetle ekim doğumludur belli bir kuşaktakiler. Ekim demek, fındık hasadının bitip de, ürünün pazara inmesi, dizleri yamalı pantolonların dibi delik ceplerinin para görmesi ve çarşı pazarda her türden işin topyekûn görülmesi demekti. İşte çocuklar ne vakit doğarsa doğsun illaki ve de zoraki ekimde verilirdi nüfusa, doğum belgesiz.

 

Turgut Abi, mahallenin klas abisiydi. Hep tertemiz, pantolon ve gömlek jilet gibi ütülü, günlük tıraşını olmuş mis kokular sürünmüş... bir de ekseriyetle kravatlıydı ve nasıl iyi taşırdı o kravatı... Bakkalla bitişik kahvehanenin önüne atılan demir ayaklı meşin yüzlü sandalyeye kurulur böyle usul usul, tane tane konuşurdu. Yılışmayan asil bir gülümsemesi vardı ve hayatın şükür yanındaydı Turgut Abi. Mahallenin biz yeni yetmelerini öyle çok şımartmaz ama kontrolünden de çıkarmazdı. O, muhtar olmanın “Babacanlık” olduğunu bilirdi.

 

Seksenlerin başında Sudi Arabistan Türkiye’den yoğun işçi alımı yapmıştı. O dönemlerde Arabistan topraklarını Batılı büyük şirketlere açıyordu ve çok fazla emek gücüne ihtiyaç doğmuştu. Turgut Abi de, diğer birçokları gibi ekmek derdine gurbetin yolunu tutar. Rahmetli babamın ölüsü gelmişti 1986 yılında, iş kazası diye yazılmıştı ölüm raporuna. Babamı on ikiden vuran ölüm Turgut Abi’yi pas geçmişti oralarda, o sağ salim dönmüştü yurduna, yuvasına.

 

İki oğlu ve karısıyla uzun bir hayat sürecekti Turgut Abi de, ondan kinaye işte hiç ölmeyecek gibi yaşamaktı gayreti.

 

İki dönem üst üste muhtar seçilmişti koskoca Akyazı Mahallesi’ne, az iş değil Yani! Muhtarlığının ikinci döneminin yarısında, toplamda yedi buçukuncu yılında, 1996 yılının Haziran’ında kan kanserinden vefat etti, ölmez dediğimiz Turgut Abi de... Turgut Abi’nin hastalanıp da hastalığının netleştiği ve o korkunç tedavi süreciyle, vefat ettiği dönemde üniversite öğrencisiydim, memleketten, mahalleden uzakta. Turgut Abi giderken de değişen çok şey yoktu aslına bakarsan, 28 Şubat postmodern darbesiyle vesayet korumaya alınmış, yine tanklar sokaklarda yürümüş, yine korku ve kaos sarmıştı anayurdu dört baştan. Yine ahkâm kesiliyordu yaratılan kaosun bin yıl süreği tehditliyle.

 

Turgut Abi gitti... hiç olmadı sanki... şimdi biri 28, öteki 29 yaşında ve onu belki hayal mayal bile hatırlamayan iki oğlu ve onun her anını dipdiri hatırlayan eşi Sevinç Abla yadigâr mahalleye ve anılarımıza.

 

Demişti ya Usta “O iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler; demirin tuncuna insanın piçine kaldık.”

 

Toprağın bol, mekânın cennet, şuhun şad olsun Turgut Abi! Seni bilmek, tanımak, sana dair hatıralara sahip olmak gerçek hazineymiş, öldüğün yaşlardan hızla gelip geçince anlıyormuş insan. 

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve iç mekan


MAKALEYE YORUM YAZIN
MUSA CANDAN MUSA CANDAN 27.01.2018

EH BE KARDEŞİM YİNE ESKİ GÜNLERE GÖTÜRDÜN BENİ.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.