Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

EY ÖZGÜRLÜK

Okulda defterime,

sırama ağaçlara,

yazarım adını.

Okunmuş yapraklara,

bembeyaz sayfalara

 yazarım adını. 

Özgürlük!

Mesela devlet müdahalesi olmadan istediğimiz gibi yaşamak, dilediğimizi söyleyebilmek, üstüne bir de hükümeti ve yöneticileri eleştirebilmek midir özgürlük?

Ülkelerin Anayasaları vardır artık! Tüm özgürlükler o anayasalarda açık seçik ilan edilmiş ve güvence altına alınmıştır. Özgürlüklerin Anayasa’da yazıyor olması özgür olmak için yeterli midir? Açık söylemek gerekirse; anayasayla verilmiş olan hakların gerçek hayatta yüzde yüz karşılığı olduğuna inanmak gaflettir.

Tüm dünya için düşün lütfen; ifade özgürlüğü gerçek anlamda ne kadar güvence altındadır? Halen dahi insanlar düşüncelerini ifade ettikleri için akıl almaz cezalara çarptırılıp özgürlükleri ellerinden alınırken…

birol öztürk3_1

Peki ya basın özgürlüğü konusunda ne demeli? Halkın doğru ve hızlı haber almasına, halkın aydınlanmasına katkı sağlayan basın, özgür müdür? Tüm dünya için düşün, egemen zihniyetle çeliştikleri için kaç gazetecinin özgürlüğü elinden alınmıştır? Kaç tanesi katledilmiştir? Kaç kitap, kaç gazete dergi sansüre uğramıştır?

Katliamdan korkar gibi korkuyorlar kitaplardan!

Neden böyle oldu? Neden bu kadar zalim var? Neden kan kırmızısı bulaşır hep gök mavisine?

3S!

Duydun mu hiç?

Saz
Spor
Sanat

Vicdanlı, medeni, aydın, empati kurmasını bilen ve özgür bir düzen için müzikle, sanatla ve sporla iç içe nesiller yetiştirmek zorundasın/zorundaydın!

Şimdi, sen; resim, müzik ve beden eğitimi derslerini müfredatın tırtından saydın da, veli toplantılarında bu derslerin öğretmenlerine, tenezzül edip de, çocuğunun sanatla ve sporla alakasına sormadın bile, hatta an itibariyle sormuyor ve de zerre kadar ilgilenmiyorsun, doğru mudur?

Kitap okumadın; hadi bu halinle kötü örneksin çocuğuna, bari kitap okuyacağı imkân yaratsaydın, onu da engelledin.

Şimdi, sen, şaşırıyorsun ya memleketin haline! Şaşırıyorsun ya, cehaleti paçalarından akan insanımızın meylettiklerine, şaşırma!

Adamlar, boklarını tahliye edecek kanalizasyon sistemi kurmaktan aciz ama çatır çatır savaş çıkartıyor ve bu ülkenin insanları da taraf olabiliyor! Öyle değil mi? Şu Ortdoğu’da, elleri silahlı, götleri şalvarlı, yüzleri sakallı 46’lıkların alayına bi bak! İlkellikten kırılıyor lan adamlar! Bu ilkellikle gidip de Paris’te ölüm kustular ve Mevlana’nın kentinde bu katliamın yası tutulurken ıslıkladın, yuhladın, protesto ettin!

Şimdi, sen, şaşırıyorsun ya; şaşırma!

Resim, Müzik ya da Beden Eğitimi öğretmenini hatırlayan, adını unutmayan ve halen onlarla görüşen, selamı görev bilen kaç kişi var? Geçtim ülkeyi, sadece benim, senin arkadaş çevremde kaç kişi var? 

Ne? O işler bu kadar basit değil mi?

Böyle düşünenlerden misin? Bu işler, aslında bu kadar basitti ya, kaçtı o tren!

Diyelim ki bir eylemi yapmanı engelleyecek bir yasa yok! Bu durum senin o eylemi kesinlikle ve içinden geldiği gibi yapabilme özgürlüğüne sahip olduğun anlamı taşır mı? Mesela, şu an kalkıp havaalanına gidip, Hawaii’ye bir bilet alıp orada tatil yapmanı yasaklayan bir yasa yoktur! Ama bu hak büyük çoğunluk için erişilmez ve kullanılamazdır. Çünkü bu hakkı kullanmak para gerektirir. Paran yoksa özgürlüğün bu yönde kullanamazsın.

Neye yaradı şimdi bu özgürlük?

Demek ki özgürlük, baskının ve zorlamanın olmaması durumundan daha farklı ve geniş bir konudur!

Özgürlük en yalın haliyle hayatı bütünüyle yaşamaktır.

Bakış açımızı genişletelim biraz.

Somali, Kara Afrika’nın yoksul ülkesi!

İnsanlar açlıktan ölmektedir, beslenme yetersizliğinden dolayı birçok hastalık tehdidiyle karşı karşıyadır! İnsanca beslenmeyen Afrikalılar özgür müdür? Ya da pahalı ve  lezzetli, besleyici yemekler yiyebilme imkânlarına ve özgürlüğüne sahip bir kesim varken, bu yemeklerin adını dahi duymamış insanlar özgür müdür?  

birol öztürk2

Her kış tanık olduğumuz bir manzara; evsizleri tespit edip bir spor salonunda toplayıp donarak ölmelerini engelleme çabası… En temel gereksinimlerden biri olan barınma sorununu çözemeyen insan özgür müdür? Kar ve kış manzaralarını kartpostallarda gören, tripleks, dubleks evlerde, jakuzi konforunda yaşama özgürlüğüne sahip insanların yaşadığı ülkede/dünyada, evsizler, sağlıksız koşullardaki barakalarda, gecekondularda yaşamak zorunda kalan insanlar özgür müdür?

Bu örnekleri çok mu uç buldun? O zaman daha da indirgeyerek sorgulamaya devam edelim; parası olanın çocuğu özel okullarda, özel üniversitelerde ve yurt dışında eğitim görebiliyor, bu bir özgürlük. Aynı statüde eğitim gören yoksul aile çocuklarına nazaran daha bol kazançlı işler bulabilme imkânı varken ortaya çıkan fırsat eşitsizliği bir anlamda özgürlüğün de ihlali değil midir? Eğitimde fırsat eşitliğinin olmaması, birkaç saatlik sınavlarla gençlerin geleceğinin belirlenmesi orta yerde dururken gönül rahatlığıyla özgürlük vardır denilebilir mi?

 

Özgürlüğü sadece haklarla açıklamak mümkün ya da yeterli midir? İş ve aş sahibi olmak, namerde muhtaç olmadan, çalmadan doymak, insan onuruna yakışır makul sürelerde ve yeteneklerine uygun işlerde çalışmak, lazım olduğu kadar dinlenmek tatil yapabilmek ve elde ettiklerinin güvence altında olması özgürlük kavramından çok mu uzaktır? Yoksa özgürlüğün ta kendisi bu mudur?

İşsiz ve açsın! Özgür sayılır mısın?

Bir işin var ama gelirin ancak kira ve mutfak masraflarına yetiyor. Yani o meşhur asgari ücretle geçiniyorsun. Geçinmiyor da sürünüyorsun!  Kitap, gazete alıp okuyacak ne paran var ne de çalışmaktan dolayı zamanın. Sinema tiyatro gibi kültürel ve sanatsal alanlara girmiyorum bile.

İnsanı diğer canlılardan farklı kılan o sosyal faaliyetlerin hiç birine zaman ve para bulamayan insan özgür müdür?

Bir yıl, 365 gündür. 52 hafta. 12 ay! Şu yeryüzünde milyarlarca insan tüm bu zamanının nerdeyse tamamını çalışarak geçirir. Peki, bu milyarlarca insanın kaç tanesi bu yorucu ve yoğun çalışma temposuna bir mola verip de birkaç gün adamakıllı tatil yapıp dinlenebilmektedir? Onca zaman asgari ücret karşılığında çalışıp da üç gün tatil yapacak imkânı bulamayan işçi, memur özgür müdür? Sürekli hayat meşgalesi içinde çırpınıp duran, dünyanın güzelliklerini sadece nefes alıp vermekten ibaret görerek yaşamak durumunda olan insan özgür müdür? Bu da yetmiyormuş gibi, krizdi, küçülmeydi, yeniden yapılanmaydı gibi bin bir türlü bahaneyle her an işini kaybetme riski ve stresiyle yaşayan insan özgür müdür?

Popüler kültürün bir çıktısı olarak televizyon kanallarında “yeteneklere” dair yarışmalar yapılır. Envaı çeşit yetenekte insan, her cinsten her yaştan, bu programda çıkar ve yeteneklerini sergiler. Öyle enteresan yetenekler de çıkar ki arada, şaşırmamak mümkün değil! Şu yeryüzü, yeteneklerine uygun öğrenim olanakları bulamamış insanlarla dolup taşmaktadır. Yeteneklerine uygun öğrenim görüp de yetenekli olduğu işte çalışmayan mutsuz insan özgür müdür?

Medeniyetler tarihindeki özgürlük mücadelelerini doğru okumak lazım belki de; bu mücadeleleri özgürlük mücadelesi değil de özgürlükten pay alma mücadelesi olarak görmek lazım. Özgürlük dediğimiz şey henüz icat edilip de yaşanmamış bir ütopya falan değildir. Özgürlük mevcuttur. Fırsatı tekelinde bulunduranlar o özgürlükleri dibine kadar kullanmaktadır. Özgürlük mücadelesi, özgürlüğü yeniden üretmek değil, var olandan hakkın olan payı almaktır.

Şu yeryüzündeki kaynaklar, insanoğlu başta olmak üzere tüm canlılara bol bol yetecek potansiyeldedir. Özgürlüğü ortadan kaldıran şey fırsat eşitsizliğidir. Fırsat eşitliği sağlanması eşittir özgürlük.

Özgürlük belki de göreceli bir konudur. Birine dair özgürlük olarak ifade edilen bir durum bir başkası için özgürlüğünün elinden alınması olabiliyor, Leo Huberman’ın verdiği örnekte olduğu gibi;

“çoban, koyunu boğazlamak üzere olan kurdu kovalar; koyun, kurtarıcısı olduğu için çobana teşekkür eder; oysa kurt, aynı hareketinden dolayı çobanı, özgürlüğün yıkıcısı diye lanetler. Açıkçası, koyun ile kurt, özgürlük sözcüğünün tanımı üzerinde anlaşamaz”

Bu örnekten de kinaye, farklı dünya görüşlerine sahip insanoğlunun özgürlük anlayışları da birbirinden farlı olduğundan dolayı kendince özgürlüklerini kullanmaya çalışanlar başkalarının özgürlüklerini gasp etmiş, onlarla çelişmiş olabiliyor. Bu durum da istisnasız çatışma yaratıyor.

Dünyanın bir tarafı açlıkla mücadele ederken bir tarafı obeziteyle mücadele etmektedir. Beslenme üzerindeki özgürlüğe dair bu çelişki, izahı komik bir durum değil midir bu?

Ezen ve ezilen ikilemi insanlık tarihi kadar eskidir! Bu ikilem ve çelişki, ezenin ezme özgürlüğüne sahip olması evrensel anlamda özgürlük kavramıyla uyuşmakta mıdır?

Birileri için serbest olan, temel hak ve özgürlüklerden sayılan durumlar birilerinin temel hak ve özgürlükleri önündeki en sert engel olabilmektedir. Hatta birilerinin temel hak ve özgürlükleri başkalarının temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmakta, gasp edebilmektedir.

Şu bir gerçek ki; esaslı ve evrensel bir özgürlükten bahsedebilmek için egemen sınıf tahakkümünün ortadan kaldırılması gerekiyor. Dünya nimetlerinin yüzde seksenini paylaşan küçük azınlığa rağmen geriye kalan yüzde yirmiyle yetinmek zorunda kalan büyük çoğunluk çelişkisi var oldukça ve o küçük azınlığının egemen erk olma vasfı devam ettikçe özgürlük meselesi hep tartışılacaktır.

Özgürlük hayatı bir bütün olarak, dünya nimetlerinden hakkıyla faydalanarak, yaşamak demektir. 

Yeterli beslenme, giyinme, barınma gibi konularda ihtiyacı olan ekonomik güce sahip olması, o gücü sağlamak adına iş güvencesi bulunması bunun yanında sosyal bir varlık olarak kültürel anlamda gelişmesini sağlayacak imkân ve zamana sahip olmasıdır özgürlük.

Toplumların sosyal, ekonomik, etnik ve dinsel olarak sınıflara bölünmesi, bir sınıfın diğer sınıf ya da sınıflar üzerinde tahakkümü olması, savaşlarda masum insanların ölmesi, yaralanması, dünya nimetlerinden faydalanma noktasında ciddi bir dengesizliğin olması, özgürlük kavramı üzerindeki en ciddi handikaptır.

Köpekler ırklarına göre ayrılır ya da ayrılmalı biliyor musun? Her ırkın altına doğru da bi sürü çeşidi vardır. İlk aklıma gelen köpek ırkları ya da cinleri de şöyle: Av köpekleri, tazılar, teriyerler, işçi köpekler, çoban köpekleri, süs köpekleri ve tüm bunların dışında kalan diğer ırklara ait köpekler…

Köpekleri ırklarına göre ayırmanın gereği de şudur; her ırkın kendine has genetik ve davranışsal özellikleri vardır. Mesela bi Golden ırkı köpeği bekçi olarak bi yere dikersen yandın. Bu ırk, yani Golden, uysal, uyumlu ve oyuncudur. Herkese hemen kanar. O nedenle de bir köpeğin ırkını bilmek ve ona göre davranmak önemlidir. Sen kalkıp da bi Pitbull’a Kaniş muamelesi yaparsan, sonuçları da ağır olacaktır.

Irk, cins dediğin köpekte önemlidir ve ayrılmalıdır. İnsan dediğinin ırkı, cinsi olmaz! Olsa olsa eşref-i mahlûkattır.

İnsanın en büyük farkındalığı ve özlemlerinden biri de özgürlüktür.

Özgürlük yalnızca bir avuç insan için üretilmiş bir hak değildir. Özgürlük yeryüzündeki tüm canlıların doğuştan sahip olmaları gereken birincil haktır. Vicdan ve akıl sahibi olanların göreviyse; doğuştan gelen bu en temel hakkın gaspına karşı direnmek, mücadele etmektedir. 

Bir yerde özgürlükten bahsetmek için çocukların ölmüyor olması önemli bir göstergedir.

Çocuklar ölmemeli! Çocuklar, hangi sebeple olursa olsun, öldürülmemeli!

Normali budur!

Bir elinde anası diğer elinde balonu olmalı tüm çocukların ve balonuyla birlikte gökyüzünü de ellerinde tutuyor olmalı tüm çocuklar. Savaş uçaklarının gölgesinde, balon uçurulası o gökyüzünden ıslık çalarak düşen bombaların altında, korkarak yaşamamalı çocuklar! Çocukları korkutulmuş ülkelerin geleceği karabasanlara gebedir. 

Arzu duymaz yokluğa,

çırçıplak yalnızlığa,

yazarım adını.
Geri gelen sağlığa,

 geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını, yazarım.

Bir sözün coşkusuyla, dönüyorum hayata.

Senin için doğmuşum, haykırmaya:
Ey özgürlük


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.