TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

ŞAH GÖRÜNÜMLÜ PİYON

Satranç bilir misin?

O kadar uzun zamandır bilirim ki bu oyunu, nasıl ve ne zaman öğrendim bilmiyorum. Bildiğimi, ne zaman bildiğimi halen bilmiyorum. Bir bilmezlikteyim tüm bildiklerim hakkında.

Satranç derken az kaldı laf nereye gidiyordu bak!.. ”Bilmek” üzerine kallavi bir denemenin eşiğinden döndük farkında mısın?

Ne tuhaf, ne ilginç ve hayata dair misal verilecek ne çok malzemesi vardır satrancın!

Satranç dediğin, her biri birbirinden farklı görevlerle donatılmış, ismi başka cismi başka taşlardan ibaret bir oyundur. Onca farklı taş arasında en çok ve birbirinin aynı sadece Piyon vardır. Hepsi birbirine benzeyen, hepsi bodur, sade ve hareket kabiliyetleri sınırlı Piyonlar… Oyun tertibinde en ön safta Piyonlar vardır, en ilk hamleyi ekseriyetle Piyonlar yapar ve karşı hamle karşısında da ilk dişe gelen yine Piyonlardır… O Piyonlar ki, sadece bir karecik ilerleme yetkileriyle ve çaprazlarına düşen bir gafili, ekseriyetle canları pahasına, yiyebileceklerini bile bile korumaktadırlar Şah’ı… Şah’a en uzak taştır Piyon…

Şah, Piyon ’un her zaman arkasında saf almıştır ve Piyon hariç diğer tüm taşların geri hamle yetkileri vardır. Piyon, hep ileri hamle etmek zorunda ve canı pahasına savunduğu Şah’a, Şah ona yaklaşmadıkça asla ve asla yaklaşma şansı da bulunmamaktadır. Piyon, diğer tüm taşların ve Şah’ın tüm kaprislerine rağmen, yok saymalarına rağmen, oyunu sonuna kadar kuralına uygun oynamak zorundadır!

Şu bir gerçek ki çoğumuz Piyon’uz hayat oyununda!

Piyon’uz da, nedense Şah gibi, en kötü ihtimalle Vezir gibi göstermeye çalışırız! Şah görünümlü, Vezir görünümlü Piyonlarız! Bu yüzdendir sık sık hayal kırıklıklarımız, bu yüzdendir “keşke” lerin bu kadar çok olmasına sebep! Piyon dediğinin geri hamlesi olmadığından kinayedir, ardında kalan karelerin ve hamlelerin keşkelere denk gelmesi. Piyon olarak yaşarken, Şah ayrıcalığı ve Vezir yetkisi beklemek, At olabilmenin, Kale olabilmenin, Fil olabilmenin anlamlarını da gölgeliyordu… 

Piyon’uz çoğumuz ve bu aslında kötü bir şey de değildir.

Bütün mesele, bir Piyon’ken bile doğru hamle yapmaktır!.. Doğru hamleyi akıllıca yapan Piyon, bir zaman sonra diğer tüm taşların da umudu haline gelir! Vezir dâhil birçok taş artık oyun dışındadır ve Şah’ın gardı düştü düşecekken, o Piyon karşı tarafın son karesine çıkar! O son kareye çıktığı an da artık bir Piyon, Vezir olmuştur.

Mesele Piyon’ken Vezir’e öykünmek değildir aslında, mesele; bir bir, hiç yılmadan ve hata yapmadan, gözünü aptalca bir hırs kaplamadan doğru hamleleri yaptıkça, zamanı geldiğinde Vezir olabilmeyi başarmaktır.

Peki ya, bu oyunun tablasına ne demeli?..

Belki de esas olan tabla olabilmekte… Sonuçta, oyun nasıl biterse bitsin ve de illaki biter, tüm Piyonlar, Şahlar, Vezirler, Atlar, Filler, Kaleler… Tüm taşlar, alayı aynı torbaya girer, bir tek tabla kalır orta yerde…

Evet dostum!

Seç bakalım, Piyon musun, Şah mı?

Boş ver alayına, sen var mısın tabla olmaya, ondan haber ver!

Belki de, bütün mesele o tabladan ibaretti. Tüm sistem tablanın varlığı üzerine kurgulanmıştı… Tablanın izin verdiği sayıda taş, izin verdiği kadar alanda hareket edebiliyordu. Yani, tabla varsa oyun da vardı… Taşlar, bir bir dökülürken tablanın üzerinden, oyun eksik taşlara rağmen sürüyordu işte.

Kim bilir belki de külliyen yanlışlardayız. Tekmil karşıt olmak gerekiyordur o tablaya!

 (NOT: Bu yazı   şu satırları yazan tarafından kaleme alınmış Mavi Kadar adlı kitaptan alınmış)

birol öztürk3_2


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.