Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

STRUMA’DAN MERİÇ’E SOLUĞU UZUN OLUR TARİHİN

 

Yıl 1942...

Hitler faşizmi dünyayı kasıp kavurmakta ve Nasyonal Sosyalist Naziler antisemitizm siyasetiyle Balkanları işgal etmeye başlamıştır.

Naziler, işgal ettikleri ülkelerde kitlesel Yahudi katliamı yapıyordu ve Romanya ‘daki Yahudiler kurtuluşu Filistin’e kaçmakta bulmuştu.

Kaçış, 1830 model, tam 112 yaşındaki Struma adlı gemiyle olacaktır.

Mürettebat dâhil yaklaşık 790 insan bu yüzen tabutla umuda yolculuğa çıkar...

Struma, Türkiye üzerinden Filistin’e gidecek şekilde bir rota çizmiştir. Yaşlı geminin yorgun motoru iki defa arızalanır ve açık sularda gelip geçen gemilerdeki motor ustaları tarafından tamir edilir... İstanbul’a Sarayburnu açıklarına geldiklerinde motor yine arıza yapar.

Almanlar, gemide salgın hastalık olduğu kara propagandasını yayarak Türkiye’nin gemidekilerin karaya çıkmalarına izin vermemesini sağlar. İngiltere’nin Filistin’de Yahudi nüfusta azaltmaya gitme programı vardır ve Struma’nın Filistin’e ulaşmasını istememektedir. Bu yönde lobi ve baskı yapmaktadır. Bu hâlde tam 9 hafta Sarayburnu açıklarında bekletilir Struma.

Ne Türkiye, ne ilk kalkış noktaları Romanya ve ne de en yakın Bulgaristan, Struma’yı kabul etmemektedir. Sahipsiz bir gemi içinde yurtsuz insanlar... Açlık ve soğuk...

23 Şubat tarihinde arızalı motoru tamir edilecek diyerek Şile açıklarına çekilir Struma.Sonra da sürüklenmeye başlar ve 24 Şubat 1942 günü büyük bir patlamayla infilak eder Struma.

778 insan Karadeniz’in soğuk ve karanlık sularına gömülür...103’ü çocuk...

Bir Rus denizaltısından atılan torpille vurulur Struma ve uluslararası skandala sebep olan bu büyük sorun da sonsuza kadar ortadan kaldırılmış olur.

Struma, savaştan kaçan, sadece yaşamayabilecekleri bir parça toprak arayan insanların dramatik sonunun hikâyesidir.

Yıl 2020...

Yine şubat sonu günlerdeyiz; savaştan kaçan, yaşayacak bir avuç toprak arayan ve adlarına “Düzensiz mülteciler” denilen Suriyeli ve Afganlar, Ege Deniz’inden, Meriç Nehri’nden Struma’dan beter ve ilkel botlarla Yunanistan’a oradan da Avrupa’nın diğer ülkelerine ulaşmaya çalışıyor.

Hiçbir kıyı kabul etmiyor bu insanları...

Ve çocuklar...

Ve açlık...

Ve soğuk...

Geri dönmeleri de artık mümkün değil bu insanların; döndükleri zaman muhakkak canlarıyla ödeyecekler bedelini.

O topraklarda kim dost, kim düşman, kim kiminle ne için savaşıyor ve bu savaş neden başlamıştı her şey birbirine karışmış artık. Yani çok isteseler de dönebilecekleri bir yurtları yok... Başka ülkelerin sınır çizgisinde doğuyor bebekleri; sınır çizgisi yurttaşları...

“Tarih tekerrürden ibarettir” diye bir klişe vardır; o klişeyle kastedilen tam olarak bu durum olsa gerek.

Struma’dan Meriç’e...

Zaman geçer... Her şeyin rengi değişir... Struma’dakilerin siyah beyaz yüzü Meriç boylarında renklenir ama o çaresiz ve yalvaran bakışlar değişmez.

Bu manzaralara baktığında acıdan, umuttan, çaresizlik ve ecelsiz ölümden başka bir şey görüyorsan ve de sızlamıyorsa vicdanın; insan minsan değilsin!

Kendine bir iyilik yap; at kendini denize.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.