• dolar dolar 3.8149
  • euro euro 4.0656
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

TEMEL ABİ

Temel Abi, mahallemizin bir endamlı, bir yürekli delikanlısıydı..."70'lere uzak 90'lara daha var" ın 80'lerindeyiz...

Seyrek sarı saçları kısa tıraşlı olaraktan dökülürdü geniş alnına ve dişlerinden daha büyük diş etleriyle ne güzel gülerdin be abi! Diş etlerinden uç vermiş, küçük ve araları açık dişleri Birinci içmekten adamakıllı paslanmış, sararmıştı.

Uzundu, upuzundu, dal gibi inceydi ya, elleri kocaman, kalın ve güçlüydü. Yoksa biz çok küçük ve çelimsizdik de, ondan mı Temel Abi bunca büyüktü? O büyük ve kemikli eller nasıl mahirdi öyle, ne iş yaptığını bilmediğim Temel Abi, her bir işin hakkından gelirdi, hakkıyla.

Lewis marka, İspanyol paça kot pantolonun yanlarındaki üç dikişle onurlanırdı. Paçaları aşınmasın diye metal fermuar diktirmişti bir de, o biçim fiyakalı. Yumurta topuklu ayakkabısını arkasını eze eze giyer ve uzun kollu, iki yaka cepli gömleğinin ilk üç düğmesi yaz kış açıktı. O açık yakadan kılsız güvercingöğsü, kemikleri sayılacak kadar, bir deri bir kemik, bariz dikkat çekerdi. Gömleğinin her iki kolunu da dirseklerine kadar özensiz katlardı.

Bi tarih kırmızı bi "Murat 124 " getirmişti mahalleye, epey bi uğraştıktan sonra elden çıkarmıştı ki -Milli Güvenlik Konseyi'nin ülkenin ırzına geçtiği o yıllarda- bu defa da beyaz bi "Murat 124" getirdi ve koca bir böcek gibi yatırdı evlerinin önüne...52 AU 979...

Arka camın kıyısına çekilmiş o dantel şerit, o kadife koltuklar, o ışıl ışıl torpido, her dem imam eli gibi temiz o kaporta... Temel Abi'nin pejmürdeliğine inat tertemiz, gıcır gıcır "Hacı Murat..."

Küçüktü mahallemiz, hayallerimiz ve hayatlarımız kadar küçüktü ve küçüktü kentimiz, denize düşmüş tepecik... Bu, küçücük, bir avuç, yazın tozdan, kışın çamurdan geçilmeyen mahallemizde Temel Abi hep temiz tutardı Beyaz Hacı Murat'ı...

Elinde paslı, kirli, yağlı bir bez, siler kurulardı ve Orhan Gencebay da yasaklıydı resmi ideoloji tarafından. Temel Abi'nin işi olmazdı sağcılıkla solculukla ya, sağı da solu da belli olmazdı hani... Cuntaymış, Konseymiş, yasakmış, anasının örekesiymiş... Beyaz Hacı Murat'ın teybinden bangır bangır Orhan Baba'ydı tekmil mahalle.

Hatasız(dıdı dıt dıdı dıt) kul olmaz(dıdı dım)

Hatamla (dıdı) sev beni(dıdıdıııııım)

Dermansız(dıdı dıt dıdı dıt) dert olmaz(dıdı dım)

Dermana (dıdı)sal beni(dıdıdııııım)

80'lerdi...

Çok çocuktuk, biz ne kadar çocuksak Temel Abi o kadar büyüktü, güvenceydi.

Zor bulunup zinhar ziyan edilmeyen "değerler çağı" nın bir güzel delikanlısıydı Temel Abi.

El ele, göz göze değmeden ucu yakılan mektuplarla yaşanan aşklara şahit olarak büyüyorduk. Temel Abi, bekleyeni olmayanların gittiği yerlerin değil, mahallemizin aşığıydı.

"Gardaş" ın "Kardeş" olmadığını, mahalle dediğinin tüm evren olduğunu Temel Abi'den öğreniyorduk, yaşayarak.

Turgut Özallı yıllardı ve "Türkiye çağ atlıyor" du çağın sloganı. O çağı atlarken, zengin olmak adına tüm ahlak anlayışının üç otuza satıldığı bir dönemde çağına aykırı bir ahlak abidesiydi Temel Abi.

Öyle tok sesli falan değildi. Ses tonu standarttı ya konuşurken bazen iki kelime arasına uzun bi "ıııııı" koyardı, farkında bile olmadan. O uzun "ıııııı" lar Temel Abi'ye ayrı bi saflık, temizlik katardı.

Öldü Temel Abi, biliyor musun?

Veremden...

Oysa "Verem Savaş Dispanseri" hemen hemen her kentte mevcuttu ve bu ülke artık vereme evlat vermiyordu, veremin kökü kazınmıştı(!)

Tek bir kare fotoğrafı bile yok Temel Abi'nin, şu dünyada yaşayıp da gelip geçtiğine dair. Hafızamda gülen ağız, çocukluğumdaki emin koltuk altı...

Temel Abi; çizgili Sümer pazenlerinden pijamalarla uykuya varılan, uzun yolculukların "Ulusoy 302 S" ile ve kısa yolculukların "Murat 124" ile yapıldığı, ekmeğin, tuzun, gazın kıt ve faşizmin gani olduğu, Birinci sigarası kıvamındaki çocukluğumun bir güzel sembolüydü.

Toprağın bol, mekânın cennet olsun abi.

Geçmişten suretler arıyorum, her akşamüstü
"Geçmişten Suretler Bulvarı" nda...

Senden sonra hiç kalabalık içine çıkmadım
İnsanlara çarpa çarpa hiç yürümedim örneğin
Gündüzleri bir yudum bile içmiyorum, ekmek çarpsın
ama gece olunca...

Yürüdüğün yollarda yoktu ayak izlerin
ve kokladığın çiçekler de yok!

Geçmişten suretler aradım, yoktular...

Koca bir dünya boşalıp gitmiş
Sokak aralarında mahalle maçı yapan çocuklar da yoktu
Muhtar çakmağı ile sigarayı ateşlediğimiz 
ilk delikanlılığımızın soteleri de yoktu

 

Okey oynadığımız kahvehane kapanmış
Ne masa, ne sandalye...
Sahibi de kanserden gitmiş
Kül tablalarına bastığımız anılar da yoktu!

 

Senden sonra, hiç tanıdığa rastlamadım
bir ölünün ardından yürür gibi yürüdüm sokaklarda

Gündüzleri bir yudum bile içmedim, ekmek çarpsın
ama gece olunca...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.