Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

YENİDEN DOĞMAK; Naim Süleymanoğlu

1986 yılı benim için unutulmaz olayların yaşandığı enteresan bir yıl olmuştur. Bi kere babamı bu yılın şubatında kaybettim ve nisanında Çernobil faciası yaşandı; fındıkta ve çayda radyasyon hikâyesini de işte o zaman duyduk. Ölümle ilk kez bu kadar net yüz yüze gelmiştik. Haldun Taner, Celal Bayar gibi isimleri de 1986 yılında kaybettik.

Siyasi yasaklar devam etse de,” artık kaldırılsın” diye önergeler veriliyor ve sanki 12 Eylül faşist uygulamaları bir parça da olsa yumuşuyordu. Biz henüz “Gelecek Nesiller”dik ve belli ki bizim için kaygılanıyordu aklı erenlerimiz de “Yasaklar yasaklansın” istiyorlardı.

TRT yıllardır devam eden tek kanallı saltanatına TRT 2 kanalını resmen yayına sokarak son veriyordu ve biz, tüm bu gelişmeleri, Allah’a yemin eder gibi o senetlere imza atıp da borç harçla aldığımız, sırtı tekmil formika SANYO marka renkli televizyonumuzun karıncalı görüntüsü ile hışırtılı sesinden takip ediyorduk, yaşaya sindire.

 

Neve Şalom Sinegogu’na sabah ayini esnasında eli silahlı ve bombalı birilerince saldırılmış ve 24 kişi katledilmişti. Bu katliamla birlikte adında “İslâm” geçen terör örgütlerinin varlığını da fark etmiş oluyordum. “Allah-u Ekber” diye tekbir getirerek insan katledenlerin cenneti vadetmelerine şaşırıp kalıyorduk... “Kırılan camlar ve her yan kan... Yerde göl olmuş insan kanını temizleyen bir kadın...” Bu katliamdan aklımda kalan en net karedir...

 

Yine, iki yıl kadar evvel pörtlemiş PKK diye bi örgütün kanlı eylemleriyle özellikle Güneydoğumuzdaki o apandisit ağrısını artık daha bi hisseder oluyorduk...

 

Lüzumsuz işlerimiz yine popülerdi; Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, Bülent Ersoy’un cinsiyetini değiştirerek kadın olması ardından açtığı “Kayıt Düzeltme” davasında “Bülent Ersoy Erkektir!” Hükmünü veriyordu ve ülke gündemi epeyce bi süre Bülent Ersoy’un ameliyatla alınan çükü üzerine yoğunlaşıyordu.

 

Alparslan Türkeş ve 40 MHP’liye idam cezası isteniyordu 1981 yılından beri süren MHP davasında...

Emniyet kemeri uygulamasına, Karayolları Trafik Kanunu hükümlerince, başlanıyordu ve emniyet kemeri bulunmayan araçlara 2.000 lira ceza uygulanacağı ilan ediliyordu. Emniyet kemeri şimdilerin cam filmi kadar popüler olmadığından mıdır bilmem, öyle sakız gibi çiğnenip durulmadı...

 

“Meksiko-86 Dünya Futbol Şampiyonası” da Federal Almanya ve Maradona’lı Arjantin final oynuyor Arjantin ‘in 3-2 galip geldiği maçtan sonra dünya kupasını Maradona havaya kaldırıyordu. Maradona efsanesi tüm dünyayı kasıp kavuruyordu...

 

Erdal İnönü dedikleri, ince uzun, kalın mercekli gözlük takan ve İsmet İnönü’nün oğlu olduğu söylenen, gayet de sempatik ve “Limon gibi sıkılmaya son” diyerek propaganda yapan bir adam SHP diye ilan edilen partiye genel başkan oluyordu. Keza CHP ve Ecevit acayip yasaktı...

 

ABD, yine rahat durmuyor, dünyaya rahat huzur vermiyordu. Bu defa Libya’yı bombalamış ve 100 kişi ölmüştü. ABD’nin kanlı oyunları hep vardı ve artarak var olmaya devam edecekti.

 

Yolsuzluklar, arsızlıklar, devlet malını savuranlar, devletin malı deniz yemeyen domuz vs. vs.vs.

 

Koskoca 1986 yılı, önceki yıllar gibi ve devamındaki yıllar gibi kendine has bi alay mevzuyla akıp giderken en akılda kalan Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye ilticası oluyordu.

 

Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’da yaşayan Türk asıllı bi sporcuymuş ve 15 yaşında dünya şampiyonu olurken, 16 yalında rekor kırarak tekrar dünya şampiyonu olmuş, 1984-1985 ve 1986 yıllarında “Yılın Haltercisi” seçilmiş kısacık, ufacık ve kas yığını bi delikanlıydı. Zaten adını da “Cep Herkülü” koymuştuk hemen ve o da duyar duymaz benimsemişti lakabını, severekten.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

Naim Süleymanoğlu ‘nun adını ilk ”Naim Süleymanov “ olarak duyuyorduk... Naim Süleymanov, Avustralya ‘nın Melborn kentinde yapılacak olan olimpiyatlara Bulgaristan adına katılmak üzere gittiğinde 7 Aralık 1986 tarihinde izini kaybettirir ve 11 Aralık 1986 tarihinde Türk Büyükelçiliğine sığınıp iltica talep eder. İlk açıklamaları Bulgaristan ‘da baskı ve şiddetle etnik asimilasyon yaşandığı kendi adının da Neum Süleymanov şeklinde değiştirildiği yönündeydi. Bundan sonra dönemin başbakanı ve zamanı geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olacak Turgut Özal’ın özel ilgisi, talimatı ve girişimleriyle Süleymanov 13 Aralık 1986 tarihinde özel uçakla, kaçırıldığı İngiltere’den, Türkiye ‘ye getirildi... Turgut Özal’ın elini öperken adını Naim Süleymanoğlu şeklinde kullanacağını ilan ediyordu.

 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve takım elbise

 

Rahmetli Özal, Naim Süleymanoğlu’nu “Manevi Oğlu” ilan etmiş ve başta Özal olmak üzere tüm ülke bağrına basmıştı bu küçük dev adamı. O da, bu büyük sevginin karşılığını hep fazlasıyla vermiştir. Saygılı, çalışkan, ölçülü ve kadir kıymet bilir bir hayat sürdü Naim Süleymanoğlu...

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

1987 yapımı, başrolünü Aydan Şener’in oynadığı “Yeniden Doğmak” adlı diziyle Bulgaristan’da yaşananlar anlatılmaya ve bu hususta bi farkındalık yaratılmaya çalışıldı. Bu tür projelerin tamamında olduğu gibi Yeniden Doğmak ‘ta da iş abartılmış, kısmen sulandırılmış, şovenizme saplanmış vs. ama bu dizinin mutlak etkisi, Naim Süleymanoğlu ve Bulgaristan’dan, rejim baskısından, kaçıp gelen ve bize sığınanlara derin bir sempati beslemek olmuştur.

 

Naim Süleymanoğlu, göğsü ay yıldızlı formayı giyer, halterin başına geçer, sımsıkı kavrar ve alnına dökülen saçlarını üfleyerek yoğunlaştırılmış olur, sonra beden ağırlığının 3-4 katı halteri takırt diye kaldırır ve yeni bir rekorla göğsümüzü kabartır bayrağımızı dalgalandırırdı. Onun bu başarısının yarattığı etkiyi kelimelerle izah etmek imkânsızdır. Eurovision Şarkı Yarışması’nda son sıraların müdavimi olmuş ve bunu kanıksamış, bu aşağılanmayla mahcup bizler için Naim’in başarıları evrensel bir devrimdi.

 

Bulgaristan’ın sosyalist devlet başkanı Todor Jivkov, o dönem sosyalist bloktaki diğer ülkelerdeki birçok yanlış ve sistemin ruhuna aykırı uygulamalara meyletmiş, sistemsel tıkanıklığı baskı ve şiddetle çözme cihetine gitmişti. Uygulamadaki bu yanlışlıklar 90’lı yılların başında dünya haritasının değişmesi/ yeniden şekillenmesi sonucunu doğurmuştur. Teorik olarak devam etse de, sosyalizmin uygulamaları çökmüştür.

Evet... Bugün 18 Kasım 2017, Naim’in iltica edeceği tarih olan 13 Aralık’a 25 gün kalmıştı ki ölüm haberi düştü gündeme, bomba gibi...

 

23 Ocak 1967 tarihinde doğan Naim Süleymanoğlu, henüz elli yaşındaydı ve epey bi zamandır da ağır hastaydı. Son zamanlarda ciğer nakli falan da oldu ya, yetmedi işte. Toprağı bol, ruhu şad olsun.

 

Bu iki karış adam, kısacık ömrüne muazzam bir başarı hikâyesi sığdırmıştı; 7 dünya şampiyonluğu, 6 Avrupa şampiyonluğu ve 3 olimpiyat şampiyonluğu yaşarken tam 46 kez rekor kırıyordu...

 

Kimileri tarih yazar, kimileri tarihe yazılır... Ama Naim Süleymanoğlu, hem tarih yazıp hem de tarihe yazılan müstesna isimlerden biridir. Gün, onun hatırası karşısında saygıyla eğilme günüdür.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?