OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Birol  ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

ZAFER HOCAM

Lise son sınıfta- o zamanlar lise üç yıldı ve eğitim sistemi paradigmanın keyfine göre şekil alır dururdu- matematik dersimize bildiğim en nazik matematik öğretmeni Zafer Keskin giriyordu, Zafer Hoca, benden önce, o zamanlar üniversite öğrencisi olan amcamın da matematik öğretmeniydi...

Zafer Hocam, böyle orta boylu, orta kiloda, esmerce, güleç yüzlü... Ak düşmemiş siyah yumuşak saçlarını şöyle sol tarafından sağ tarafına doğru ayırırdı. Bıyıksızdı ve hep sinekkaydı tıraşlıydı güzel güzü... Üzerinde, her daim tertemiz ve yaka düğmeleri muhakkak ilikli, ekseriyetle uçuk mavi bir önlükle girerdi derse ve biz, mavinin her tonunu sevmeyi bu güzel insanlardan öğreniyorduk, mevzu sinüs ya da kosinüs olsa da...

Zafer Hoca, ciddi adamdı ama despot değildi. Yani böyle "Çiçek Çocuk"a bulanmış bir ciddiyet... Zinhar bağırıp çağırmaz ve şiddet uygulamazdı. Öyle fıkra ya da hikâye anlatmadan limitli türevli eğlenceli bir kırk dakika demekti matematik dersi.

 Güzel düşünceleri, güzel bir Türkçe ile güzel güzel anlatırdı Zafer Hocam; yormaz, zorlamaz, usandırmaz ve en mühimi de korkutmazdı.

Zafer Hoca'yı seviyorduk ve bir insanın kendini sevdirmesi en zor şeydi. Saygı dedikleri, kanun ve yönetmeliklerle güvence altına alınmıştı ve gri pantolon, lacivert ceket başta olmak üzere her bir şey saygı eksenli olacak biçimde muntazaman düzenlenmişti. Oysa sevgi dediğin, saygıyı da içine alan en büyük kümeydi ve bunu da matematik öğretmenimizden, yaşayarak, öğreniyorduk, bin dokuz yüzlü yılların seksen dokuzuncusunda...

 Zafer Hoca, üstüne üstlük bi de bizim mahallede ikamet ederdi; şu, Ermeni’nin Bahçesi'nin kırılıp da, fındık köklerinin sökülmesi ardından koca koca bloklar halinde kısa sürede dikilen "Orkent Sitesi" nde bir bloğun bir dairesinde ikamet ediyordu Zafer Hocam, tahmin edersin ki Orkent demek basbayağı "zenginden" demekti. Denk gelirdik kimi zaman, Recep'in ya da Hacı'nın Bakkalı' nda, sevgi ve saygıyla gülümser, dostça selam verirdi başıyla... Sevgimizin kapsadığı saygı kümesinin gereği, icabında tişörtümüzün önünü ilikleme ihtiyacıyla alırdık selamını ve ta yürekten gülümserdik biz de...

 "Nasılsınız hocam?"

"Teşekkür ederim. Sen nasılsın?"

"Sağ olun hocam"

"Hadi bakalım, iyi bak kendine... Tamam mı?

 Yahu bakma sen bugünleri eleştirip de, kaba kaçağa sığdıramayanlara, o zamanlar da anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan gelirdi, el yordamıyla yolunu arayan bir düzendi işte...

 Zafer Hoca, isimlerimizden çok numaramızla ezber ederdi bizi, her birimiz bir numaraydı.

 "198 gel bakalım, çöz şu problemi"

 Bendeniz Birol Öztürk, zamanın efsane okulu Ordu Lisesi'nin 198 numaralı öğrencisi; kamunun 198 numaralı kanuni malı...

 Hayır, o değil de, okul birincisi Kâmil ile okul ikincisi Reyhan'ın sınıfında, 6 MAT A'da, 198 Birol'a bu piyango niye çıkar ki? Bizim çocuklar daha soru yarı olmadan çözümünü bulabilen bi yeteneğe sahipti be hocam!

 "Bir problemin sonucu yanlış çıkmışsa, gidiş yolunda bir hata vardır" derdi Zafer Hocam ve " Sonucun doğru olması için hatayı bulup düzeltmeye çalışmak zaman kaybıdır. Tüm gidiş yollarını silip yeniden çözün problemi" derdi, işte bunca lakırdıyı da bunu demek için ettim.

 Zafer Hocam'ın yöntemi hep ve çok işime yaradı, sonuç yanlışsa, tahtayı sileceksin ve yeniden başlayacaksın çözmeye, bir zaman sonra zaten Kâmil ya da Reyhan, bi şekilde kopya verecektir doğru sonuç için yeter ki çaban olsun. Çaban varsa, destekleyenin de oluyor, hatta bizzat problemi soran bile destekçin oluyor, yeter ki samimi çaban olsun.

"Yok, onu öyle yapma da, Kosinüs Teoremi'ni uygula bakalım..." Diye, problemin en kallavi kopyası da Zafer Hoca 'dan gelirdi.

 Düşünüyorum da, Zafer Hoca, neciydi? Yani siyaseten bi tarafı var mıydı? Varsa bile hiç yansıtmıyordu, varsa yoksa Sinüs, Kosinüs, Limit, Türev, İntegral...

 Zafer Hoca, çantasından çıkardığı ve dahi yanından hiç ayırmadığı, cildi adamakıllı yıpranmış "Başarı Test Kitabı" ndaki aklımızı alan problemleri işte böyle böyle çözdürüp de hayata hazırladı bizi de, bizden önceki ve sonraki tüm öğrencilerini de...Şimdi nerelerde, hiç bilmiyorum...

 Ben, 198 Birol Öztürk; "Sinüs 30 kaça eşittir?" Diye sorduğunda "Hocam, bunlar hayatta ne işimize yarayacak?" Diyen, saçları dik ve verdiğin cevabı mıh gibi aklına kazıyan sivilceli delikanlı:

 " Babanın koyunlarını saymayacaksan çok işine yarar" 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.