Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Cemil CİĞERİM

Cemil CİĞERİM

Neyzen Tevfik Kolaylı

Taşlamalarıyla ünlü hiciv ustası ve şair Neyzen Tevfik Kolaylı, soyadından da anlaşılacağı gibi Samsun’un Bafra İlçesi Kolay mahallesindendir.

Kızılırmak, Kolay’ın hemen yanı başından akarak Bafra ilçesinden denize dökülüyor. Kızılırmak üzerinde Altınkaya ve Derbent Barajları bulunuyor. Barajlar yapılınca 1961 yılında kurulan Neyzen Tevfik İlkokulu baraj gölü altında kaldı. Baraj gölü altında kalan okulun yerine yenisi yapıldı. Kolay’da 1968 yılında belediye kuruldu. Belediye yönetimi Samsun’un “büyükşehir” olması ile sona erdi. Önce “köy” statüsüne dönüştü. Samsun bu kez “bütünşehir” haline gelince “mahalle” haline geldi.

24 Mart 1879’da Bodrum’da doğan Neyzen Tevfik’in asıl adı Tevfik Kolaylı’dır. Babasının memleketi Bafra'nın Kolay Mahallesi olduğu için soyadı kanunuyla "Kolaylı" soyadını aldı.

Bafra Kolay’da Neyzen Tevfik İlkokulu’nun yanı sıra kaidesinde “Neyzen Tevfik Kolaylı 24.3.1879-28.1.1953 Duysun aşkın elindeki rebabı/ Okunsun alnında çile kitabı/Neyzen gibi günahının hesabı/Mezara girmeden sorulmuş olsun” yazının bulunduğu büstü de bulunuyor.

Tevfik Kolaylı, ya da yaygın bilinen adıyla Neyzen Tevfik, taşlamalarıyla tanınan Türk neyzen ve şairdir.

Taşlama kitaplarının yanı sıra, çeşitli taksimler ve saz semailerinin bestecisi olarak da bilinir.

Para-pul, mal-mülk, şan-şöhret elinin tersiyle ittiği şeylerdendi.

Adaletsizliğe, çıkarcılığa, kör inançlara, baskıya, otoriteye, din istismarına sert ve etkili bir üslupla hicivlerinde ve hayatında başkaldırdı.

Neyzen Tevfik'in yaşamı 28 Ocak 1953'de son buldu.

Bodrum’da doğan İstanbul’da yaşamını yitiren Neyzen Tevfik’in mezarı Kartal İlçesi’ndeki “Kartal Merkez Mezarlığı”nda bulunuyor. Ölüm yıldönümlerinde de mezarı başında anılıyor.

Neyzen Tevfik memleketi Kolay’a hiç gelmedi. Ama Kolaylılar onu unutmadı, unutmuyor.

Bafra Belediyesi tarafından “Uluslararası Neyzen Tevfik Kolaylı Şiir ve Sanat Festivali” düzenleniyor. Bu yıl 8.’ncisi yapılacak.

İşte Neyzen Tevfik’in nasıl bir “ney” ustası olduğunu anlatan “Fahrettin Kerim Şişesi” adlı bir öykü:

1950'lerin başında bir gece Beyoğlu meyhanelerinden birine, elinde bir ney muhafazası taşıyan, 25-30 yaşlarında, iyi giyimli bir genç girer.

Şöyle bir etrafı kolaçan ettikten sonra, boş bulduğu bir masaya ilişip, havalı bir el hareketi ile garsonu çağırır;

-Şişşşt, bakar mısın buraya?

Garson seyirtir hemen masaya doğru;

-Buyrun beyim?

-Bir Fahrettin Kerim bana. Biraz buz, az da badem.

Fahrettin Kerim, o zamanların İstanbul valisinin adı ile anılan minik rakı şişesi.

-Başüstüne beyim.

Sipariş gelmeden daha, mekanın sahibi gelir masaya;

-Delikanlı, bakar mısınız?

Delikanlı afili bir bakış atar;

-Buyurun?

-O masadan kalkmanızı rica edecektim, şu arkadaki masaya alsak sizi?

-Ne münasebet efendim, boştu masa ben geldiğimde.

-Üstadın masasıdır bu, buraya gelen herkes bilir, kimse oturmaz!

-Ne üstadı imiş bu?

Patronun gözü masadaki neye ilişir ve gözüyle işaret eder;

-Üstad Neyzen Tevfik, tanıyor olmalısınız.

-Ben benden başka üstad tanımam, benim üstad diyeceğim adam bu aleti benden iyi üflemeli...

Patron sinirlenmeye başlar, iki de fedai hareketlenir masaya doğru.

Tam o sırada, az önce meyhaneye girip tartışanların haberi olmadan duruma şahit olan Neyzen Tevfik el eder patrona "bırak kalsın" anlamında. Ne de olsa son demleridir artık hayatının, durulmuştur artık gençlik ateşi. Yavaşça ilişir arkadaki boş masaya, bir Fahrettin Kerim de o söyler, az da badem.

Delikanlı ikinci şişeyi de bitirdikten sonra, neyi çıkartır muhafazasından, dudaklarına götürür.

Patron artık dayanamaz acele seyirtir masaya;

-Delikanlı ayıp yahu, üstadın yanında.. Her şeyin bir edebi, usulü var yahu!

Arka masadan kısık bir ses duyulur;

-Şşşşt bırak efendi, tamamdır.

Patron üstada hürmetten, geri geri çekilir karanlığa doğru, delikanlı başlar bir taksim üflemeye. Herkes bırakır çatalı, bıçağı, kadehi; kulak kesilir. Ustadır delikanlı hakikaten. Ustadır da, çok tizden girmiştir, hem caka satma merakı, hem de içkinin tesiri ile. tıkanır kalır..

Tam fısıltılar başlamışken, ilahî bir ney sesi duyulur üstadın masasından, delikanlının çıkamadığı perdeden almış, devam etmektedir. Şaşırır delikanlı, hem zordur o perdeye çıkmak, hem de alıcı gözle baktığı halde, ney görememiştir üstadın elinde o ana kadar.

Arkasına döner... Bakar... Gördüğü yeter ona..

Alelacele, kıpkırmızı bir suratla.. Çeker gider.

Üstadın elinde ney değil, boş bir Fahrettin Kerim şişesi vardır, ona üflemektedir ney yerine.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?