Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

AİDİN SALİH

(Normal şartlar altında) İnsanlar hastalanmasa ve hastaneye gitme ihtiyacı olmasa diye hep hayıflanmışımdır. Hayallerim arasında buna dair işler yapmakta var. Bu anlamda duyduğum farklılıkları dikkatle izledim.

Bafra’da sülük üretimi ve sülük tedavisi enteresan gelmişti ve Bafra Kalkınma Planı’nı çalışırken Bafra’yı, doğal ortamda yetişen sülükleriyle hem sülük üretim üssü hem de turizm anlamında SÜLÜK TEDAVİ MERKEZİ olarak planlamayı önermiştim.

Benzer bir şekilde tarladan sofraya üretimleriyle, tüketimleriyle, imalatlarıyla il veya ilçe sınırları dahilinde “Organik bir şehir oluşturmak” hayallerim arasında ve buna çok inanıyorum.

İşte bu anlamda; tanıyamadığım için çok büyük üzüntü duyduğum, emeklerini ve eserlerini çok önemsediğim, her bir sözünün ve önerisinin ciddi anlamda bilimsel yollarla çalışılmasını ve sonuç alınanlarının hayata geçirilmesine inandığım bir özel ve inanmış insanı, merhume Aidin SALİH’i (deryaya bir damla katkı kabilinden) yazmak istedim.

4 Mart 1943 Ukrayna’nın Brusovka köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu zor şartlar altında geçti, 2. Dünya savaşı yıllarıydı ve Ukrayna Alman işgalindeydi. Savaş sonrası dönemde; ilk orta ve liseyi başarıyla tamamladı, devamında Lugansk şehrinde Tıp Koleji’nden mezun oldu.

Hayatını değiştirecek olan ilk tecrübelerini savaş sonrası yapılandırılan hastanelerde edindi. Modern tıbbın temel prensiplerine karşı şüpheci bakış açısı o dönemde şekillendi. Bu kuşkuları bertaraf etmek için 1972-1977 yıllarında Taşkent Üniversitesinde Biyoloji bölümü okudu.

Sovyetlerde 1970’li yıllarda hastalıklar ve tedavi şekillerinin alternatif yöntemlerini konu alan akımlar başladı ve SU ORUCU vb. birçok tedavi yöntemiyle o dönemde tanışmasına rağmen tam olarak tatmin olmadı.

1970’li yılların sonunda İbni Sina’yı inceledi, büyük yararlar gördü fakat aradığı soruların hakikatine ulaşamadı. Ancak Müslüman olup Hz Kur’anı ve sünneti seniyyeyi inceledikten sonra hakikati bulduğunun farkına vardı.

Eşi Muhammed SALİH; doktor olarak çalıştığı ilk yıllarda kendisinin de defalarca hastalandığını, öyle ki neredeyse bütün hastalıkları bünyesinde yaşadığını; eğitimini aldığı yöntemlerle iyileşmediğini fark ettiğinde doktorluk yapmayı bıraktığını; kendisine faydası olmayan bir doktorun, hastalarına da fayda veremeyeceğini sürekli hatırlattığını dile getirmiştir.

Biyoloji Fakültesi’nden daha çok istifade ettiğini, insan müdahalesi olmadığında, tabiatın, canlıların ne kadar mükemmel bir sistemle çalıştığını müşahede ettiğini de eklemiştir.

1993 yılında eşi siyasi nedenlerle Türkiye’de ardından Norveç ve Almanya’da sürgünde kaldıktan sonra 2005’te Türkiye’ye giriş izni verilmesiyle birlikte ülkemize gelerek ömrünün son 10 yılını ülkemizde geçirdi.

İslam Tıbbı alanında konferanslar eğitimler seminerler şeklinde büyük hizmetler vermiş, talebeler yetiştirmiş ve binlerce hastanın şifa bulmasına katkıda bulunmuştur.

Verdiği seminerlerde tutulan notların eksik ve hatalarını tespit ettikçe bu konuları derleyici bir çalışma gerekince, aldığı tıp ve biyoloji eğitimlerini Kur’an ve sünneti seniyye ışığında yoğurarak “GERÇEK TIP: YİTİK ŞİFANIN İZİNDE” isimli kitabını Hatice MİSGE editörlüğünde 2007 Temmuz ayında ortaya çıkardı.

Şimdi merhumenin konferanslarından dinlediklerimden kısa notlar:

Önce yemek yemeyi öğren sonra marifetten bahset demiş büyükler. Biz yemek yemeyi ve doğru sindirmeyi unuttuk.

Hazım tam olunca hücrelerin zikri de tam oluyor. Hazım tam olunca vücutta birikinti olmuyor. Hastalıklar birikintilerden kaynaklanıyor, nerede birikinti artınca orada hastalık başlıyor.

Fazla karışık ve sentetik yemekten vücudumuzu uzak tutmamız lazım. Sağlıklı kalmak için; sentetik gıdayı bırak, helale geç. Bu kadar basit.

İyi ve doğru yemekle;

  • Sindirim düzelir,
  • Bağırsaklar doğru çalışmaya başlar,
  • Atıklar azalır (ve hastalıklarda azalır)

Hastalıktan kurtulmak için;

  • Beslenmeyi düzelt,
  • Yemeği azalt
  • Kan gurubuna göre yemek ye, (taş, bitki, haşerat, insan) insanda mizaç kavramı en fazla kan gurubuna yakın. Dolayısıyla kan gurubuna göre beslenmek hastalıkların en az yarısından kurtulmak demek. Mesela A grubu hastalarına kırmızı et iyi gelmez, bu gruptaki hasta kırmızı eti bıraksa birçok hastalığından iyileşmeye başlar.
  • Sentetik ve yapay gıdadan vazgeç,
  • Kimyasalları bırak (deterjan kullanma)
  • Vücut bakım ürünleri kullanma,
  • Hacamat yaptır ve sülük tedavisi uygula,
  • Lazerden uzak dur.

Hadisi şeriflerinde Rasülullah efendimiz buyuruyorlar ki “hastalıklardan kurtulmak için üç yol var: açlık, kan aldırmak ve ateşle dağlamak, ateşle dağlamayı men ettim”

İKİ BÜYÜK TEHLİKE: TİTANYUM DİOKSİT VE PARFÜM

Titanyum dioksit; mesela beyazlatıcılar. (un şeker tuz süt karbonat diş macunu sakız hep bununla beyazlatılıyor) Solunum, gıda ve cilt yoluyla alınıyor ve parçalanmıyor.

Tehlikesi: nanoteknolojik ürün olan bu madde vücuda alındığında vücut bu maddeyi tanıyamadığı veya parçalayamadığı için doku ve organlarda biriktiriyor, DNA’yı etkiliyor, hücre yapısını değiştirebiliyor ve birçok hastalığa sebep oluyor.

Nano teknoloji: maddenin içeriğinin atom seviyesinde yönetilmesi değiştirilmesi malzemelerin atom atom veya molekül molekül işlenmesi ayrıştırılması birleştirilmesi veya bozulmasıdır. (Bir nanometre (N) saç telinizin yüz binde biri ve bir DNA 2,5 N, 1 virüs 100 N, kan hücresi 7.000 N bir temizleyicinin molekülleri 7 N)

Titanyum Dioksit nanolanan yüzeylere temas edince vücuda geçiyor.

Beyazlatıcılardan ve parfümlerden uzak durun.

ÖZET: acıkınca ye, doymadan kalk…

Adanmış insanları hak ettiğince yazmak nedense mümkün olmuyor. O yüzden internetten konuşmalarını izlemenizi tavsiye ederim.

(Bana göre de) Bu eserin en kısa özeti: “Bütün hastalıkların sebebi çok yemektir ve sadece hastalıkların değil bütün dertlerin çaresi açlıktır”. Aidin SALİH 4 Mart 2014’te aramızdan ayrıldı. Allah Rahmet eylesin.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.