Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Eyüp  ELMAS

Eyüp ELMAS

O2: ORGANİK ORDU

Konuşurken çokça kullandığımız bazı kalıplaşmış sözlerimiz var: “her şeyin başı sağlık”, “sağlığın yerindeyse gerisi detay”, “sağlık olsun”...

Yaşlılarımızdan “en büyük sermaye gençlik” sözünü de çokça duyuyoruz, aslında burada da sağlığın önemine vurgu yapıyorlar.

Sağlığımızın önemi tartışılmaz elbette ve bu, yediklerimiz içtiklerimiz kadar sağlıklı bir çevrede yaşadığımızla da doğrudan ilişkili.

Hayatımıza kimyasalları o kadar çok aldık ki. Dönüş nasıl olacakla ilgili fikirlerim hayallerim olsa da zor bir süreç olarak görünüyor.

Bir yerlerden başlamak lazım: Sağlıklı tarımsal üretim, sağlıklı ürünler tüketimi, koruyucu önleyici sağlık, kırsal kalkınma ve kırsal üretimler, organik tarım vb. tüm bu düşünceler doğrultusunda İlimizle ilgili olarak ORGANİK ORDU’yu yazmak istiyorum.

Ordu tarımı fındık ağırlıklı ve fındık organik üretime çok yatkın bir ürün. Samsun’da görev yaparken organik tarımı desteklemeye yönelik çok fazla çalışmamız oldu. Kısaca başlıklar halinde ;

  • Havza bazlı organik tarım eğitimleri,
  • % 100 Organik Pazar kurulması,
  • Organik tarım fuarlarına katılım,
  • Organik tarımdaki geçiş dönemi 3 yıllık sertifikasyon ücretinin karşılama yoluyla çiftçilerimizin desteklenmesi,
  • Örnek ekolojik köy çalışmaları,
  • Organik üretici birlikleri kurulmasının desteklenmesi,
  • Bu alanda yayın çalışmalarının desteklenmesi vb.

İlk çalıştığımız alan, Çarşamba Ağcagüney Beldesi Çakmak Baraj Havzasını (Samsun merkez dahil toplam 1 milyon vatandaşımızın içme suyunun temin edildiği havza) çevreleyen dokuz köy oldu. Baraj gölünün hemen kıyısında konvansiyonel-kimyasal tarım yapılıyordu ve bu direkt yasak olan bir durumdu. Ayrıca;

  • Tüm evsel atıklar eğimden dolayı Çakmak Baraj Gölüne akıyordu,
  • Hayvansal atıklar eğimden dolayı Çakmak Baraj Gölüne akıyordu,
  • Evlerde kullanılan kimyasallar aynı şekilde Çakmak Baraj Gölüne akıyordu,

ve bu baraj gölü, yaklaşık 1 milyon nüfusun içme suyunu sağlıyordu.

Küçük ölçekli de olsa Ordu merkez, İlçe ve köylerinin içme sularının sağlandığı yerlerin hemen yakınında-bölgesinde malesef konvansiyonel tarım yapılmaya devam ediyor. Ayrıca; ocakların diplerine attığımız fındık gübresinin bir kısmı, evsel atıklar, hayvansal atıklar, evlerde kullanılan kimyasallar yağmur ve eğimden dolayı içme suyu havzalarımıza akmaya devam ediyor.

Bu çalışmalardan gördüğüm ve bildiğim şu: fındık organik üretim yöntemiyle yapılınca verim azalmıyor. Polemiğe gerek yok, hiç yorum yapmadan Çakmak Baraj Havzasına yerinde inceleme gezisi yapalım ve bizzat oradaki çiftçilerimizle konuşalım. Mesela bir çiftçimiz aynı büyüklükteki bahçesinden konvansiyonel üretimde 18,5 ton üretirken, organik tarıma geçince 24 ton’a kadar çıktığını söylemişti ve bu çiftçimizle hala görüşüyoruz.

Yöntem:

  • Her Ziraat odamızdan bir tarım danışmanını organik tarımın her aşamasını öğretecek şekilde eğitici eğitimine alalım ve bu iş için görevlendirelim.
  • Her ilçemizde birer doğru bahçemizi titizlikle organik üretime dönüştürelim ve bu bahçeleri demonstrasyon bahçesi şeklinde dizayn edelim.
  • Tüm köylerimizden çiftçilerimizin bu bahçelerde birer gün geçirmelerini ve çiftçi çiftçiye konuşmalarını sağlayalım. Bunun için günlük yevmiyelerini karşılayalım.
  • Çiftçilerimizin buralara ulaşımını sağlayalım.
  • Bu ziyaretlerde erkekler kadar kadın çiftçilerimiz de olsun.
  • Bu çiftçilerimizin geçiş dönemi üç yıllık sertifikasyon ücretlerini karşılayalım.
  • Bu çiftliklerde ürün çeşitliliğini de eş zamanlı çalışalım.
  • Belirli, bir yoğunluğu yakaladığımız ilçelerde haftada bir veya sürekli açık organik pazarlar kuralım.
  • Organik üretime geçmekle birlikte fındık bahçelerinin dönüşümünü ve verim artışını da planlayalım.

19 ilçemizde 19 doğru bahçe oluşturduğumuzda ve tüm köylerimizi bu bahçelerdeki çiftçilerimizle buluşturduğumuzda sorun zaten kendiliğinden çözülmüş olacak.

Türkiye tarımının iki büyük sorunu var: 1. Maliyet (Yem, Gübre), 2. Tarımsal üretimin bilinçsiz ve rasgele yapılması. Organik tarım Türkiye tarımının bu iki büyük sorununu aşağıdaki iki basit yöntemle çözüyor:

  1. Organik tarım bitkisel hayvansal üretim döngüsünü getiriyor. Yani hayvanın kemresi toprağın gübresi, toprağın sapı samanı hayvanın yemi. Hem gübreye hem de önemli oranda yeme para vermekten kurtulabiliriz. Hayvancılıkta Karadeniz olarak en büyük sorunumuz yem ve bu sorun hafiflemiş olacak. (hayvancılık maliyetlerinin % 70’i yem)
  2. Tarımın bilinçli yapılması: organik tarımda çiftçilerimiz sürekli olarak denetim altında olacaklar ve aynen aile hekimi gibi birebir çalıştığı bir ziraat mühendisimiz olacak.

Ordu’yu; fındık üretimini ve diğer üretimlerimizi organiğe dönüştürerek il sınırlarıyla organik bir havza yapmak mümkün. Markamız O2 “ORGANİK ORDU” ve dünyada il sınırlarıyla organik havzaya dönüşmüş tek il olma fırsatımız var.

Maliyetini sormayın lütfen komik rakamlar, yazmak bizden...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.