TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hacı  ÖZÇELİK

Hacı ÖZÇELİK

HANGİ SİYASET?

Ne kadar çok siyaset konuşuyoruz…

Kahvede, berberde, kasapta, manavda, meyhanede…

Hatta resmi kurumlarda, okullarda…

Varsa yoksa siyaset!
**

Peki, başka şeyler yok mu bizim hayatımızda konuşmaya değer?
Vaaar!
Onlardan niye söz etmiyoruz hiç!
Çocuklarımızın geleceğini, siyasetin yüzde biri kadar konuşmuyoruz meselâ…
Milyonlarca çocuğumuz, okullarda ne öğrenir, ne kadar öğrenir, bunlar üzerine de pek kafa yormayız!
Onlara okutulan bunca ders, gelecekte bir işlerine yarar mı bilmiyoruz…
Okullarını, öğretmenlerini, okul arkadaşlarını seviyorlar mı acaba?
Bilmiyoruz!
Genelleme yapmıyorum; bu dediklerimi dert edinen insanlar elbette var.
Var da, yüzde kaç oranında?
Hadi diyelim; yüz kişide on, on beş kişi…
Yeter mi?
Yetmez!
**
Sağlık meselelerinde de birçok şeyi konuşmuyoruz mesela…
Kırklı yaşların ortalarında, ellili yaşlarda bu kadar çok hasta insan, normal bir şey mi?
Her taraf hastane doldu; hastaneler de hastayla!
Hastanelerin sayısı ile övünüyoruz da, insanların çok erken yaşlarda sağlık sorunları yaşamaları üzerinde hiç durmuyoruz!
"Şunu yemeyin, bunu yiyin" diye televizyon ekranlarına çıkan bir sürü şarlatan, hastalıklarımızı sadece yediklerimize, içtiklerimize indirgemiş; vıdı vıdı edip duruyorlar…
Bu ülkede, tıka basa yiyenlerin sayısı belli be kardeşim!
"Beslenme yetersizliği" çeken ve beslenme sorunu yaşayan milyonlarca insanın yaşadığı sağlık sorunlarını da söyleseniz ya…
**
Bu ülkede, kişi başı hesaba göre, Avrupa'nın yaklaşık sekizde, dokuzda biri kadar kırmızı et, beyaz et ve balık tüketiliyor hâlâ!
Bu oranları niye söyleyemiyorsunuz?
Bu oranlar da, ülkemizdeki zengin ve yoksul harmanlamasının ortalaması üstelik!
Tıpkı kişi başına düşen "10 bin dolar" hesabı gibi…
Yoksul kesimlere göre hesap etmeye kalksak, ortaya daha da berbat bir "oran" çıkar!
Televizyon reklamlarında sucuk, pastırma reklamı yapmak kolay...
Bu ülkede nüfusun kaçta kaçı "pastırma" yiyebiliyor acaba?
Niye yiyemiyorlar peki?
Onu da konuşsana!
**

Bilime, AR-GE çalışmalarına ayrılan parayı ve bu alanda yapılanları konuşan kaç kişi var koca memlekette?

Üniversitelerde bilimsel çalışmalarımız ne durumda acaba?

Biraz da bunları konuşsak ya…

**
Seçimlerde partilerin aldığı oy oranları, kimlerin vekil seçilip seçilemediği; partilere ne kadar oy verildiği üzerine çok fazla kafa yormuyor muyuz?
Öyle ya da böyle, dört yılda bir sandığa gidip oy veriyoruz, birlerini Ankara'ya gönderiyoruz işte…
Peki, bunca tantanadan sonra, ne değişiyor ki hayatımızda?

**

Oy pusulasında ampulle güneşi karıştıran seçmen kitlesinden de söz etsek ya…

Adı duyulmamış bir parti, sadece bu ampulle güneş karışıklığı nedeniyle Ordu'da 3 bin civarında oy almadı mı?

İstanbul'da 500 binden fazla oy, "tercih" mührü iki kez basıldığı için iptal olmadı mı?

Hani senin bilinçli seçmenin?

Birbirimizi kandırmayalım beyler; oy verdiği partinin açılımını bilmeyen yüz binlerce seçmen var bu ülkede!

**
1985 yılında nüfusu 5 milyon 800 bin civarındaki İstanbul'un, otuz yıl sonrasındaki nüfusu yaklaşık 15- 16 milyon… 
Bu kente, bu kadar insanı dolduranlar, bu ülkenin siyasileri, gelen giden iktidarları değil mi?
Otuz yılda, böylesine nüfus patlaması yaşayan başka bir kent yok dünya üzerinde!
Bunu niye konuşmuyorsun?
Bu koca kentin rantını yiyenler kimler acaba?
Arsa pahalı diye, vatandaşa yeşil alan bırakmayan, her tarafı betona boyayan "iş bitirici" belediye başkanlarına övgüler düzüyorsun üstelik!
Betonlar içerisinde sıkışmış kalmış, yüz binlerce çocuk, şimdiden hapı yutmuş; senin haberin bile yok!
Biraz da bu işlere kafa yorsan ya, canımın içi!
On dakika yağmur yağdığında, hayatın felç olduğu İstanbul'u, Ankara'yı yöneten "iş bilir başkanlar"a ne diyeceğiz?

Taşra kentlerinde bile, seksen türlü "al takke, ver külâh" cinlikleri dönerken, boş boş siyaset gevezeliği yapmamız, biraz saflık olmuyor mu?
**
Kendi hayatına dair, yaşadığın kente dair, çoluğuna çocuğuna dair; sağlığa, eğitime, trafiğe dair; memleketin ırmağına, denizine, ağacına, yaylasına dair konuşacağın onca şey varken; boş işlerle çeneni yoruyorsun…
Hak, hukuk, adalet, fikir özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi şeyler umrunda bile değil!

Bu, nasıl siyaset konuşmak böyle?

**

Evet…
Hepimiz seviyoruz siyaset konuşmayı…
Ziyanı yok; konuşalım elbette; konuşalım da…
Hangi siyaseti konuşalım?

**

Yazının sonunda Konfüçyüs'ten bir kıssayı, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Antik metinlerin birinde anlatılan bir öykü vardır.

 

Konfüçyüs, mezarlıkta bir kadınla karşılaşır ve kadına:

 "Yasta görünüyorsunuz" der...
Kadın da: "Kaplanlar, bir oğlumu daha öldürdü" diye cevap verir...
 Konfüsyüs, kadına tekrar sorar:

" Oğulların kaplanlara kurban oluyorsa, niye bu bölgeyi terk etmiyorsunuz?"
Kadının cevabı şöyledir:
" Evet, bu bölgede kaplanlar var ama bölge iyi yönetiliyor" der!

 

Kıssadan hisse...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.