Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hacı  ÖZÇELİK

Hacı ÖZÇELİK

HATA YAPMA ŞANSIMIZ YOK

Sarkis Çerkezyan'ın meşhur fıkrasını bilenleriniz vardır elbette…

Son zamanlarda, memleketin dâhilinde yaşadıklarımıza bakınca, Çerkezyan'ın fıkrası geldi aklıma…
İsterseniz önce fıkrayı bir anlatalım.

Biri Kürt, biri Türk ve diğeri de Ermeni olan üç arkadaş, her nereye gidiyorlarsa, bir gün yola çıkıp yürümeye başlamışlar. Ermeni olanının üzerinde de, papaz olduğu için, papaz kıyafetleri varmış.

Çok sıcak bir yaz günüymüş; üç arkadaş, uzun bir süre yol gittikten sonra, fena hâlde susamışlar... Fakat yol üzerinde ne su var, ne de su içecek bir çeşme... Ancak, yollarının üzerinde üzüm bağları varmış… Susuzluğa çare olarak bir fikir gelmiş akıllarına; bağlardan birisine girip biraz üzüm yemeye karar vermişler ve yolun kenarındaki bağa girmişler. Başlamışlar üzüm yemeye… Fakat kısa bir süre sonra, bağın sahibi çıkagelmesin mi? 
Bağın sahibi, üzümlerinin yendiğini görünce, doğal olarak çok sinirlenmiş. Pataklamak istemiş bu üç arkadaşı… Ama üçünü birden dövmesi zor tabii…

Kısa bir duraksamadan sonra çözümü bulmuş bağın sahibi… Birinin kıyafetinden papaz ve Ermeni olduğunu; diğerinin konuşmasından Kürt olduğunu; üçüncünün de Türk olduğunu hemen anlamış. 

İlk önce gözüne Ermeni’yi kestirmiş. “Ulan, bu Türk’tür; benim soyumdandır. Bu Kürt’tür; benim din kardeşimdir. Sana ne oluyor da ,benim üzümümü yiyorsun?” diyerek bağırmış, sonra da bir güzel pataklamaya başlamış papazı... Türk’le Kürt, hiç seslerini çıkarmadan, papazın dayak yiyişini izlemişler öylece!

Bağın sahibi, papazı iki seksen yere serdikten sonra, bu defa Kürt’e dönmüş; “Tamam; anladık Müslümansın da, neden izin almadan bağıma giriyorsun, utanmıyor musun? Bu adam Türk, o benim kardeşim; peki, sana ne oluyor?” dedikten sonra pata küte girişmiş Kürt'e; onu da bir güzel benzetmiş!

Sıra, Türk’e gelmiş… 
Bağın sahibi, “Tamam anladık Türk’sün. Aynı kandanız, aynı dindeniz ama başkasının bağına girilir mi hırsız gibi, bunlarla birlik olup bağıma girmeye utanmadın mı?” demiş, bir güzel dayak da ona çekmiş!
Türk de yediği yumruklarla yere düşünce Kürt’e dönmüş ve "Biz başta hata yaptık kardeş; papazı dövdürmeyecektik” demiş…

* * *

"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın", "nasılsa bana yapılmıyor" diye, onca âdaletsizliğe, haksızlıklara göz yumarak durumu idare etmeye çalıştığımız şu günler için, bu fıkradan kim nasıl bir ders çıkarır bilemem. 

Birileri acı çekerken, birileri gencecik evlâtlarını kaybederken, birileri dövülürken; Türk, Kürt, Gürcü, Lâz, Çerkes olmamızın fazlaca bir önemi yok…
Sağcı ya da solcu olmamızın; dindar ya da laik olmamızın da bir önemi yok!
Liberal ya da muhafazakâr; A partili ya da B partili olmak da fazla bir şey ifade etmiyor bu günlerde...
O örgüt, bu örgüt; şu ocak, bu ocak saçmalıklarının da iyice suyu çıktı...

Kısacası, savaş naraları atarak, küçük çıkar hesapları yaparak, siyaset kurnazlıklarına prim vererek varabileceğimiz hiçbir yer yok...

Adı, etiketi, kimliği, siyasi düşüncesi, partisi, soyu sopu her ne olursa olsun, hiçbirimizin hata yapma şansı yok!
Çözüm bekleyen sorunları unuttuk, habire maraza çıkarma derdine düştük hep birlikte!

Bu topraklarda 150 yıldan beri kavga var...
Daha kaç kuşak kavgayla, düşmanlıkla geçirecek ömrünü!
Yeter!!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.