TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Thomas Hobbes’e göre, insanın doğasında üç temel savaş nedeni mevcuttur: Rekabet, güvensizlik ve şan, şeref... Birincisi kazanç için, ikincisi güvenlik, üçüncüsü ise toplumsal statü için mücadele etmeye iter insanı.

Bu üç şey, insanları “kurt” yapmaya yeter mi peki?

Yaşadığımız çağa bakarsak, yetiyor da artıyor bile…

Tarihin tozlu sayfalarına bakarsak, binlerce “kurtluk” görmez miyiz?

İçinde yaşadığımız çağda da insanların “kurt”luğu üzerine daha birçok sebep saymak mümkün…

Sokakta bakışından hoşlanmadığını dövmeye kalkan, giyiminden dolayı bir kadına tekme sallayabilen, en yakınına bile rahatça kazık atan, kendi çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen milyonlarca “kurt” yok mu ortalık yerde dolaşan!

Kimlik kavgaları, mezhep çatışmaları bir yana; futbol denilen bir oyun için, tuttuğu takımın yenilgisi için ortalığı ateşe veren çağımız insanına ne diyeceğiz?

Kendi siyasal düşüncelerinden başka hiç kimsenin düşüncesine, inancına, kimliğine yaşam hakkı tanımayanları da listeye katalım…

Örnekleri daha da uzatmak mümkün…

2700 yıl önceye gidelim şimdi…

İsa'dan önce 700 yıllarındayız. Yunanlılar üç yüzyıldan beri derebeylik çağını yaşamaktadırlar. Mal edinenlerle mal edinemeyenler yerlerini almışlar, sınıflar doğmuştur. Tedirginliklerinin nedenlerini henüz kavrayamıyorlar ama, eşitlik ve özgürlük içinde geçen eski altın çağlarının özlemini çekmeye başlıyorlar.

Ozan Hesiodos şöyle yakınıyor:

"Heyhat, demek ki gökyüzünün beni 
Alçakça yaşanılan bu kederli zamana atması gerekiyormuş. 
Bu çağ daha önce ya da daha sonra gelemez miydi? 
Oysa bugün yeryüzünde bet bereketin kalktığı 
Acı ve kederli bir yokluk çağı yaşıyoruz. 
Zeus'ün görevlendirdiği, gece ve gündüz 
Çalışan insanlar türlü sıkıntılar içinde bocalıyor. 
Ama yakında Zeus, insanın beşikten çıktığı an 
Yaşlandığı bu çağı mezara sokacaktır. 
Bu çağ ki çocukları babadan; babaları çocuklardan uzaklaştıran Kimsenin kimseye saygı duymadığı, görevlerin unutulduğu 
Kimsenin dostu ve konuğu kalmadığı bu çağ son bulacak. Amansız saldıranlar antları hiçe sayacak, hakka karşı 
Alay ederek bir tek canlı bırakmayacaklar. 
İşte o zaman, gök kubbeye doğru birlikte 
Utanç ve Nemesis, gövdeleri parlak giyitlerle, uçacaklar 
İnsanın kendilerini sürüp attığı uzak yerlere gidecekler 
Tanrıların gösterecekleri yere yerleşecekler 
Bizse burada acılar içinde kalacağız. 
Yırtıcı kuşlar gibi güçlüler güçsüzlere saldıracak."

2700 yıl öncenin fotoğrafı, kurtlukları bugünün dünyasından pek de farklı değilmiş!

****

Bedri Rahmi Eyüboğlu da günümüzden yaklaşık 60 yıl öncesinin ortamını, insanın yalnızlığını ve de insanların kurtluğunu kendince dile getirmiş; “bu canım dünyanın orta yerinde 
hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize 
yalan mı?”
 demiştir.

“Arkadaş Dökümü” adlı şiirinde şöyle diyor ozan:

“evvela dişlerimiz döküldü 
sonra saçlarımız 
arkasından birer birer arkadaşlarımız
şu canım dünyanın orta yerinde 
yalnız başına yapayalnız 
kırılmış kolumuz, kanadımız 
tatlı canımızdan usanmışız 

bir şüphedir sarmış yüreğimizi 
ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi 
bir şüphedir demir atmış ciğerimize 
pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi 
düğüm üstüne düğüm şöyle dursun 
bir çalım bir kurum hepimizde 
nereden inceyse oradan kopsun 

bu canım dünyanın orta yerinde 
hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize 
yalan mı?

 gözünü sevdiğim karıncalar 
işte: hamsiler sürü sürü 
arılar bölük bölük geçer 
leylekler tabur tabur 

ya bizler? eşrefi mahlukat!.. 
boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

bizler bölük bölük, bizler tabur tabur 
bizler sürü sepet 
yalnız birbirimizi öldürmüşüz”

****

İnsanoğlu…

Eşref-i mahlûkat mı, kurt mu?

Sorun da burada!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.