TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hacı  ÖZÇELİK

Hacı ÖZÇELİK

VAROŞ TİPİ DEMOKRASİ

"İstanbul’daki büyük gelir uçurumu, mekânsal eşitsizliğin de

temelini oluşturmaktadır. 
Veriler, İstanbul’da nüfusun en zengin % 10’unun kentte üretilen gelirin % 52’sini paylaşırken; geri kalanların % 48’le yetindiği, en yoksul % 20’nin ise bu gelir pastasının ancak % 6’sına sahip olduğu yönünde." (Kaynak: Hakan Altıntaş)

***


Gelir adâletsizliğinin bu kadar keskin ayrımlarla yaşandığı bir kentte, siyasi tercih meselesindeki kafa karışıklığına nasıl cevap vereceğiz peki?
En yoksul yüzde 20, yaklaşık 3 milyon insan ediyor ve bu kesim, kentte üretilen gelirden yüzde 6 pay alabiliyor!
Yüz liranın, altı lirası...
Yukarıdaki verilere göre; yüzde 70'lik kesim ise, üretilen gelirden yüzde 42 alıyor...
Her şey kabak gibi ortada...
İstanbul'daki garibanlar, yaşıyormuş gibi yapıyor...
"Rol yapıyorlar" desek, yanlış olmaz sanırım.

Rakamları nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bu tablo can acıtan bir tablodur...
Gelir dağılımındaki bu çarpıklığı bildiği hâlde, son yirmi yılda büyük kentlere göçen- göçmek zorunda olan milyonlarca insanın "varoş" denilen semtlerdeki sıkışmışlığı ise, sorunun başka bir boyutu!

***

Varoşlarda üç dönümlük bir yeşil alanı bile vatandaşına çok gören yerel yönetimlerle, bu semtlerdeki çocukların eğitimini zerrece dert edinmeyen eğitim sistemiyle, asayiş sorunlarını umursamayan idarecilerle, her türlü ayak oyunlarıyla varoş seçmenini kafeslemiş; bunu yaparken de her türlü cambazlığa, kurnazlığa başvurarak, tek derdi kentin rantından yemlenmek olan siyasilerle nereye kadar gider ki bu işler?

***

Bir de varoş semtlerinin ipini eline geçirmiş, buralarda yaşayan yüz binlerce kadını erkeği efsunlamış kişiler ve bazı yapılar var ki, akıllara ziyan...
Her türden tarikat ve cemaat, iktidarlara yakın duran ve bundan beslenen, adına ne derseniz deyin, birçok sivil oluşum, esnaf, şu bu... Bu tuhaf varoş ortamından besleniyorlar ve büyük paylar kapıyorlar...

***

Eylül ayında, memleketinden İstanbul'a dönen yurttaşların tüm taşra kentlerinin, ilçelerinin otobüs terminallerine dolu çuvallarla, kolilerle, bidonlardaki turşularla, pekmezlerle gelmesini yadırgayanlar olabilir..
Asıl yadırganacak olan şey, bin bir umutla kente göçüp gelmiş bunca insanın çaresizliği üzerinden siyaset devşirmeye kalkanların ahlâksızlığıdır...

***

Varoş insanını seçimden seçime hatırlayan siyasileri de, hemşehri dernekleri aracılığı ile, belediyelerle ve birtakım yardımlarla onların oylarını kapanları da, hepimiz az çok tanıyoruz...

Bu küçük hesaplar üzerine kurulmuş siyaset oyununda asıl kaybedenler, varoşlardaki bu yoksullar ve onların çocukları...
Bu küçük hesaplar üzerinden gelişen "varoş oyunları", ne yazık ki, günümüz Türkiyesinde "varoş tipi bir demokrasi" yaratmıştır...

***

Varoşlarda kural yoktur...
Trafiği de, pazarı da, esnaflığı da, apartman yaşamı da varoşta oluşan yapıya ve o yapının oluşturduğu kültüre göre şekillenir...
Biraz kasabalı, biraz köylü, az biraz kentli...
Kendince kurnaz, kendince dindar, kendince bilmem ne...
İlginç bir "al gülüm, ver gülüm" muhabbeti...
Örneğin, seçim dönemlerinde adaylardan çaktırmadan harçlık isteyen, kendisi için birçok talepte bulunan yurdum insanı, yaşadığı semt için bir çocuk parkı istemez; sokağındaki yamuk yumuk parkelerin düzeltilmesini talep etmek pek işine gelmez!
Toplumsal sorunlar, toplumsal talepler, varoş insanımızın çoğu için "anarşiklik"(!) olarak görülüyor hâlâ! 
N'olur, n'olmaz değil mi?
Âlemin enayisi o mu?

Diyeceğim; bu konuların ıvırı zıvırı, sosyolojisi uzmanların işi.
Ben, gözlemlerimi, aklımın bir kıyısında olanları yazdım sadece...
Kent kültürü, kent yaşamı ve varoşlar üzerine binlerce sayfa yazı yazıldı bugüne kadar... 
Daha da yazılacak.
Kısacası, kentleşmedeki çarpıklık, bir türlü önü alınamayan göçler, daha uzun yıllar konuşulacak, üzerine yazılar yazılacak.

***

Kestirmeden toparlayayım...
Son yıllarda yaşadıklarımıza bakarsak, olan bitenleri iyi değerlendirirsek, karşımıza babalar gibi "varoş tipi bir demokrasi" çıkar!
Kuralı, yasası, hukuku "keyfe keder" bir demokrasi...
Literatürde böyle bir şey yok elbette!
Aklıma öyle geldi, öyle yazdım...
Ne bileyim; bakarsınız, gün gelir, literatüre de girer!
Bizim Şinasi Tepe, zamanında, "bütün babalar faşist zaten" diye bir söz etti, "ekşi sözlük"e girdi...
Benim öyle bir derdim yok!
( Bu arada, Şinasi'ye de geçmiş olsun dileklerimi bir kez daha ileteyim.)

***

Birol, "yaz, dedin" yazdık aga!
Bir şeye benzedi mi bilmem...
Benden bu kadar!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.