Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Türkiye’ye atletizmde bir kara haber daha geldi ne yazık ki... 2012’de düzenlenen Londra Olimpiyatları’nda kadınlar 1500 metrede altın madalya kazanan Aslı Çakır Alptekin’in ardından aynı kulvarda gümüş madalyayı elde eden Gamze Bulut’un da doping yaptığı maalesef kesinleşti ve dünyaya bir kez daha rezil olduk! 

Uluslararası  Atletizm Federasyonu (IAAF), Londra Olimpiyatları’nda elde ettiği ikinciliğin ardından çıktığı yarışlarda başarısız sonuçlar elde eden 1992 doğumlu Gamze’yi yakın takibe almıştı. 

Hatırlatmak gerekirse Gamze, Londra’da elemelerde 4:06.69, yarı finalde 4:01.18, finalde ise 4:10.40 koşmuş ve 4:10.23’le altını boynuna takan Aslı’nın ardından gümüş madalyayı kazanmıştı. Ancak yapılan incelemeler neticesinde biyolojik pasaportunda meydana gelen normal dışı sapmalar nedeniyle Gamze’nin dopingli olduğuna kesin kanaat getirildi.

2 HAFTA ÖNCE ORTAYA ÇIKTI 
Durumun yaklaşık iki hafta önce tespit edildiği öğrenilirken ayrıca devlet makamlarının da bilgilendirildiği ve konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadar da iletildiği gelen bilgiler arasında.

Aslı Çakır Alptekin’in ardından Gamze Bulut’un da doping yaptığının resmileşmesi büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Çünkü bu durum 2012’de tüm ülkeyi sevince boğan, herkese büyük gurur yaşatan tarihi dublenin aslında gerçek olmadığı ve her iki madalyanın da Türkiye’den alınacağı anlamını taşıyor.

 Başta spor bakanlığımız olmak üzere olimpik düzey de başarı getiren bu kızlarımıza müthiş destek verildi. Bu maddi ve manevi desteklerle bu kızlarımız Londra olimpiyatlarında bir altın bir de gümüş madalya kazanarak

Ülkemizi sevince boğdular.

Ben de bir spor adamı olarak inanılmaz heyecan ve gurur duydum. Atletizm gibi elit bir branşta dünya devlerinin arasından bırakın altın almayı aynı yarışma da ikincilikte bizim oldu. Bu aslında o dünya ya Türk sporunun dirilişi, yükselişi açısından büyük bir mesajdı.

Bu Londra olimpiyat yarışmalarında iki Türk kızımızın Türk antrenörler nezaretin de inanılmaz bir başarı oldu.

Aslın da olmakla da kalmadı, müthiş bir mesajdı. Atletizm federasyonumuz adına büyük bir başarıya imza atmıştı. Devlet başkanımız, başbakanım, spor bakanımız, spor genel müdürümüz gelen bu inanılmaz başarı karşısında şoke olmuşlardı, sevinç tüm ülkemizi kaplamış, Türk milleti de olimpiyatlar süresince coşmuştu. Milletimizin de gururlanacağı bir başarı gelmişti. Daha başarımızı yutkunmadan bir skandal patladı,

 Birinci olan kızımız Aslı Çakır Alptekin dopingli çıkarak elinde altın madalyası alındı. Millet olarak çok utandık. Bu doping olayına sebep verenler gerekli cezayı aldılar.

Olsun dedik aynı yarışmanın ikincisi de bizden altın yine biz de diyerek kendimizi teselli ettik. Aslında buruk bir teselli idi. Fakat ikincinin bizden olması da büyük bir gurur ve gerçekti.

Aaaa oda ne ikinci kızımız da dopingli çıkmasın mı?

İşte burada ciddi düşünmemiz gereken bir durum vardı. Aslında yer yüzünde hiçbir ülkede olmayan doping yapan ve yaptırmaya katkı sağlayanlara hapis dahil ağır cezaları vardı. Buna rağmen bu hadislerle karşılaşıyorduk. Ülkemiz de bir yerde bir eksiklik olmalı ki bu8 kadar ağır cezalar karşısın da dâhil buna tenezzül ediliyordu. Araştırılması gereken yer burasıdır. Bu gün olimpiyatlara 5 ay kalmışken ulusal dâhil yerel kamuoyunda olimpiyatlarla ilgili hiç gündem yok.

Bugüne kadar neden olimpik düzeyde yokuz. Bunun nedenleri gerçekten nedir?

Dünya spora bu kadar değer veren para yatıran ender ülkelerden biriyiz. Bir aksilik çıktımı hemen ilk iş olarak tüm teşvikleri kaldırıyoruz. Başta ödül yönetmenliğini kuş ediyoruz. Spor yapan sporcu da hoca da hiçbir iştah, arzu bırakmıyoruz. Bu ödüller için gecesini gündüzüne katan sporcu ve hocaları bir anda yarı yolda bırakıyoruz. İnsanların yıllarca emeği ve bu emek üzerine kendi geleceğini kurutacağı köprüyü yok ediyoruz.

Spor da büyük başarılar büyük düşünebilen tevazu sahibi kişilerce ortaya konulur. Ülkemizin uluslar arası itibarı ciddi yara almıştır. Bu skandallara genelde ABD, Rusya, Almanya, Japonya, Çin gibi ülkelerde pek olmuyor. Hep genel olarak 3. dünya ülkelerin de oluyor. Bir gerçekte şu kişi doping sayılan maddeleri belirleyen ülkeler WADA’ya hakim, bu kişiler 2 yıl sonra yasaklılar listesine girecek maddeyi biliyorlar. Kendi sporcularına vermiyorlar. Halbuki şuan o madde yasaklı değil, bu maddelerin vücuttan dışarı atılma süreleri de uzun oluyor. Kısacası bu tuzaktan kurtulamıyorsunuz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.