OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Halil  ÖZİŞ

Halil ÖZİŞ

KADINLARIN SPORDAKİ YERİ

Kadınların spor içindeki yeri, hem bedensel engellerden, hem de kültürel gerilikten ötürü hep engellere karşı mücadeleyle edinilmiş bir yerdir ve bu özel mücadele tarih boyunca devam etmiştir. Dünya üzerinde bilinen en eski spor etkinliği olan antik olimpiyatlarda, anlatılara göre, kadınların izleyici olarak dahi katılımına izin verilmezdi.

Sporun tarihsel kökenlerine inildiğinde Eski Yunan’da kadınların spor yapmasını engelleyen anlayış, tarih içinde ne kadar çevrilse de günümüzde sporda erkek egemen bir yapı olduğu tartışılmaz bir gerçekliktir.

Eski Yunan’da kadınları spor alanlarından dışlayan anlayış, 20. yüzyılın başlarında da devam etmiş, modern olimpiyat oyunlarının kurucusu Fransız Baron Pierre de Coubertin’in olimpiyatlarda sadece erkeklerin yarışmasını savunan yaklaşımı da spor kültürünün erkek egemenliği üzerine kurulmasına zemin hazırlamıştır.

Dünya sporunun gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli bir yeri olan Coubertin, kadınların her türlü sporu yapmalarını ancak yarışmalara alınmamalarını savunmuştur. Coubertin’in tutucu yaklaşımının etkisi belli bir düzeyde kalsa da, günümüze kadar gelen tarihsel sürece bakıldığında kadınların elit performans sporlarına katılımda erkeklerin gerisinde kaldığını görmekteyiz.

Spordaki erkek egemen yapı, geride bıraktığımız yüzyılda daha keskin bir şekilde hissedilirken, günümüzde kadınların sporu izlemeye olan ilgisinde de bir artış görülmektedir. Futbol yıllardır sponsorların erkek hedef kitleye mesajlarını en iyi ulaştırdığı alan olma özelliğine sahiptir. Ancak FIFA’nın verileri, kadınların erkek egemenliğinde olan futbol izleyiciliği konusunda atağa geçtiklerini göstermektedir.

Türkiye’den örnek vermek gerekirse, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM)’nün Temmuz 2009 kayıtlarına göre Türkiye’de özerk spor federasyonları tarafından lisans almış sporcuların %38’i, faal sporcuların da yüzde 39’u kadındır (www.gsgm.gov.tr). GSGM verileri spora katılımda kadın ve erkek arasında bir fark olduğunu göstermekle birlikte, son yıllarda dünya genelinde, kadınlar için yeni olanakların oluşması, kadınlar için yeni yasal düzenlemelerin yapılması, kadın hareketinin etkisi ve sağlık ve fiziksel uygunluk (fitness) hareketlerinin artmasıyla birlikte kadınların spora katılımında bir artış olduğu da belirtilmektedir.

Örneğin, İstanbul’da yaşayan sporcu kimliği olmayan ve spor tesislerine giderek spor yapan yetişkin kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada katılımcıların en çok yüzme ( yüzde 34), step (yüzde 35), aerobik (yüzde 32), yürüyüş (yüzde 25), tenis (yüzde 13), aletli çalışma (yüzde 11), koşu (yüzde 10) yaptığı saptanmıştır.

2002 yılında Kore ve Japonya’da yapılan FIFA Dünya Kupası’nda Japonya’daki maçlarda tribünlerin yüzde 51’ini erkekler, yüzde 49’unu kadınlar doldurmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde spor pazarlaması üzerine yapılan bir araştırmada, erkekler kadar kadınların da gazetelerde spor haberlerini yoğun olarak takip ettiği ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de de kadınların futbola ilgisinde az da olsa bir artış olduğu gözlenmektedir. 1996 yılında İngiltere’de yapılan Avrupa Şampiyonası’na Türkiye’nin ilk defa katılımıyla başlayan, Galatasaray’ın 2000 yılındaki UEFA Kupası şampiyonluğunun ardından 2002 yılında Japonya-Kore’deki Dünya Kupası’nda elde edilen üçüncülük derecesiyle devam eden futbolda ulusal düzeydeki başarılar dizisinin, ülke çapında kadınların futbola olan ilgisinde bir artışa neden olduğu gözlenmektedir.

Son yıllar da kadınların spora olan ilgisi özellikle bazı branşlar da arttığı ciddi oran da hissedilmektedir. Özelikle mücadele sporlarındaki artış dikkat çekicidir. Tekvando branşında büyük bir artış göstermiştir. Bu artışın için de kültürel bir tarzın tercih edilmeyi etkilediği görülmektedir. Birincisi Tekvando da giyilen giysinin bizim ülkemizin yaşamsal, örf, adetleri ile birlikte inanç ve maneviyat yönün de tercihi daha fazla olan branşlar arasına almıştır. İkincisi son yıllar da artan kap kaç ve benzeri durumlar karşısın da kadınların kendilerini savunma ihtiyaçlarının artması ile birlikte spora yönelmede gözle görülebilir bir artış olmuştur. Diğer sporlar da olimpik branşların medyadaki artışı ile birlikte sporun kültürü oluşmakta, bununla birlikte kadınların spora yönelmelerine ivme katmıştır. Üçüncü tercihin son yıllarda hareketsizliğe bağlı hastalıkların artması ile birlikte doktorların vatandaşları spora yöneltmeleri topluma sağlık amaçlı sporda da çok ciddi bir yükselişe neden olmuştur. Bu gelişmeler güzel olsa da hala geliş ülkelerin çok gerisinde olduğumuz kesindir. Kadınların spor alanların da olmayışının en büyük nedeni ülkemizin kültürel düzeyi ile referans olarak İslam dinin de kadının yerinin etkisi çok büyüktür. Dinimize göre kadın sporun neresin dedir. Bunu İslam âlimlerinin ciddi anlamda açıklaması ve ortaya koyması gerekmektedir. Kadınların sporda ki yeri ile ilgili ülkemiz de ciddi çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun da İslam dinimiz de kadının spordaki yeri çok önem arz etmektedir. Bu konu bilimsel alanlarda uzmanlar tarafından acilen açıklama gerektirmektedir. Bu konu da diyanet işlerimizin İslam kadının yerini tüm toplumun anlayacağı bir şeklide izaha ihtiyaç vardır.

Kaynak olarak Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe J. of Sport Sciences 2008, 19 (4), 201–219 yararlanılmıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.