Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Halil  ÖZİŞ

Halil ÖZİŞ

SPOR SEVİYEMİZ

 

Bugünkü köşemizin konusu biraz ağır olacak, anlamak için sportif bilgimizin geniş bir dağarcığa sahip olması gerekir. Bu köşemdeki ana temalar spor ne kadar geri olduğumuzu hala sistem, metot, bilgi ve teknolojik olarak seviyemizi gösterecektir. Bu köşemiz antrenör, teknik direktör, masör, kondisyoner, mentör, yönetici ve idarecilerin okuduğu zaman kendilerini koyabildikleri yer önemlidir. Bu köşemizde yukarıdaki spor elamanlarının bilgi birikimlerini ne seviyede olduğunun bir muhasebesini yapmaları için önemli bir fırsattır. Bu köşemi okuyup anlayabilecek spor elamanları için geçerlidir.

Sporcularımızın eksik ve güçlü yanlarını bilmemiz çok önemlidir. Sübjektif gözlemlerden uzak, bilimsel tabanlı tespitler ancak ve ancak mükemmel olan reçeteleri ortaya çıkartarak; sporcularımızı her geçen gün derecelere meydan okuyan atletlere dönüştürecektir. Bu meydan okumaların her geçen gün insan fizyolojisinin sınırlarını zorlamasının tek anahtarı ise yapılan bilimsel çalışmaların ve spesifik teknolojilerin sporcular üzerinde kılavuzlayıcı bir rol üstlenmesi ve geliştirilmesidir.

‘Sanayi Devrimi’ni Yakalamak’. Günümüz küreselleşen dünyasında sanayileşmenin çıktılarından olan ‘inovasyon’ yani yenilikleri yakalayamazsak 21. yüzyılda asla iddialı olamayız. Bu açıdan egzersiz alanında da yenilikleri takip etmek ve ilk olmak, rekabetçi bir piyasa içerisinde olmazsa olmazlardandır. ACSM(American College of Sports Medicine)’nın son açıklamış olduğu ‘Top 20’ egzersiz trendleri içerisinde ilk sırayı ‘Giyilebilir egzersiz teknolojileri’nin almasına da şaşırmamak lazım. Bilindiği üzere 2016 yılı Dünya Ekonomik Formu’nda da kabul gören 4.Sanayi Devrimi tezi ile artık tüm teknolojik yeniliklerin siber fiziksel sistemler ile iç içe olacağı ilan edildi. Aynı birinci sanayi deviminde de olduğu gibi siber fiziksel sistemlere ne kadar hızlı ayak uydurabilirsek o kadar var olabiliriz. Günümüz ‘Fitness’ sektörüne baktığımızda da bunun bir yansımasını görmemiz şaşırtıcı olmaz. Yeni ekipman, cihaz ve egzersiz trendlerine ayak uyduramayan her firma yok olmaya yani iflas etmeye mahkum gibi gözüküyor

   Bir egzersizin antrenman olabilmesi için bilindiği üzere temelde ‘F.I.T.T.’ olarak kodlanmış bazı prensipleri bünyesinde barındırması gerekmektedir. Açıklamak gerekirse; Frequency(F) yani sıklık, egzersizi haftada kaç kere, hangi sıklıkla yaptığınızdır. Intensity(I) şiddet; egzersizi kaç set, kaç tekrar yaptığınızdır. Time(T) ise süre, egzersiz için ayırdığınız zamandır. Type(T) egzersizin çeşiti, yani hangi antrenman yaklaşımını ve ne amaçla uyguladığınızdır. Yukarıda bahsettiğimiz antrenman prensipleri temelde antrenmanın ölçülebilir olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu açıdan günümüz antrenman yaklaşımları tamimiyle bunları tespit etmek ve hedeflere ulaşmak için teknolojinin antrenman içerisine yerleştirilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

   Günümüzün en önemli sorunlarından birisi kuşkusuz zaman problemi… Yoğun tempolu bir günün sonunda sağlık için de olsa kendimize zaman ayıramadığımız günlerimiz hepimizin olmuştur. Spora katılım ile ilgili yapılan çeşitli çalışmalarda; bireylerin spora başlayamamasında en önemli mazeret; zaman ayıramadıklarını beyan etmeleridir. Bu beyan kuşkusuz çoğu spor sektöründe olan firmaların da ilgisini çekmekte ve kısa sürede değişim vaat eden çözümler sunmaya zorlamaktadır.

   Bilimsel alt yapısını ‘Elektromiyografi’ den alan antrenman yöntemleri; spor sektöründe şu aralar bu yaraya merhem olmuş gibi. Spora başlayan her birey kuşkusuz kısa zamanda sonuç almak ister. Bundandır ki firmalar bu konuya fena halde odaklanmış halde… Peki nedir bu piyasada EMS tabanlı verilen antrenman yöntemleri,

“İnsan organizmasında hücreler arası iletişim (neural network) elektrik akımları ile sağlanmaktadır. Bu akımlar mikro yada mili voltlar düzeyindedir. Bu voltajların gerek Merkezi Sinir Sistemi (MSS) ve gerekse periferal bölgelerde yorumlanıp anlamlandırılması insan hayatının açıklanması, kolaylaştırılması ve geliştirilmesi konusunda önemli ipuçları sağlamaktadır. Özellikle egzersiz yapan bireylerde gerek egzersizin sergilenişi sırasında gerekse egzersizin kronik etkilerinin ortaya çıkarılması konusunda elektro-fizyolojik yaklaşımlar önem kazanmaktadır. Sportif uygulamalar sırasında ise kaslarda oluşan elektriksel aktiviteleri ölçerek uygun yöntemlerle analiz edip, yorumlanması yeni yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

   Farklı spor branşlarına ait teknik becerilerin ve farklı egzersiz türlerinin insan organizması tarafından algılanıp, yorumlandığı bölüm MSS (Beyin)’dir. Egzersize veya herhangi bir sportif performansa oluşan cevap beyinden gönderilen bilgiler doğrultusunda periferde (kas) oluşan tepkileri içermekte ve bunun nasıl oluşturulduğunun incelenmesi büyük önem taşımaktadır. İnsanoğlunun yaptığı hareketlerin büyük çoğunluğu bilinçli olarak öğrenildikten sonra bu bilgilerin beynin bazal ganglionun’da otomatikleştiği bilinmektedir. Bununla birlikte, sportif etkinliklerde yanlış yönde otomatikleşmiş bir motor becerinin düzeltilmesi oldukça güçtür. Özellikle genç yaşlarda motor becerinin yeni öğrenildiği süreçte erken alınan önlemler bu problemi ortadan kaldırabilir. Bu yüzden, motor beceri gerektiren teknik oluşumların en iyi şekilde tanımlanması ve uygulama alanına aktarılması gerekir. Bu bağlamda, kullanılan en yaygın ve pratik yöntem yüzeyel elektromiyografi (sEMG) uygulamalarıdır.

  Bu bilgiler, umarım bizim spor adamlarımız bu tespitlerimi okuyunca bir muhasebe yapacaktır. Spora katkı yapıyorum diyen, spora para veriyorum diyen, sporu yönetiyorum diyen, sporcu yetiştiriyorum diyen takım çalıştırıyorum diyen her spor elamanı nerede olduğumuzu anlayacaktır.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.