Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Halil  ÖZİŞ

Halil ÖZİŞ

TOPLUM SPORU VE ZİRVE SPORU

Spor insanlık tarihi ile başlar ve insanlığın yaşam süreci ile paralel devam eder. İnsanlığın varoluşumuzdan bu yana, insanoğlu bilerek ya da bilmeyerek sporun içinde olmuştur. Mağara devrinin ilkel insanı spor kavramından uzak, avını yakalamak için koşmuş, sıçramış, vücudunu çevikleştirmek zorunda kalmıştır. Ancak bu hareketler bilinçli, düzenli ve sürekli olmadığı için spor olarak tanımlanmamıştır

Doğa ile baş başa kalması nedeniyle farkında olmadan sporla iç içe yaşayan insanoğlu, yeni yeni şeyler keşfettikçe spora da yeni özellikler kazandırmıştır. Böylece sporun gelişimi insanoğlunun gelişimine paralel bir çizgi izlemiştir.

Özetle spor, toplumların göz ardı edemeyeceği, kesintiye uğratamayacağı ve vazgeçemeyeceği evrensel, bütünleştirici bir aktivitedir. Sporla iç dinamiğini arttıran ülkeler tarihsel süreç içerisinde dışa açılma ihtiyacı duymuşlardır.

Güçlü olmak, başkalarını yenmek üzere benimsenen spor giderek moral değerler kazanarak, uluslar arası etkinliklerin düzenlendiği noktaya ulaşmıştır.

Günümüzde ise spor, sanayinin hızla gelişimi, yoğun kentleşme, serbest zaman artışı gibi temel toplumsal değişmelere bağlı yeni boyutlar kazanmıştır. Spor bir eğitim işidir. En iyi eğitim erken yaşlardan başlayan eğitimdir. Bu gerçekten hareketle sporun ve gençliğin iç içe olduğu söylenebilir. 

Günümüzde spor, fertlerin bedenen, ruhen ve fikren gelişmelerini bu öğeler arasında koordinasyon yeteneğini sağlayan bir bilimdir. Ancak bu gelişme, bilimsel metot uygulamakla mümkün olabilir. Böyle yapılmadığı taktirde spor boş zamanları doldurmak için yapılan bir uğraş olmaktan öteye gidemez.

  Bilimsel uygulamada spor ikiye ayrılır;

1. Zirve sporu veya yarışma sporu (profesyonellik bu kısımdadır)

2. Toplum ve kitle sporudur.

Ülkelerin ve milletlerin birbirleriyle acımasızca bir rekabet halinde bulundukları günümüz dünyasında kültürel, bilimsel ve ekonomik alanların yanında sporda da çağı yakalamak önemli bir görev ve hedef olmalıdır. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkemizde çocuklarımızı ve gençlerimizi sporun içine ne kadar çok çekebilirsek o kadar çok sağlıklı nesiller oluşturabiliriz. Spor partiler üstüdür ve tek politikası vardır ki o da topluma hizmettir. Ülkemizde 12-24 yaş grubunun toplam nüfusumuz içindeki oranı %30’lara ulaşmıştır. Gelişmiş tüm ülkeler genel nüfusları içinde azalan gençlik oranını yükseltmek amacıyla çalışmalar yaparken, ülkemiz bu büyük potansiyeli 2000’li yıllara en güzel şekilde hazırlamak ve çocuklarımızın, gençlerimizin bu günlerini en iyi şekilde değerlendirmelerini sağlamayı temel hedef olarak belirlemek zorundadır.

Ülke gerçeklerini ve imkânlarını zorlayarak yöresel koşulları ve alışkanlıklarımızı göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Sporun ülke düzeyinde yaygınlaştırılmasına çalışılırken özellikle yarışma sporları için neyin, nerede, nasıl yapılacağı saptanmalıdır. Spor dallarında önceliklerin belirlenmesinden, spor dallarındaki faaliyetler için temel ilkelere, tesis yapımından, malzeme seçimine, personel yetiştirilmesinden eğitimine kadar esasları belirleyen bir spor politikası oluşturulmalıdır.

Toplumsal sporda da zirve sporunda da hikaye bir noktadayız. Rekabet sporunu anlayamayacak beyinlere bunu anlatmak ve algılatmak zor. Bu beyinler için varsa yoksa top,bu top ta yoklar.Bu ülkede bu kadar topa yatırım var.Kimse çıkıp da neden TOP da olimpiyata gidemedik diye hesaplaşmıyor.Gariban sporcu ve sporlarla uğraşıyoruz.Bir şey demeye gerek yok.Elinde gücü ve yetkisi olan sporu uzmanından daha iyi biliyor.Vesselam


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.