• dolar dolar 3.5664
  • euro euro 3.7777
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Halil  ÖZİŞ

Halil ÖZİŞ

Türklük şuuru ve spor

Rakiplerle karşılaşmasının manası yalnız isimleri belirli kişilerin değil, milletleri farklı ülkelerin karşılaşmasıdır. Bu nedenle; milli şeref, milli hassasiyet ve milli ahlakı korumak birinci şart olarak görülmektedir. Türk sporu, Türk gençliğinin kudret, zekâ, dirayet, ahlak ve irfanın bir imtihan mahalli olan yabancı diyarlardaki beynelmilel müsabakalarda, Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı (TİCİ) dönemi milli ruh ve milli temsil, siyasi ve milli propaganda ile ülkeyi tanıtma-tanıma çabaları.

Büyük ve şerefli Türk sancağını dalgalandırarak meydana çıkan gençlerin Türk inkılâbı gibi her milletten üstün bir dere kazanması anlamını taşımaktadır.

Bu konu hakkında N. Safa, Spor Postası’ndaki makalesinde; “Türk Sporunun, Türk sporcusunun şerefini istikbalini artık düşünmek zamanı gelmiştir. Türk sporu türe sporcusu ticaret malı, sirk cambazı değildir. O güzel bir seyahate feda edilemez. Çünkü feda edilen bir gençlik mağlubiyeti değil, milli şereftir. Artık milli spor temasları çoluk çocuğun eline teslim edilmesin, varsın temaslar yapmayalım. Hiç olmazsa sporumuzun istikbaline ağlarız, fakat rezil olduk diye dövünmeyiz” (Safa, 1934) diyerek milli şerefin rencide edilmemesi üzerinde durulmuştur.

Toplumda bu düşüncelerin oluşmasında özellikle futbolda başarı elde edilememesi neticesinde Türk insanının duygularının rencide olması sebep gösterilir iken milli ruh ve milli temsil açısından “atletizm, bisiklet, eskrim, güreş, halter ve boksun Türk insanının yapısına daha uygun” olacağı öngörülmüştür. Bu öngörü (Fetgeri, 1929a).yılında yapılarak yetkililere ulaştırılmıştır.

Sporcuların memleketi temsil etmesi şerefinin spor faaliyetleri ile yaşaması ve bu duyguların güçlenmesi için bir vasıta olduğu da dile getirilmiştir.

TİCİ’nin ülkeyi dışarıda temsil etmesi yetkisi olmasına rağmen, 1924 Paris Olimpiyat Oyunlarına katılacak maddi imkânları yoktur. Türk insanının Türklük bilinci içerisinde milli temsil duygularının beynelmilel müsabakalarda gelişeceğine inanan Türkiye Cumhuriyeti Özmaden,M., (2010), Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı (TİCİ) dönemi milli ruh ve milli temsil, siyasi ve milli propaganda ile ülkeyi tanıtma-tanıma çabaları, hükümeti, Maarif Vekili Sefa Bey vasıtasıyla Selim Sırrı Bey‟e bir telgraf çekmiştir. Telgrafta “Gençlerimizin 1924 Paris Olimpiyat Oyunlarına iştirak edebilmesi için ne gibi yardımların lüzum olduğunun salahiyetten kimselerle görüşülerek bildirilmesi” (Felek, 1974) istenmiştir. Türklük kimliğinin ilk defa birçok ülkenin katıldığı uluslararası düzeyde temsil edileceğinden olimpiyatlara katılımın üzerinde önemle durulmuştur

Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin milli terbiyesini ana unsurlarından saymak lazımdır. Bu şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranılması, Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içerisinde itina ile yerleştirilmesi önemli tutulmalıdır.  Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır. Türk gençliğinin milli heyecan duyguları içinde yetişmesi için Türk sporunu yönetenlere ve hükümete spor faaliyetlerine daha çok önem verilmesi gerekmekte olduğu ciddi bir ihtiyaçtır. Türk milletinin milli şuuru yeniden bir heyecan yaşaması sporla olacaktır. Yüzlerce yıllık yıpranmış duyguların yeniden onarımı, yeni bir dinamizm kazanması gerekmektedir.22.YY da bir avuç ülkelerin gösterdiği başarıyı gösteremiyoruz. Bu gün bunun en önemli örneği ise Hırvatistan’la oynadığımız top müsabakasın da düştüğümüz durumdan anlamamak için aklımız da sıkıntı olması gerekir. Bir top müsabakası için çekilen fragmanlar,ülkemize verilen milli ruh ve bütünleşme ve kenetlenme duyguları çok güzel,hep beraber müthiş bir milli heyecan duyduk.Ancak milli takımlarımızın hazırlık dönemi ve aldığımız sonuç bizi ülke olarak demoralize etti.Biz bu kadar duygu dolu bir ülke haline geldik.İşte Türklük duygumuzun gelişmesi için spor ciddi önem vermemiz gerektiği yıllar önce cumhuriyetin kuruluşunda daha önemsemiş o güne göre doğru çalışmalar yapmışız.Ancak bunu geliştirememişiz.Suçlu geçmiş değil,suçlu sporun ne kadar önemli bir moral ve endüstri olduğunu anlamayan beyinlerde,suçlu sporu planlayamayacak basiretsiz insanların zihnine bırakanlarda,spor liyakate göre olmalıdır.Türk sporu son 3 olimpiyattır yerlerde sürünmektedir.Devletimiz modern tesisler yaparak sporcunun hizmetine sunmaktadır.Ancak başarı bir türlü bizi coşkuya götürecek düzey de değil,burada eksik yetiştiren hocalarda (antrenör), donanımsız ve kalitesiz binlerce adı hocalar,hocayım diye sporu iş ve aş kapısı görerek istihdam edildi.Ücretleri desen komik,bu hocalar sporcu mu yetiştirecek yoksa geçim derdin de mi olacak.Türk sporunun kalkınması için donanımlı ve kaliteli hocaların,maddi kaygı taşımadan görev yapmalarının koşullarını düzeltmek ve bu hocaların uluslar arası düzey de eğitim ve müsabaka tecrübelerini artırmaktan geçtiğini anlamakta yatmaktadır.

Not: Uluslararası insan bilimleri dergisinden yararlanılmıştır. TİCİ (Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı) demektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.