Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hikmet  PALA

Hikmet PALA

12 MART ASKERİ MUHTIRASI: ORDU UYARI VERİYOR!

Albay Talat Aydemir’in giriştiği 21 Mayıs Darbe girişimi 1963 yılında başarısızlığa uğramıştı. Olaylar sırasında bir grup Harp Okulu öğrencisi Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay’ı tutuklamak için evine gitmiş, eşi Afet Hanım paşanın evde olmadığını söylemiş, evde arama yapan öğrenciler dışarı çıktıklarında Genelkurmay ikinci başkanını görmüşlerdi.

O sırada Cevdet Sunay’ın evine doğru gelmekte olan Korgeneral Memduh Tağmaç’ı gören askeri öğrenciler ona doğru yönelerek parolayı sormuşlar, paşa durumu anlayınca hızla geri dönerek Genelkurmay binasına doğru koşmaya başlamıştır. Arkasından ateş açan isyancı öğrenciler paşanın yanındaki askeri şehit etmişlerdi. Açılan ateşin arasında kendini Genelkurmay binasına atan Korgeneral Memduh Tağmaç, oradaki askerlere karşı ateş açtırmış, bir arkadaşları yaralanınca öğrenciler ateşi kesmişlerdi.

İşte o günlerde darbeyi engellemeye çalışanlar arasında bulunan ve ölümden son anda kurtulan Korgeneral Memduh Tağmaç, aradan geçen 8 yıl içinde orgeneral rütbesine yükselmiş ve tarih sahnesine bir darbeci olarak çıkmıştır.

1961 Anayasası’nın sağladığı özgürlük ortamında her türlü siyasal düşünce partiler ve dernekler adı altında örgütlenme şansı bulmuştu. Hak aramaya yönelik demokratik eylemler, toplu gösteriler yapılıyor, memurlar kurdukları sendikalar aracılığıyla hak arama mücadelesi veriyordu.

Askeri yetkililer ülkede yükselen sol hareketten rahatsız olmaktaydı. Öğrenciler 1970 yılının şubat ayında üniversitelerde reform yapılması için eylemlere girişmiş, bazı yerlerde soygun, saldırı gibi istenmeyen olaylar çıkmaktaydı.

Bu sıralarda Genelkurmay Başkanlığı’nda üst rütbeli subaylar sık sık toplantı yapmaya başlamışlar, 22 Ocak 1971’de ise Güvenlik Kurulu toplanarak “demokratik rejimin korunması amacıyla gerekli kanuni önlemlerin alınması” yolunda bir bildiri yayınlandı.

2 Mart 1971’de İstanbul Üniversitesinde öğrencilerle polis arasında çıkan çatışmanın ardından Memduh Tağmaç “Ordu baskısı ile devlet yaşamaz, son çare ordudur ve bugün için böyle bir durum yoktur” derken Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Ankara’da bulunan bütün birliklerin komutanlarını toplamış ve onlara “Kararı geç vermeyeceğiz, çok esaslı ve heyecansız gidiyoruz, tedbirliyiz. Ne yapılacaksa biz yapacağız” diyordu.

11 Mart akşamı Genelkurmay’da yapılan görüşmede hemen yönetime el koymak yerine bir muhtıra verilmesi kararlaştırıldı. Toplantının ardından Orgeneral Tağmaç, Cumhurbaşkanlığı Köşküne giderek Cevdet Sunay ile görüştü.

12 Mart sabahı 9.30’da Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, bütün kuvvet komutanlarını odasına çağırdı. Korgeneral Kemal Taran tarafından okunan üç sayfalık muhtıra metni uzun bulunarak kısaltıldı. Üç ana madde haline getirilen muhtıra metni orada bulunan 4 komutan tarafından imzalandı. Metnin okunması için bir general başkanlığında bir heyet TRT’ye gönderildi.

TRT’de 13.00 haberlerinin başında okunan bildiri metni tüm ülkeye ve dünyaya duyuruldu:

“1. Parlamento ve Hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatı ile yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluk içine sokmuş, Atatürk’ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve Anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyetinin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.

2. Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetlerinin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliği giderecek çarelerin partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek, mevcut anarşik durumu giderecek ve anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.

3. Bu husus süratle tahakkuk ettirilmediği takdirde TSK kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.”

Henüz bu metin TRT’de okunmamışken MİT Müsteşarı Korgeneral Fuat Doğu, Başbakan Süleyman Demirel’i telefonla arayarak ona “Sayın Cumhurbaşkanımızın bir dileğini size iletmekle görevliyim, Sayın Demirel istifasını versin buyurdular” dedi. Cumhurbaşkanına ulaşan Süleyman Demirel’e durumu bir kez daha Cevdet Sunay açıkladı. Bunun üzerine Demirel, Bakanlar kurulunu toplayarak istifa ettiğini duyurdu.

CHP Kocaeli milletvekili Nihat Erim istifa ederek partiler üstü kalmak koşuluyla Cumhurbaşkanı tarafından hükümet kurmakla görevlendirildi.

1971 ile 1973 yılları arasında anaysa değişiklikleri yapılarak, 1961 anayasasının sağladığı birçok özgürlük alanı daraltılmıştır. Bu anayasa değişiklikleri ile:

Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya devlet güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulmuştur.

Askeri yargının yetkileri sivil yargının aleyhine genişlemiş, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması kolaylaşmıştır.

Sıkıyönetime geçişler kolaylaştırılmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin faaliyet alanı daraltılmış, Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz kılmaya yönelik faaliyetlere girişilmiş, Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açabileceklerin sayısı azaltılmıştır.

Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilmiş, Bakanlar kurulu vergi, resim ve harçların muafiyet ve istisnaları ile nispet ve hadlerine ilişkin hükümlerde değişiklik yapmaya yetkili kılınmıştır,

TRT’nin özerkliği kaldırılmış, üniversitelerin özerkliği zayıflatılmıştır.

Temel hak ve özgürlükler için genel sınırlandırma sistemi getirilerek temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması kolaylaştırılmıştır,

Devlet memurlarının sendika kurma hakları kaldırılmıştır,

Küçük partilerin devlet yardımı alması Anayasa Mahkemesi’ne başvurma olanağı kaldırılmıştır.

12 MART 1971 ASKERİ MUHTIRASI SONUCUNDA:

Binlerce insan, askeri muhtıradan önce işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle, sıkıyönetim askeri mahkemelerinde yargılandı.

3.600'ü öğretmen, 118'i gazeteci, yazar, çevirmen, yayıncı, sanatçı, 67'si bilim insanı olmak üzere 10.000'den fazla kişi gözaltına alındı, büyük kısmı tutuklandı ve mahkûm edildi.

37 gazete ve derginin yayını ya tamamen yasaklandı, ya da süreli olarak durduruldu.

200'ü aşkın kitabın basımı ve satışı yasaklandı, yarım milyondan fazla kitap toplatılarak yakıldı.

Gözaltına alınanlar haftalarca tecrit edilerek işkenceye tabi tutuldu.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan edildi.

Üç siyasal parti kapatıldı. Türkiye İşçi Partisi’nin yöneticileri 15 yıla varan ağır hapis cezalarına mahkûm edildi.

Grev ve sendika hakları, askerlerin baskısı altında mevzuatta yapılan değişikliklerle sınırlandırıldı. Kamu sektöründeki tüm sendikalar kapatıldı.

1961 Anayasası’nda yer alan ve “fazla özgürlükçü” bulunan maddeler değiştirildi. Yeni 11 madde anayasaya eklendi. Tüm öğrenci dernekleri kapatıldı.

En kitlesel öğretmen sendikası Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) , anayasa değişikliği sonucu kapandı, yöneticileri 8 yıla varan hapis cezalarına çarptırıldı, binlerce öğretmen fişleme sonucunda işten atıldı

 

11 Ocak 1971’de Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) adına Ankara İş Bankası, Emek Şubesi’nin soygununda yer alan Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında tutuklama kararı çıkarılmıştı. Deniz Gezmiş, 12 Mart muhtırasının hemen sonra Yusuf Aslan ile birlikte Sivas’a giderken çatışma sırasında Yusuf Aslan’la birbirlerini kaybettiler. Sivas Gemerek’te yakalandıktan sonra Kayseri’ye getirildi.

16 Temmuz 1971’de Sıkıyönetim Mahkemesi, Altındağ Veteriner Okulu binasında Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığındaki, Baki Tuğ savcılığında toplandı. 9 Ekim 1971’de son bulan mahkemede TCK’nın 146. maddesinin ihlali gerekçesiyse 9 Ekim 1971’de idama mahkûm edildi. 6 Mayıs 1972 tarihinde Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ile Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edildi.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.