Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hikmet  PALA

Hikmet PALA

HAGİOS BASARİ’DEN İBASDA’YA: KISA AYBASTI TARİHİ

Prof. Dr. Doğan Aksan’ın “Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim” kitabında şöyle bir ibare var: “Bir Hagios Basari yer adı Aybastı’ya dönüşmüştür, 1519 yılında çıkarılan gümüş sikkenin adı Joachimstaler döne döne bugünkü Dollar olup çıkmıştır.”[1] Bu bilgi Mehmet Aydın’ın 2002 yılında hazırladığı Aybastı Ağzı adlı çalışmada da zikredilmektedir.[2]

Daha önce yazmış olduğum “Ordu Yer Adları Üzerine” makalemde Hagios Basari’nin Aybastı’ya dönüşümü hakkında kısa bir bilgi vermiş ve şunları ifade etmiştim:

“Hagios dini bir kelime ve Aziz demektir. Ayasofya Kilisesi’nin diğer adı Haghia Sophia’dır. Yani Hagios Basari yerine Aya Basari denilebiliyor. Aybastı sonraki yıllarda Epasa, Aimpastı, İbassa, İbasta veya İbastı olarak adlandırılmıştır.”[3]

Aybastı bugün yaklaşık 14.000 nüfuslu bir şehir merkezi. Köyleriyle birlikte (bütün şehir uygulamasıyla köyler mahalle olarak ilçelere bağlandı) 23.000 nüfusu olan Aybastı ilçemiz, Ordu’nun Merkez, Ünye, Fatsa ve Gölköy’den sonra 6. en kalabalık yerleşim birimimiz. Daha çok Fatsa üzerinden sahille bağlantı kuran, Ordu merkezle ilişkileri Gölköy üzerinden sağlanan Aybastı, tarihsel bir kimliğe sahiptir.

Türkiye’deki yer adlarının tarihsel kökenleri üzerinde çalışmalar yapan Bilge Umar, Doğan Aksan’ın tespitinin dışında bir analiz yaparak Aybastı adının geçmişini Anadolu’da yaklaşık olarak M.Ö. 2300'e doğru ortaya çıkmış bir halk olan Luvilere bağlamaktadır:

“Kasaba Bolaman Çayı’nı oluşturan kollardan birinin batı kıyısındadır. Adındaki asta bölümü bu akarsuya işaret ediyor olabilir. Asta ve ista sözcüklerinin Luvi dilinde ve ona hısım dillerde tıpkı Almancanın Strom, İngilizcenin Stream sözcükleri gibi ‘akıntı, akarsu’ anlamındaki sözcüklerden olduğunu biliyoruz. İbrasta ‘gür su, köpüklü su akıntısı’ idi. Bu aslında oradan geçen çayın adı olmalıdır.”[4]

Şüphesiz Bilge Umar’ın yaklaşımı bu havzada coşkun bir biçimde çağlayarak akan Bolaman Çayı kapsamında değerlendirilmeli, Aybastı adının tarihsel kökü olarak ihtimaller arasında görülmelidir.

Aybastı adının nereden geldiğine ilişkin tarihsel ve bilimsel yaklaşımların dışında halk söylenceleri de mevcuttur. Söylencelerden birisine göre, yörenin fethi sırasında karanlık bir gecede ayın bulutların arasından birden çıkarak ortalığı aydınlatması sonucunda işi kolaylaşan Türkler “Aybastı” demişler, yöreye bu nedenle Aybastı adı verilmiştir.

Diğer bir söylenceye göre de belden aşağısı tutmayan çocuğunu şifa aramak için yöreye getiren bir bey, çocuğunun iyileşerek ayaklarının üzerine basması üzerine “Ay bastı! Bastı! İyi Bastı!” biçiminde sevinçle bağırmış, yörenin adı bu nedenle Aybastı olmuştur.[5] Ancak bu söylenceyi nakledenler “yöremizin adının bazı tarihi kayıtlarda İbasda, İbastı, bazı kaynaklarda da Espadia veya İpsadı şeklinde geçmesi itibariyle bu öykülere pek uymamaktadır” notunu da düşmüşlerdir.

Aybastı bölgesinin Türkleşmesi Danişmentliler döneminde başlamıştır. Karadeniz sahillerine Orta Anadolu üzerinden akınlar düzenleyen Danişmentliler, Mesudiye Kaleköy’deki kaleyi yaptırmış, beyleri Danişment Gazi 20.000 kişilik ordusuyla çıktığı Canik seferi sırasında Aybastı Perşembe yaylasında yaralanmış ve 1104 yılında Niksar’da ölmüştür. Danişment Gazi’nin komutanlarından olan Emir Kümbet’in mezarı Perşembe yaylasında bulunmaktadır.

Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türklerin, Karadeniz sahillerine inme çabası Danişmentlilerden sonra da devam etmiştir. Orta Karadeniz bölümünde, Danişmentlilerden sonra iki beylik kurulmuştur: Taceddinoğulları ve Hacıemiroğulları. 1426 yılında Amasya’ya vali olan Yörgüç Paşa’nın ilk işi çevre beylikleri Osmanlı’ya bağlamak olmuştur. Yörgüç Paşa, Hacı Emiroğulları Beyliği’ni ortadan kaldırarak bölgeyi Osmanlı Devleti’ne bağlamıştır.

Osmanlı Devleti Aybastı’yı da içeren Ordu bölgesini Tahrir Defterleri ile köy köy kayıt altına almış, toplayacağı vergi miktarını belirlemiştir. İlk tahrir defteri Hızır Paşa Defteri adıyla geçmektedir. 1455 tarihli ikinci defter Bahaeddin Yediyıldız ve Ünal Üstün tarafından Türkçeleştirilerek yayınlanmıştır. Buna göre Aybastı’nın merkezi Nefsi Fidaverende’dir. Nefsi Fidaverende’nin bugünkü Elbeyi köyü olduğu tahmin edilmektedir. Nefsi Fidaverende nahiyesinde “Aybasda” adlı bir köy bulunmaktaydı. Aybasda köyünde 1455 yılında 49, 1485’te 59, 1520’de 101 ve 1613’te 134 hane bulunmaktaydı.[6]

58 yerleşim yeri olan Fidaverende nahiyesinde 1455 yılında 626 Müslüman hane mevcuttu. Bu sayı 1613 yılında 1745’e yükselmiştir. 1455 ile 1613 yılları arasında Fidaverende nahiyesinde gayrimüslim nüfusa rastlanmıyor. Yer adları da genellikle Türk ve İslam kökenli adlardan seçilmiş: Ahurcuk, Beştam, Çakraz, Kabalu, Çakırlu gibi. Türkçe olmayan Hamastos adlı köyün nüfusu ise tamamen Müslümanlardan oluşmaktaydı.[7]

1547-1613 yılları arasında Nahiye-i Habsamana (Gölköy) ile birleştirilen Aybastı nahiyesinin merkezi Elbeyi’nden Safalık köyüne taşınmıştır.  Aybastı, 1831 yılında Şebinkarahisar livasına bağlı bir nahiye idi.[8] 1800’lerin sonunda nahiye merkezi Safalık’tan Esenli köyüne geçmiştir.[9]

1960 yılına kadar Aybastı’nın merkezi Esenli köyü olmuştur. 1959 yılında ilçe olmasının ardından şehrin merkezi Esenli’nin kuzeydoğusuna yani bugünkü yerine taşınmıştır.

TBMM’de 4 Aralık 1920 tarihinde kabul edilen yasayla liva yani il yapılan Ordu’nun 1925 yılında Merkez, Ünye ve Fatsa ilçeleri bulunmaktaydı. 1926 yılında ise Ordu’ya bağlı Perşembe, Ulubey, Habsamana, Aybastı ve Bolaman nahiyeleri oluşturulmuştur. Ordu’ya bağlı bir nahiye durumuna getirilen Aybastı’nın 1926 yılında 31 adet köyü bulunmaktaydı.[10]

1936 yılına kadar Ordu’nun bir nahiyesi olan Aybastı, bu tarihte Gölköy ilçe haline getirilince Gölköy’e bağlanmıştır. Yaklaşık yirmi yıl Gölköy’e bağlı bir nahiye-bucak merkezi olarak kalan Aybastı’nın 1957 yılında kabul edilen bir yasa ile 1 Nisan 1959 tarihinden itibaren ilçe yapılmasına karar verilmiştir. 24 Mayıs 1957 tarihinde Başbakan Adnan Menderes başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu,  içinde Aybastı’nın da olduğu 64 yeni ilçe kurulması hakkındaki kanun tasarısının TBMM’ne verilmesini kararlaştırmıştır. Kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadeler yer alıyordu:

“Ordu Vilayetine bağlı Gölköy kazası merkez nahiyesi hariç halen 1 nahiye, 1 kasaba, 59 köy ve 1950 nüfus sayımına göre de 44.594 nüfusu ihtiva etmektedir. Bu kazaya bağlı Aybastı nahiyesi ise halen 31 köy ve 20.540 nüfusa maliktir. Nahiye merkezi olan Esenli köyü oldukça geniş ve gelişmeye elverişli 1474 nüfuslu büyük bir köydür. Bu nahiyeye bağlı köyler Gölköy kaza merkezine 28-42 km mesafede olmalarına karşın Aybastı nahiyesine 1-18 km mesafede bulunmaktadırlar.

Halka idarede kolaylık sağlamak, bölgenin idari, iktisadi ve inzibati durumunun daha yakından kontrol edilmesi gayesiyle merkezi Aybastı nahiyesinin bugünkü merkezi olan Esenli köyü olmak, ilişik cetvelde adları yazılı 30 köyü, 20.540 nüfusu ihtiva etmek ve Ordu vilayetine bağlı bulunmak üzere Aybastı kazasının kurulması uygun bulunmuş olduğundan ilişik kanun lahiyası bu maksatla hazırlanmıştır.”[11]

Aybastı’ya bağlı Kabataş Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde 9 Mayıs 1990 tarihinde TBMM’nde çıkartılan bir yasa ile ilçe haline getirilmiştir. Kanun teklifinde Kabataş ilçesine Aybastı’dan Alankent, Beylerli, Hoşkadem, Kuzköy ve Özyurt’un bağlanması öngörülmüş ancak TBMM’de yapılan görüşmeler sırasında verilen değişiklik önergeleri sonucunda Özyurt listeden çıkartılmıştır.[12]

Aybastı ilçesinin nüfus gelişimine baktığımızda 1960 yılına kadar bir durağanlık göze çarpmaktadır. 1935 nüfus sayımında 1.015 olan Aybastı nüfusu, 1940’ta 1.232, 1945’te 1.236, 1955’te 1.578 ve 1960’ta 2.129 kişiydi. 1959 yılında ilçe olduktan sonra hızlı bir gelişim sürecine giren Aybastı’nın nüfusu 1965’te 7.450 olmuştur. 1965 yılına kadar kadın nüfusu ilçede erkeklerden daha fazlaydı. En kalabalık köyü Alacalar’ın 2645 nüfusu vardı. Pelitözü 2094, Elbeyi 1804 ve Zaferimilli 1546 nüfusa sahipti.

1970 yılında 11.600’e ulaşan Aybastı nüfusu 1980’de 13.517’ye çıkmış, 1990’da 17.143’e yükselmiştir. 2000 nüfus sayımında adrese dayalı sistem uygulandığı için Aybastı’nın gerçek nüfusu 14.326 olarak açıklanmıştır.

Aybastı bölgesinin Türkleşmesinde önemli rolleri olan tarihsel şahsiyetlere ait mezarlar türbe haline getirilmiştir. Bunlardan birisi olan Şitlü Dede’nin türbesi Kabataş Kuzköy’de 1992 yılında yaptırılmış ve her temmuz ayında anma etkinlikleri düzenlenmektedir.[13]

Yine tarihsel kişiliklerden biri olan Kutlu Doğmuş’un mezarı Aybastı’da ziyaret yeri olarak kullanılmaktadır. 1948-1952 yılları arasında Aybastı’da nahiye müdürlüğü yapan Fevzi Güvemli “Bir Zamanlar Ordu” adıyla yayımlanan anılarında Kutlu Doğmuş türbesi hakkında bazı bilgiler vermektedir. Fevzi Güvemli Aybastı’ya ilk geldiğinde burayı “bir sinema filmi için hazırlanmış dekora” benzetir:

“Film çekilmiş ve terk edilmişti sanki. Güney kıyısında yontma taştan yapılmış minareli büyücek bir cami ilk göze çarpan yerlerdi. İki fırın ve birkaç kahve, ev bu dekoru tamamlıyordu.”[14]

1950’den sonra Aybastı’da halkı fanatik bir havanın gösterişinin sardığını ifade eden Fevzi Güvemli, el attığı ilk sorunun Aybastı-Gölköy yolunun yapılması olduğunu anlatıyor. Gölköy yolu halkın çalışmalarıyla açıldıktan sonra Perşembe yaylasına giden yola da el atılmış ve 15 kilometrelik bu yolun da yapımı tamamlanmıştır.

Okul yönünden yoksul olan Aybastı’da merkezde bir ilkokul bir de Yakacık’ta tek öğretmenli bir ilkokul bulunuyordu. Nahiye Müdürü Fevzi Güvemli, Alacalar, Safalık, Çakırlı, Armutlu ve Pelitözü köylerine okul yaptırmayı başarmıştı. Ancak okul yapımında kullanılacak kerestenin temininde güçlük yaşanmış, orman idaresinin bölgedeki ormanlardan ağaç kesilmesine izin vermemesi üzerine Fevzi Güvemli, yatır olarak kullanılan mezarlıklardaki büyük meşe ağaçlarını gözüne kestirmişti. Ancak bu ağaçları kesebilmenin önünde çok ciddi engeller bulunuyordu:

“Ancak köylüler inmeden ya da çarpılmaktan korktukları için kesecek gönüllüler bulamıyorduk. Onlara balta vuran iflah olmazmış! Anlatmak istediğim Kutlu Doğmuş olayı da bu kökleşmiş dirençle uğraşımızın öyküsüdür. Kutlu Doğmuş bir zamanlar burayı ele geçiren Danişment oğulları ordusunun komutanıymış ve buradaki vuruşmada yaralanıp ölmüş hemen oracığa gömmüşler. Gel zaman git zaman bu komutan kutsal bir niteliğe bürünmüş, kendinden yardım dilenilen bir yatır olmuş.”

Kutlu Doğmuş yatırının meşeleri oldukça kalın ve düzgündür. Bir Cuma günü Safalık köylüsü namazdayken yanına iki baltacı alan Fevzi Güvemli, gezici başöğretmen Ahmet Bey’le yatırın yolunu tutar. Ağaçların arasına dalarlar, Ahmet Bey bir Fatiha okur:

“Baltacılar Rumlardan dönme oldukları için pek nazlanmadılar. Baltalar öylesine çabuk işledi ki köy muhtarı nasıl haber aldıysa asık suratla yanımıza geldiğinde pelitler çoktan yere devrilmişlerdi.”[15]

Şüphesiz tarihi Perşembe yaylası ile ciddi bir turizm potansiyeli taşıyan Aybastı hakkında söylenecek daha çok söz var. Ordu’nun güzel ilçelerinden birisi olan Aybastı’nın tarihine kısa bir giriş yapmaya çalıştım. Son söz olarak, bu yazıyı hazırlarken Aybastı hakkında kapsamlı tarihsel çalışmaların yapılmadığını da gördüğümü üzülerek söylemem gerekiyor.

2_6

[1] Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, C.1, Ankara 1979, s.12

[2] Mehmet Aydın, Aybastı Ağzı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2002, s.8

[3] Hikmet Pala, Bir Kentin Tarihi Ordu, Altınpost Yayınları, Ankara 2013, s.27

[4] Bilge Umar, Karadeniz Kappadokia’sı (Pontos), İnkılap Yayınları, İstanbul 2000, s.93,94

[5] Özellik ve Güzellikleriyle Aybastı, Tarihsiz (1997?), s.16

[6] Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Kazası Sosyal tarihi, Kültür ve Tur. Bakanlığı Yay. Ankara 1985, s.191

[7] Bahaeddin Yediyıldız, age, s.191,192

[8] Sıtkı Çebi, Ordu İli ve İlçe İlçe Ordu, Yayınlanmamış Eser, s.113

[9] Mustafa Özdemir, Bolaman Çayı Havzasının Coğrafyası, TTK Yayınları, Ankara 2006, s.305

[10] Musa Şaşmaz, Türkiye’nin İdari Taksimatı(1920-2013), TTK Yayınları, Ankara 2014, 12.Cilt, s.231

[11] Musa Şaşmaz, age, s.238

[12] Musa Şaşmaz, age, s.278

[13] Mehmet Aydın, age, s.10

[14] Fevzi Güvemli, Bir Zamanlar Ordu, Kült. Ve Tur. Bakanlığı Yay., Ankara 1999, Haz.İbrahim Dizman, s.122

[15] Fevzi Güvemli, age, 124


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.