OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Milas Kalesi

Ekibimiz birlikte, Muammer Özer’in ve muhtarımız Mustafa Delice’nin öncülüğünde hazırlanan yemeği, duvarları Kale köyünde yaşamış insanların eski fotoğraflarını inceleyerek yedik. Muhtarlık odasında bulunan kümbetlere ait 1442 yılına ait taş kitabeyi fotoğrafladık.

İçilen çayların ardından 500 yıllık ceviz ağacının kolları altından uzanan patika yoldan ilerleyerek yaklaşık 750 metrelik mesafedeki tarihi kaleye vardık. Buradan vadi ayaklarımızın altındaydı ve köyün üç yüz sene önce kurulu olduğu Pazarcık, Saray deresi mevkisini ve eski caminin yerini gözlemledik.

Mesudiye’ye 6 kilometre uzaklıktaki Kale köyü, Kale, Mirahor ve Sarayderesi olmak üzere üç mahalleden oluşmaktadır. Köyün eski adı Pazarcık, Osmanlı kayıtlarında geçer. Karye-i Bazarcıkköy olarak kayıtlı köyde 1455 yılında 13 hane bulunmaktaydı. Tahrir defterindeki açıklamaya göre Bazarcıkköy sakinleri, önceden Milas kalesi hizmetkârı oldukları için vergiden muaf tutulmuşlardır. Köy sakinlerinin yine kale görevlisi olarak kalacakları da vurgulanmıştır:

“Kal’a dibidir, evvelden kal’a hizmetkârları olup avarızdan muaf ve müsellem olup nesne veregelmemişler, mefruzlardır. Giru ber karar-ı sabık kal’a hizmetkârları kılındı.13 nefer.

15 ve 16.yüzyıllarda Milas nahiyesinin yönetsel merkezi konumunda olan Bazarcıkköy’de yanında hemen kale bulunması nedeniyle pazar kurulmaktaydı. Köyde halen varlığını sürdüren Dizdaroğulları ailesinin Milas kalesinin kale görevlisi olduğu söylenmektedir.

1642 tarihli avarız defterinde köy Nefs-i Kal’a olarak yazılmıştır. Buradaki nefs sözcüğü köyün bir idari merkez ve pazar alanı olduğunu göstermektedir. Köydeki 46 hanenin kale muhafızları oldukları belirtilmiştir. Muhafızlar içerisinde dizdar, yönetici, zurnacı, kale topçusu, kale kapıcısı ve kale mehteri gibi meslekler de sayılmıştır.

Kalenin en tepe noktasında bulunan mescidin 1939 yılında yaşanan ve Mesudiye’de büyük zayiata neden olan Erzincan Depremi sırasında yıkıldığını kılavuzumuz olan yaşlı amcadan öğrenmiş olduk. Zirve noktasında toplanan gezi ekibine kale, Danişmentliler, Hacı Emiroğulları Beyliği ve Milas hakkında tarihsel bilgileri anlattım.

Milas kalesinde bulunan arkeolojik malzemeler, buranın Selçuklular devrinde bir Türkmen kalesi olarak işlev gördüğüne işaret etmektedir. Kale içinde bulunan bir adet tunç mühürde “Bizzat Ulu Melik tarafından hukuk üzerine gönderilen (kale) görevlisi vasık (yetkili güvenilir) yazıcı Ahmed oğlu Ali” yazılıdır.

Azmi Karaduman’a göre Melet havzası içerisinde bulunan en geç Bizans sikkeleri 1180 tarihlidir. Bu durum bölgenin Türkler tarafından ele geçirilişinin bu tarihlerde olduğunu göstermektedir:

“Kale köyü kalesi işte bu zaman kavramı içinde Tokat meliki ve sonra Türkiye Selçuklu Sultanı 2.Rükneddin Süleyman Şah’ın zamanında yapılmış olan kalelerden birisi olduğundan söz edilebilir.

İşin doğrusu bu zamanın sonrasına ait yörede herhangi bir Bizans dönemi buluntusuna rastlanılmamış olması hali böylesine bir durumun varlığını doğrulamaktadır. Gerçi bütün göstergeler de zaten Melet havzasının nihai olarak 2.Rükneddin Süleyman Şah zamanında alındığından yanadır. Böylece Melet havzasının taşı toprağı bir daha el değiştirmemek üzere büsbütün Türk toprakları oluvermiştir.

Danişmentlilerin Selçuklu Devleti tarafından ilhak edildiği 1178 tarihi ile Melet bölgesinde Bizans sikkelerinin en son tarihlendiği 1180 tarihi örtüşmektedir. Bu tarihten sonra Anadolu Selçuklu devleti kontrolüne giren Milas kalesi daha sonra kurulan Hacı Emiroğulları Beyliği’nin merkezi olmuştur.

Görülmektedir ki Milas kalesi, Kümbetler, Saray deresi ve sair kalıntılar tek bir devlet veya beylik ile açıklanabilecek durumda değildir. Örneğin Kale köyü mezarlık alanının Hıristiyan Roma devrinde bir nekropol (toplu mezar) alanı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Haç sembolü kazınmış mezar taşları gibi.

Mesudiye Tarihi’nin yazarı Mithat Baş da eserinde “ Kale köyü kümbetlerinde bulunan ve 1442 tarihinde yapıldığı anlaşılan mezar taşındaki motifler karma bir kültürü de ifade etmektedir” yargısında bulunmaktadır.

Beyseki yaylasına çıkma planından akşamın beşi olması ve ekibin de hayli yorulması nedeniyle vazgeçtik. Geri dönüş öncesi köy odası önüne gelerek taze demlenmiş çaylarımızı içtik. Karşımızda bulunan tarihi Hacı Ahmet Camii’nin yapılışı hakkında muhtarımızın bilgilerinden yararlandık.

Ülke Toprağı Kaderine Terk Edilemez!

Duvarında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkûmdurlar” sözünün yazılı olduğu büyük bir pankart ve üzerinde de atına binmiş kalpaklı Atatürk resmi olan köy çeşmesi önünde toplu fotoğraf çekinen gezi grubunun dikkatini tam karşı evin duvarındaki söz çekti.

Burada yazan 6x3 metre ebatlarındaki yemyeşil bir Kale köyü fotoğrafının üzerindeki “Ülke toprağı kaderine terk edilemez. Her yokuşun inişi, gurbetin dönüşü olacaktır” sözü bir tokat gibi sarsıcı etki yapıyor insanın üzerinde.

Zorunluluklar ve hayat mücadelelerinden dolayı köyünden koparak gurbet ellere göçüp giden insanların yokluğunda köyler ıssız, köyler sessiz kalmış. Genç nüfusun neredeyse olmadığı köylerde emeklilerimiz birbirlerine olan son görevlerini yapmak ve vatan topraklarındaki son nöbetlerini tutmak için bekliyorlar.

Mesudiye, Topçam ve Dere yolu üzerinden Ordu’ya dönerken yol boyunca Mesudiye’nin, Yeşilce’nin, Kale köyünün misafirperver insanı gitmedi gözümün önünden. Ve Kale köyünde evin duvarına asılan kocaman pankartta yazan söz bir ezber olup tekrarlanıp durdu kafamın içinde:

“ÜLKE TOPRAĞI KADERİNE TERK EDİLEMEZ. HER YOKUŞUN İNİŞİ, GURBETİN DÖNÜŞÜ OLACAKTIR”

Doğup büyüdüğümüz vatan topraklarına, köylerimizden başlayarak sahip çıkmalıyız ve her fırsatta gurbetten sılaya dönüşün yollarını aramalıyız. (SON)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.