Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hikmet  PALA

Hikmet PALA

ORDU TARİHİNDE OLAYLAR VE İNSANLAR

10 Ekim 2015 Cumartesi günü benim için gerçekten önemli bir tarihti. Ordu tarihi üzerine yazmış olduğum “Ordu Tarihinde Olaylar ve İnsanlar” kitabına imza günü yaptık. Dostlarım, Ordu tarih ve kültürüne ilgi duyan hemşerilerimle birlikte içinde yaşadığımız kentin geçmişine bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuğun mekanı da “Yeni Serüven Kitap Kafe” idi.

Benim için oldukça önem taşıyan bu anda yanımda olan, destek veren, katkı sunan tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Bir kuyumcunun bir madeni emekle işleyerek değerli bir takı ortaya çıkarması gibi her hafta Ordu tarihinin bir konusunu bilgi ve belgelerin ışığında aydınlatmaya çalıştım. Yapılan işin değerini kendi adıma, çalışmaların ürünü olan kitabı elime aldığımda anladım.

Kitaba “Mesudiyeli Rumların Yunanistan’dan Yazdıkları Mektup Ve Bir Göç Öyküsü” başlığını taşıyan yazıyla başladım. Ve doğduğu topraklardan uzak diyarlara göçüp giden bu insanların neredeyse 20 yıl sonra yaşanan Erzincan Depremi’nden zarar gören Mesudiyeli komşularına gönderdikleri mektubu ve bölgedeki Rumların tarihini anlattım.

Ordu’da uzun süre doktorluk yapan Abdullah Zaralıoğlu’nu, cumhuriyet modernleşmesinin öncülerinden öğretmen Edibe Akyol’u yazdım. Ordu’daki tek aile müzesi olan Saatçı Hafız Hüseyin Konağı’nı, Ordu’daki serentileri, Delikkaya köyündeki su değirmenlerini ele aldım.

Ordu’nun ayan ailelerinden Felekzadeleri ve Şeyhoğullarını, Ordu’da yayınlanan Halkevi dergilerini anlatmaya çalıştım. Aziziye ve Atik İbrahim Paşa Camilerinin geçmişten bugüne olan tarihsel öyküsünü, Ordu’nun geçmişteki etkinliklerine ev sahipliği yapan Millet Düzü’nü, Tahıl Pazarı’nı kaleme aldım.

Eski Ordu fotoğraflarının altında “Foto Nücumi” imzası olan Temel Uzlu’yu, Demokrat Parti Ordu milletvekili Feyzi Boztepe’yi ve cumhuriyet dönemi Ordu valilerinden Bekir Sami Baran’ı biyografik birer çalışmada anlattım.

Bolaman’ı, Fatsa’yı, Ordu’da bir Oğuz köyü Eymür’ü, Fatsa’yı ve Cağanos Kalesi’ni tarihi belgeler ışığında okuyucularımıza tanıtmaya çalıştım.

Ordu bölgesini Osmanlı Devleti’nden önce Türkleştiren Hacıemiroğulları Beyliği’ni, Karadeniz Vapuru’nun 1926 yılındaki Avrupa tanıtım gezisine görevli olarak katılan Ordulu öğretmen Mebrure Akyol’u, Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nün Ordulu mezunlarını anlattım.

Koçboynuzu Yolu’nu, Ordu’da sıtma mücadelesini, Halkodalarını, Ordu hakkında yazılan ilk kitapları konu edindim. Soya Fabrikası’nın kuruluş öyküsünü yazdım. 1913 yılında Ordu’da belediye başkanlığı yapan Mardiros Şirinyan Efendi’yi ve Bilal Köyden’in 2.Dünya Savaşı yıllarında Alman Konsolusuna verdiği dersi, unutulmasın diye araştırıp yayınladım.

Şimdi burada yazmadığım başka birçok konuyu da ele alıp bir makale haline dönüştürdüm ve okuyucularımıza sundum. Tüm bunları büyük bir Ordu sevdası içerisinde ve yorgunluk duymadan, iştahla yaptım. Ve ortaya “Ordu Tarihinde Olaylar ve İnsanlar” adlı kitap çıktı.

Kitabın sunuş kısmında belirttim: “İnsan er ya da geç değerini fark ediyor, doğup büyüdüğü topraklar gün geçtikçe, ömür ilerledikçe daha büyük anlamlar kazanıyor. Ordu, benim içinde yaşamayı öğrendiğim ve eli öpülesi sokakları olan şehrin adıdır.”

Kitabı alan okuyucularımız, sunuş yazısında görecekler ama ben burada bir giriş olması için tekrar edeceğim. Ordu’nun çok uzağında, İstanbul’da yaşarken doğup büyüdüğüm kentin tarihine büyük bir ilgi duymaya ve kişisel arşivimi oluşturmaya başlamıştım. İşte 2000’lerin hemen başında çıktığım bu yolculuk, Ordu tarihi hakkında iki kitap, dergi ve gazetelerde yayınlanmış yüzlerce makale ve TV 52’de yayınlanan Bir Kentin Tarihi programını ortaya çıkardı.

1946 yılında henüz 24 yaşındayken ölen Muzaffer Tayyip USLU’nun çok sevdiğim bir şiiri vardır:

“Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun, düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim.”

Onun bize verdiklerine bir karşılık olur mu bilmem ama bu şehirden aldıklarımın bir kısmını ona geri verme huzurudur şimdi içimdeki. Ordu, tarihine iki kitapla sunduğum katkıya, yürüdüğüm cadde ve sokaklarında dostlukla verilen selamlarla karşılık veriyor. Selamını esirgemeyen bütün hemşerilerime teşekkür ediyorum.

 “Ordu Tarihinde Olaylar ve İnsanlar” Ordu Olay’da yazdığım pazar yazılarımın bir sonucudur. Düzenli bir biçimde yazı yazmayı “zaruret” biçiminde de bir alışkanlığa dönüştüren gazete çalışanları Talip Karakoç ve Mustafa Kırlak ve Şenol Korkmaz’a, gazetenin sahibi sevgili dostum Zeki Özel’e teşekkür ediyorum.

Tarih çalışmalarım sırasında hep bilgi belge paylaşımında olduğum, keyifli ve ufuk açıcı Ordu sohbetleri yaptığım sevgili İbrahim Dizman’a çok şey borçluyum. Kitabıma önsöz yazma nezaketinde de bulundu. Her şey için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.

Sevgili İbrahim Dizman’la yollarımızı yıllar önce kesiştiren Ordu’ydu. Ordu kültürüne önemli katkıları olan İbrahim hocamla birlikte yaptığımız arkadaşlığın temel noktasını hep Ordu oluşturmuş, saatlerce süren sohbetler yine Ordu üzerine olmuştur. Birbirimizle bilgi ve belge paylaşarak bu kentin kenarda kalmış tarihsel olaylarını aydınlatmanın yollarını aradık. “Ordu Tarihinde Olaylar” kitabıma önsöz yazmanın dışında taslağını okuyarak gözümden kaçan yanlışların düzeltilmesi konusunda ciddi katkılar sundu. “Bir kentin tarihine açılan pencere” başlığını verdiği önsözden bir kısmını buraya alıyorum:

“Kent tarihçiliğinin büyülü bir alan olduğuna her zaman inanmışımdır. Geçmişin prizmasında biçimlenen şehrin büyüsü denebilir buna. Bir kitabımda şöyle yazmıştım:” Kentlerin gizli bir zamanı vardır. Gündelik yaşamdan bağımsız bir zamandır o; tarihin zamanı. Tutanakçısını arar ve bulur mutlaka. Ona yazdırır. Kim, nasıl, nereden; bu bilinemez. Ama hep öyle olagelmiştir.”

Kent tarihçisi, şehrin, kendine özgü zamanı içinde yaşattığı ruhu hisseden ve onun sihrine kapılan kişidir, bir bakıma. Bu nedenle de; çoğunluğun farkına varmadan yaşayıp gittiği evlerin, meydanların, caddelerin, türlü sosyal yapıların; duyup geçtiği isimlerin, olayların yaşamamızdaki yerini, o gün yüzüne çıkarır. Zaman içinde karanlığa gömülmüş, unutuluşun çaresizliğine teslim edilmiş ya da çevresinde söylenceler oluşturularak gerçekliği bulandırılmış olaylar ve olgulara da büyüteç tutan kent tarihçisi, hakikatin “tehlikeli” sularında kulaç atan ve genellikle eleştirilere, suçlamalara maruz kalan bir yalnız kişidir aynı zamanda.

Hikmet Pala da bu kalabalık kentin hakikat peşinde koşan “yalnız”larından. Arşivlerdeki tozlu gazetelerin, dergilerin sütunlarında, sahaflarda ya da kütüphanelerin en arka raflarında unutulmuş kitapların sayfalarında, Ordu’nun bir eski evinde, yüz yıla merdiven dayamış bir hemşerimizin anlattıklarında, bir dağ yamacında, vadide varlığı bile hatırlanmayan kale burcunda bilginin ve gerçeğin izini süren bir şövalye diye de tanımlayabilirim onu. Çünkü Hikmet, elini attığı her konuyu, yazmak için araştırdığı her olguyu heyecanla, şevkle ama gerçeği gözden kaçırmadan, nesnellikle yazmak için çabalayan, kimin ne diyeceğini hesaba katmayan, kişisel kaygılar taşımayan bir arkadaşımız. Öyle olmasa yazdıkları bu kentin ruhunu yansıtamazdı zaten; karanlıkta kalan olayları ışıtamazdı.”

İnsan kendi yazdıklarını okudukça yanlışları görme konusunda körleşiyormuş, bunu öğrendim. Yazılarımdaki yazım yanlışlarının düzeltilmesinde değerli öğretmen arkadaşlarımdan yardım aldım. Sevgili meslektaşlarım Saliha Torun, Pınar Dölcel, Ruhan Kaya ve Zehra Kalpaklıoğlu’na yapmış olduğu katkılardan dolayı çok teşekkür ederim.

Ordu fotoğrafları konusunda ne lazım olduysa sağlayan çok sevgili dostum Tansel Eribol’a ayrıca teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Yaptığım her çalışmada yanımda oldu, yüreklendirdi ve destekledi.

Kitabı Ordu’daki kitapevlerinde ve internetten kitap satışı yapan sitelerde bulabilirsiniz. Ordu tarihine ilgi duyan tüm hemşerilerime iyi okumalar diliyor, saygılarımı sunuyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.