Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hüseyin Ağaoğlu

Hüseyin Ağaoğlu

Asgari geçim, bol nasihat...

Ekonomi son zamanlar da kendi
ağırlığını taşıyamaz durum da... Nedeni, üretimin az tüketimin fazla olması.
Hal böyle olunca biz de elimiz de olanı olmayanla kıyaslarken bir yandan şükredip bir yandan da şaşırıp duruyoruz...
Yaşadığımız toplumun çalışan kısmının tamamının yüz de kırkından fazlası asgari ücret alıyor.
Gelişmiş başka ülke insanları açısından düşünmesi bile mümkün olmayan bir acı gerçek bu durum...
Asgari ücret ve asgari ücretle çalışanlar, açlık sınırı olarak belirlenen istatistik rakamının da altında kalmıştır.
İstihdam etmek sadece issizlik oranını rakamsal olarak aşağı çekmekle olmaz, istihdam edilen çalışan kesimin aldığı ücretin de karşılığını bulması gerekir.
Bu olmazsa ne olur?
İstikrar gizli özne, asgari ücret yüklem ve bu ücrete tabii çalışanın da geçim sorunu anlaşılamaz olur.
Ben bu sisteme modern kölelik diyorum. Asgari geçimin asgari ücretin altında olması zaten benim söylediğimi doğrular nitelikte.
Hesap ortada çay simit hesabı bile ayın sonunu getirmiyor.
Çay 1 lira simit 1 lira eşittir 2 lira çarpı üç öğün, eşittir 6 lira, çarpı dört kişilik bir aile baz alındığında karşılığı 24 lira.
Çarpı ay otuz gün, eşittir 720 lira. Asgari ücret 1600 lira geriye kalan 880 lira.
Çalışanın karnı henüz doymadı. Doysa bile gıdasını yeterince alamadı ve beslenemedi.
Geride ev kirası, su, elektrik, doğalgaz faturasına olan hesabı, bırakın geçinmeyi bu şartlarda yaşabilmenin asgari yaşam hakkını bile koruyamadığını ortaya koymaktadır.
Bazı kesimler; iş gücümüz bu kadar ucuzken ve bunun karşısında dağ gibi issizlik rakamları dururken ve işsizler ordusu kendine sürekli iş ararken, asgari ücretlinin haline şükretmesi gerektiğini söyleyerek sürekli tavsiye ve telkinde bulunulmaktadır.
Şükür; tabi ki bizim millet olarak inancımız. Şükrün önemi büyük, zaten şükre olan sadakatle ayakta bu millet.
Benim garibime gidense tok olanın aç olana şükür nasihatinde bulunmasıdır...
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Aralık 2016 itibarıyla Türkiye’de hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan mudi sayısı 108 bin 864 olurken, bu mudilerin bankalardaki toplam mevduatı 715 milyar 313 milyon lira olarak kayıtlara geçti.
Aynı şartlar altında yaşamayan insanların farklı yaşam koşulları içerisindeyken aynı düşünmesi ve
buna rıza gösterip bu durumu kabul etmesini düşünmek mümkün değildir.
Bu taraftan sürekli artarak zenginin daha zengin olduğu böylesine bir sistem karşısında ileriye dönük kalıcı önlemler alınmazsa elbette fakirin de daha fakir olması kaçınılmaz olacaktır.
Bu durum göz ardı edildiğinde süreç fakirliğinde ötesin de açlık sınırının altında kalmasıyla beraberin de daha vahim bir tabloyu önümüze koyacaktır.
Veriler bu ekonomik gerçekliği maalesef tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.
Bundan kaçış yoktur.
Böyle bir durum ileride toplumsal ve sosyal sorunların da tetikleyicisi olabilir.
Biran evvel gerekli önlemler devlet yaptırımı ile alınması gerekmektedir.
Benzinle kendini yakan insanların olmadığı bir ülke en büyük temennimizdir.
Empati yapan bir toplum değiliz. Rakamlar ortada bu orantısızlıkta ve adil olmayan geçim standardında ve şartların da çözüm; tuzu kuru olanın vereceği nasihatten ziyade çorbaya, kuru olan tuzundan ne kadar katacağı, katkı sağlayacağıdır.

Gerçeği bilmek o gerçeğin peşinden gitmeyi gerçeklerle biran evvel yüzleşmeyi ve akabinde çözüm getirmeyi gerektirir.
Bolca nasihat etmeyi değil..!
Boş laf karın doyurmaz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.