Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hüseyin Ağaoğlu

Hüseyin Ağaoğlu

BELEDİ'YE... BAŞ'KANDILAR

 

Gündem çok yoğun;

Hükümet bütün istatistikleri yapmış memleketteki tüm sorunları tespit etmiş ve gerekli önlemleri almak adına muhalefet partilerinin de bu çalışmalara katılımcı olmalarını, sorunlar hakkında çözüm önerilerinde bulunmalarını istemiş, muhalefet de bu davete olumlu yanıt vermiştir.

Samimiyetle bütün öneriler, kurulan komisyonlarda görüşülmüş, burada oy birliğiyle kararlar alınarak hazırlanan yasa teklifleri genel kurulda tartışılmak üzere meclise gönderilmiştir.

Milletin seçtiği vekiller, milli bir birlik şuuru ile meclise kapanarak bu tasarıları kanunlaştırmak için harıl harıl çalışmaktadırlar.

Eğitime, sağlığa, ekonomiye, issizliğe, öğretmen atamalarına, taşeron işçiler sorununa, maden işçilerimizin iş güvenliğiyle ilgili yapılacak reformlara, tarım reformu, hayvancılık reformu, sanayi reformu, dış politika reformu, iç politika reformu, asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılması reformu, emekliye zam reformu, vergi reformu, devletin lüks makam araç ve gereçlerinden tasarrufa gidilmesi reformu gibi vs...

Canı gönülden tebrik ediyorum. Önemli olan sorunlardan kaçmak değil! Korkmadan üzerine giderek sorunları çözmektir.

Evet. Belki siyasi iradenin aklı başına gelmiş esas yapması gerekeni yapıyor diye düşünebilirsiniz.

Şaşırdınız değil mi? 

Kulağınıza hoş mu geldi?

Umutlandınız mı?

Ha şöyle mi dediniz?

Etrafınız bir anda aydınlandı mı?

Sönen umut ışığınız tekrar mı yandı?

Üzgünüm son dakika haberi!

Tabi bu aslında tam da böyle olacaktı, epeydir de niyetleri vardı. 

Aslında aralarında anlaşmışlardı.

Tam bir araya gelip bu reformları yapacaklardı ki;

7 Haziran’daki seçimlerde halk koalisyon demeseydi, yerel seçimlerde önemli iller kıl payı kazanılmasaydı, referandumda büyükşehirlerde  fire verilmeseydi.

15 Temmuz olmasaydı.

Dünyadaki, bütün olumsuz siyasi sorunlar bu iktidarın başına gelmeseydi, (vs.)

Bütün bu sonuçlara sırf koltuğu sevmedikleri için katlandılar ve mücadele ettiler ve sonunda trafoya kedide girse, sandıktan fazla oyda çıksa, seçimlerde hile var da dense bu hep dile de gelse bu iddiaları kimse dikkate almasa da önemli değildi.

Çünkü tek amaç hizmet etmekti makam değildi ve en iyisini yine tabi ki onlar bilecekti ve yapacaktı.

Onlar en iyisiydi ve onlardan başkası olmaz, olamazdı.

Bu nedenle; 

Genel ve yerel seçimlerle halkın iktidar partisine  olan bağlılığındaki çözülmenin seçim sonuçlarına yansıması ve sonrasında yapılan referandumun bir sonraki seçimler için iyi bir vize imkânı olacak olması sebebiyle önemliydi. Açıklanan referandum sonuçlarıyla, büyükşehirlerin kaybedilmesi, arada kurumuş canı bitmiş olan teşkilat yapısı değişsin/yenilensin yıllar sonra kadrolardaki  metal yorgunlukları giderilsin, yaşarmış ve canlı kadrolar iş başına gelsin dediler ve bu değişim ve dönüşüm sürecine girdiler. Herkes kendine gelsin dendi ve milli iradenin oyuyla seçilerek gelen, belediyelerin istifası istendi.

Neden mi bu değişimin sebebi? Bilinen metal  yorgunluğuydu bunun tek nedeni.

Çoğu başkan “milli iradenin oyuyla geldik” dedi.  İstifa etmek istemedi. Demek ki koltuk belediyelerde önemliydi.

Peki ne olacak şimdi?

Olacak olan şu: Alternatif bir siyaset yapan yok! Mevzuları alttan alanda yok! Mecburi istikamet tek yöne doğru oluğunda, haklı olarak da bu parti oluyor tek başına iktidar sonunda.

Bu tablodan anladığım şudur ki; sorunlarımız var. 

Fakat sorumluluklarını bilen  yok.

Sebeplerimiz var.

Sebebin sebebi olanlar ortada yok! 

Bu olumsuzluklara sebep olanlara hesap soran da yok! 

Boşa geçen heba olan vakit var.

Vaktin nakit kadar kıymeti olduğunu bilen yok.

Dolar, Euro almış başını gitmiş!

Türk parası bunların karşısında erimiş, bitmiş! Faiz desen tepemize binmiş.

İthalat ihracattan çok,

Dış borç, iç borç hayli çok,

Birde üstüne cari açıktan kaynaklanan, zam;

Yeter artık diyen var mı?

Hiç sanmam.

Bu kadar sıkıntıya rağmen, dış politikamız yerle yeksan olmuşken, dış dünyaya bakan penceremiz kırılmış, müttefik ülke bize vize ambargosu uygulamış, önde gelen büyük turizm ve tur şirketleri rezervasyonlarını iptal etmiş, müttefik güç ABD'nin Suriye’de stratejik ortağı terör örgütleri olmuş, bunu da hiç gizleme gereği bile duymamış. Almanya Avrupa’da, Türkiye’yi yalnızlaştırma, siyasi ve ekonomik teamüllerine ambargo uygulanması için ikna turlarına çıkmış. burnumuzun dibindeki adalarımız Yunanlılar tarafından işgale uğramış. Süleyman Şah Türbesi vatan toprağıdır, fakat işite terk edilmiş. Ülkemizde devlet protokolüyle karşılanan peşmerge lideri bağımsızlık referandumu yapmış, 1926 Ankara anlaşmasından doğan müdahale haklarımız binaen ansızın bir gece giderek bu duruma engel olunmamış.

Şimdi bütün bunlardan daha önemli olansa sürekli söyleyip dinlediğimiz bir söz. Dik duracağız. Elbette dik duracağız. Dik durmak için omurgaya ihtiyaç vardır. Bu duruşun devletler için omurgası güçlü ekonomisidir. Bunu da iyi bilmek gerekir. İyi bir ekonomi için çokça üretim gerekli, fazla detayla konuyu izaha mahal yok en son samanı bile yurtdışından ithal ettiğimiz bir ekonomimiz var. Dik duracağız tabi ki ama dikleşmek ayrı bir durum, manasız dikleşmeler gereksiz didişmeye sebeptir. Devlet; ağırlığını her zaman koz olarak elinde tutmalıdır. Yoksa! Bu durumda bir zaman sonra dünya tarafından ciddiye alınmaz muhatap sayılmazsınız. Gelin görün ki! Bu durumlar çözüm beklerken çok farklı ve  beklenmedik bir gündemimiz oldu şimdi!  Şu anda en önemlisi, ülkenin gündemini meşgul eden ve bizi bu sıkıntılardan kurtaracak seçilmiş beledi'yenin  yenilen'ecek olmasının kaçınılmaz olduğudur...

Saygılarımla,

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.