Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hüseyin Ağaoğlu

Hüseyin Ağaoğlu

Bir “Dilek” tut...


Hatırlar mısınız bir Dilek vardı. Üniversite öğrencisiydi, umutları vardı. Adı gibi bir de dileği vardı. Hastaydı ve iyi olmak istiyordu bunun için ilk önce ilaçlarını düzenli kullanması gerekiyordu fakat Dilek kanserdi... Ve kanser ilaçları karaborsa satılıyor bulunamıyordu...
Dileğin tek arzusu ilaçlarını daha rahat ve kolayca ve her bittiğin de bulabilmekti. Parası vardı Dileğin, ama ilaçları yoktu. İşte tamda sorun buradaydı. Dilek bir duydu ki bakan gelecek, yani devlet baba gelecek, küçükken öyle dedirtirlerdi ya! Belki de oradan aklında kalmıştı. Adı gibi bir dileği vardı bakandan; “Bulamadığı ilaçlarını kolayca bulabilmek, bittiğin de tekrardan alabilmekti.”
Dileğin derdini dinleme tenezzülünde bile bulunmadı bakan sadece ona baktı bir an ve eline para sıkıştırdı o an. Dilek şaşırdı bir an kendine geldi ve bakanın karşısına tekrar dikildi. “Yanlış anlaşıldım, ben dilenmedim” dedi ve parayı ağlaya ağlaya ide etti ve şu cümleler dudaklarından döküldü; “insanlık adına bir kere daha hayal kırıklığına uğratıldım. Belli ki siz hayatınız da çaresizlik nedir hiç bilmemişsiniz, yaşamamışsınız.”
Evet, o bakan hayatın da belki de hiç çaresizlik yaşamamıştı ama Dilek’in bu sözleri karşısın da öylece ve çaresizce baka kaldı ona...
Bugün Dilek’te “yaşamıyor.” Mekânın cennet olsun Dilek...
Zincirlerini kırdığına inanan,herkese kafa tutan,dünyanın beşten büyük olduğunu iddia eden ve bütün mazlumlarının yanında olduğunu söyleyen, söylevden de öte bunu gerçekleştiren üç buçuk milyon Suriyeliye kucak açan,kucak açmakla da kalmayıp koşulsuz şartsız vatandaşlık hakkı tanınmasının önünü açan ve istedikleri üniversiteye sınavsız giriş hakkına sahip olmalarını sağlayarak birde tüm sağlık hizmetlerinden tamamen ücretsiz faydalanmalarına imkan tanıyarak barınma ihtiyaçlarından tutun da maaş bağlanmasına kadar, kendi işini kurmak isteyen Suriyelileri vergi dahil bir çok ekstre giderden muaf kılarak,Esat rejimin den ve savaştan kaçan Suriyelilerin savaş var zulüm var diye kaçtıkları ülkelerine dini bayramlar da topluca sınırı geçerek geri dönmeleri ayrı bir tezatlıkken bayram sonrası tekrar Türkiye’ye geri dönmeleri yada bu durumun normalmiş gibi kabul görülmesi gibi konular bir yanda dururken biz Kendi vatandaşımız olan Dileğe dünya mazlumlarına sahip çıktığımız gibi sahip çıkamadık..!
Dileğin bu feryadının ardından çıkan haberler sonrasın da ilaçlarını belki temin etti devlet baba ama sonrasın da gözden uzak olduğu zamanlar da gönüldenden de ırak tuttu onu devlet baba!
Tabi ki düşküne, mazluma, komşusuna, en yakınına sahip çıkmak, yardımlaşmak, zorda olana el uzatmak, duyarlı davranmak bizim millet olarak yüksek karakterimizdir. Elbette böyle bir durumda gereğini yapmak her zaman için bizim vicdanımız, insanlık onurumuzdur. Dinimiz açısından da manevi bir sorumluluğumuzdur. Lakin öncelikse farz olandır. Yani candır.
İşte biz dünyaya bakarken canımızı bir vatandaşımızı dileğimizi kaybettik, ona bakamadık.
Belki de koca bir ülke olarak da insanlığımızı kaybettik...
Saygılarımla.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.