Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hüseyin Ağaoğlu

Hüseyin Ağaoğlu

Dilin kemiği yok

Bizler bu ülkenin vatandaşları olarak ne istiyoruz! Huzur, güven, birlik beraberlik, sükûnet, sağduyu, anlayış, nezaket vs...
Peki bunu sağlayacak olan bu ülkede ki güç, siyasiler değil mi? Her seçim döneminde az önce madde madde sıraladığım toplumun bu beklentilerini bize vadeden ve daha fazlasını gerçekleştirmek için insanca yaşanabilir bir Türkiye sözüyle yola çıkanlar, bu ülkede yaşayan seçmenlerden kendi siyasi iktidarlarının sandıktan zaferle çıkması adına, her siyasi
Parti liderinin kendi teşkilatlarına verdikleri mesaj sıkmadık el, çalmadık kapı, görmedik yüz etmedik muhabbet kalmasın tavsiyesiyle uzlaşmacı, uyumlu ve uysal bir dille konuşarak seçmeni şefkatle kucaklamalarını ve asla kim olduklarına bakılmaksızın, ayrım yapmaksızın herkesin muhabbetini samimiyetini kazanmalarını istemektedirler.
İş kendi aralarında ki siyasi düelloya geldiğinde sözün en ağırını kılıçtan keskin cümlelerle ve sözcüklerle birbirlerine en üst perdeden haykırmakta kendilerince bir sakınca görmemektedirler...
İktidar güç demektir, muhalefet bu gücü takip eden kontrol eden denetleyen demektir.
Şu ortamda sıklıkla gözlemlediğim mesele, sürekli kavga halinde olan siyasi parti liderlerinin birbirlerine olan mukavemeti ve toplum karşısında ki etkisi ya da etkisizliğidir...
Şimdi soruyorum tüm siyasi parti liderlerine!
“Bu ne pehrizdir bu ne lahana turşusudur”,
“balık baştan kokar”...
Sizler oy reytinginizi artırmak uğruna bu şekilde hareket ederek birbirinize hakaret diliyle hitap ettikçe, toplumda farklı siyasi partilere oy vermiş insanlar arasında aynı zıtlaşmalar ve kutuplaşmaların olması kaçınılmazdır.
Hani herkesi kucaklayan bir dille sarf ettiğiniz o sözler;
hani kardeştik, hani birdik, hani iriydik, hani diriydik...
Mesele insanın kendini ifade etmesi meselesiyse sıradan insanlar birbirleri aralarında bu anlaşmayı kaynaşmayı ve birlikteliği her daim sağlayabiliyorlar zaten...
İhtiyacımız olan şey özellikle siyasilerin her zamankinden daha anlayışlı ve birleştirici olacak söz, tavır ve davranışların içinde olmalarıdır. Yoksa aksine konuşulan her söz her davranış ve üslup toplumda telafisi mümkün olmayacak sorunların tetikleyicisi olabilir.
Mustafa kemal Atatürk, o dönemin şartlarında harp zamanlarında bile vizyonuna ve duruşuna konuşmasına dikkat eden, sağduyu hiç bir zaman elden bırakmayan, akılla düşünen ve zekice hareket eden bir liderdi.
Kılık kıyafeti, konuşmasındaki üslubu ve o güven veren duruşuyla karşındaki insanları etkisi altına alan mütevazı bir devlet adamıydı.
Dış ilişkilerdeki temaslarında ise o dönemin diplomasi dili Fransızcayı iyi konuşarak yabancı devlet adamlarının onun üzerindeki kanaatinin her zaman olumlu yönde etki etmesini sağlardı.
Halkıyla arasına engel koymayan tevazuyu elden bırakmayan bir insandı...
Eğer ki biz, ülke olarak muhasır medeniyetler seviyesine çıkma idealimizi gerçekleştirmek istiyorsak, ilk önce kendi aramızda kavga dilini bırakmamız gerekmektedir.
Buna da öncülük edecek olanlar bu ülkeyi yönetenlerdir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.